MHP Muhalefeti için tek seçenek yeni Merkez Parti

MHP muhalefetinin Bahçeli yönetimine karşı başlattığı haklı direniş, hukuk dışı yollara da başvurularak engellendiği yaygın bir kanı. Çok büyük bir coşku ve katılımla muhalifler tarafından 19 haziran 2016'da yapılan olağanüstü parti kurultayı, mahkeme tarafından iptal edilmişti. İptale karşı açılan dava 20 Haziran 2017'de, mahkemenin verdiği son kararla muhalifler aleyhine sonuçlandı.
Öte yandan Bahçeli yönetimi partide muhalefet yanlısı il ve ilçe yöneticilerini görevden alarak, kurultaya seçilecek delegelerinin de, kendilerine oy verecekler arasından oluşması yönünde önlem almaya başladı. Böylece MHP tabanında büyük çoğunluğu bulunan muhalefetin, gelecekte yapılacak kurultayda da önü tamamen kesilmiş oluyor.
Muhaliflerin aleyhine sonuçlanan ve taraflı olduğu belirtilen mahkeme kararlarının alınmasında, sayın Cumhurbaşkanının istediği rejim değişikliğine olanak sağlayan Bahçeli'ye destek olunduğu, kamuoyunda yaygın bir görüştür.
Mahkeme kararları ve Bahçeli ekibi tarafından parti içi muhaliflere karşı alınan önlemler nedeniyle, artık yeni bir parti kurulması zorunlu duruma gelmiştir. "1200 arkadaşımla uzun süren görüşmeler yaptık. 20 Haziran'da görülecek davanın sonucu ne olursa olsun bu ülkeyi kurdun kuşun eline bırakmayacağız. Arkadaşlarımın yüzde 90'ı yeni bir oluşum kurulmasından yana" diyor Meral Akşener.

TÜRKİYE'NİN MERKEZ-SAĞ PARTİ BOŞLUĞU DOLDURULABİLİR

AKP'nin 16 yıldır tek başına iktidarda olabilmesinin asıl nedeni, Türkiye'de 2002`lerden günümüze Merkez-Sağ bir partinin olmamasından kaynaklanmaktadır. Böyle bir siyasi oluşum olmadığından ve AKP kuruluş yıllarında izlediği temkinli politikalarla bu kesimin oylarını da başarıyla alabildiğinden, AKP seçimleri kazanabilmiştir. Özellikle son sekiz-on yıldır AKP'nin demokrasi, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, laiklik, basın ve fikir özgürlüğü konularındaki baskıcı politikaları ve Türkiye'yi giderek yalnızlaştıran ve içinden çıkılamaz sorunlar yumağına götüren dış politikaları, eski DYP ve ANAP seçmeni kesimlerde de yoğunlaşan bir serzenişe ve huzursuzluğa neden olmaktadır. Bu seçmen kesiminde, onları kucaklayacak bir siyasi partiye artan ölçüde gereksinim olduğu açıkça görülmektedir.
Atatürk ilkelerine bağlı, demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, laikliğe, iyi komşuluk ilişkilerine dayalı bir dış politikaya özlem duyan ve aynı zamanda muhafazakarlığa (gelenekselliğe) ve de milli değerlere önem veren seçmen kesimlerini de kucaklayacak merkezde veya merkez-sağ'da odaklanan bir siyasi partiye büyük gereksinim olduğu inancındayım.

MHP'de parti yönetimi muhalefetin eline geçseydi bile, MHP'nin kuruluşundan bu yana savunduğu siyasi görüşleri ve var olan örgüt yapısıyla, özetlemeye çalıştığım bu merkez oyları kucaklayabilmesi çok zor olacaktı.
Bu nedenle öncülüğünü Meral Akşener, Ümit Özdağ ve Sinan Ogan`in yaptığı muhalefet hareketinin, birlikte kuracaklarını umut ettiğim yeni siyasi parti, bir yandan MHP'de yenilikten yana olan seçmenlerle, Dünya görüşü olarak Merkez Sağ ideolojiye yakın olan seçmenleri, bir siyasi çatı altından birleştirebilir.

YENİ BİR SİYASİ PARTİ TÜRKİYE'DE DENGELERİ DEĞİŞTİREBİLİR

Yukarıda özetlediğim siyasi yapıdaki yeni bir Merkez ya da Merkez-Sağ Parti, MHP'ye oy veren seçmenlerin çok büyük bir kesimini kazanacağı gibi, AKP'ye oy veren seçmenlerin de kanımca yüzde 10'nuna varan kesimini kazanabilme şansına sahiptir. Kuşkusuz bunun için, bu seçmen kesimine umut ve motivasyon verebilecek bir kadroya ve programa gereksinim vardır. Sayın Ümit Özdağ doğru bir tespitle: "Bizim için önemli olan ülkemizin karşı karşıya olduğu ağır sorunları çözecek bir program ve kadroyu oluşturabilmek." diyor.
Fransa kamuoyunda iki yıl öncesine değin fazla tanınmayan Emmanuel Macron, Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandıktan sonra, yeni kurduğu "En March" (Marş) partisi ile, Fransa Parlamentosunda tek başına çoğunluğu sağlayarak iktidarı ele geçirdi. Bunun en belirgin nedeni, halkın öteden beri iktidarı paylaşan siyasi partilere güvenini büyük oranda yitirmiş olmasıydı.
İyi bir kadro ve ülke sorunlarına inandırıcı bir programla çözümler sunan yeni bir Merkez Sağ Partinin, çözüm beklenen ağır siyasi, ekonomik ve sosyal koşullar nedeniyle, seçimlerde çok önemli bir atılım yapması, neden mümkün olmasın. Böyle bir siyasi hareketin önümüzdeki milletvekili seçimlerinde yüzde 20'leri aşan oy potansiyeline sahip olabileceği inancındayım.
CHP'nin de lider kadrosunda ve parti programında yapacağı yenilenmelerle, oyunu yüzde 30'lara yaklaştırabilmesi, Türkiye'nin günümüz koşullarında bana gerçekçi geliyor. Böylece TBMM'sinde yeni bir hükümeti oluşturabilecek bir koalisyonun ortaya çıkması kanımca olasıdır.
Bu yeni siyasi perspektifle ve tüm hayır oylarını kucaklayabilecek bir anlayışla, 2018 belediye seçimlerinde ve 2019 Cumhurbaşkanı seçiminde, referandum sonrası ortaya çıkan son derece endişe veren gidişata son verilebilir. Türkiye'nin geleceği ana konumuz olunca, dar siyasi parti anlayışları ikinci plana itilebilmelidir kanımca.