Sosyal Demokrasinin bir karikatürü: François Hollande

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Rusya’ya karşı savaş kışkırtıcılığına başlamasından bu yana eski cumhurbaşkanlarından Sosyal Demokrat François Hollande’ın yeniden sahneye çıktığını görüyoruz.

Gazeteci Sosyolog Danielle Bleitrach’ın reseauinternational.net sitesinde “Fransa cumhurbaşkanlarının en gülünç ve kuşkusuz en aşağılıklarından biri olan Hollande (Macron’a) tavsiyelerde bulunuyor” başlıklı yazıyı okuyunca Hollande ile ilgili epeydir yazmak istediğim yazı bugüne denk geldi. Gerçekten de Hollande gelmiş geçmiş Fransa cumhurbaşkanlarının en silik olanı. Sosyal Demokrasinin bir karikatürü. Halkı aldatan emperyalist solun bir figürü. Aynı zamanda Fransa’da sosyal demokrasinin iflasına son noktayı koyan ‘lider’.

SOSYAL DEMOKRASİNİN ‘HAK, HUKUK, ADALET’ YALANI

Sosyal Demokrasi ilkesizdir, omurgasızdır ve bukalemun gibi renk değiştirir. Kitleleri manipüle eder; onların “demokrasi” ve “özgürlük” özlemlerini kullanır. “Hak, Hukuk, Adalet” diyerek topluma kendini “sol” olarak sunar. Toplumda sosyal demokrasi konusunda büyük bir yanılsama vardır; bu da kitlelerin önemli bir kesiminin sosyal demokrasiyi sol bir düşünce sistemi olarak görmesidir. Gerçek ise bu düşünceyi savunduğunu söyleyen partilerin kapitalist, emperyalist ülkelerde sistemin sol ayağı, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde ise emperyalizm işbirlikçisi soldur ve gayri millidir. Zira çağımızda sol; öncelikli olarak anti-emperyalist, milli ve emekten yana anti-kapitalist politikalar temelinde neoliberalizm karşıtı halkçı, kamucu ve devletçi bir ekonomik programa sahip olur. Özetle halkçı, devrimci ve anti-emperyalist programa sahip olan partiler sol milli partilerdir. Yoksa salt demokrasi, özgürlük, insan hakları, adalet gibi süslü kavramları kullanarak sol parti olunmaz; buna ancak sol lafazanlık ve kitleleri kandırmak denir.

HOLLANDE: RUSYA İLE İLİŞKİYİ KESELİM

Macron’un Rusya’ya karşı başlattığı Haçlı Seferinin en ateşli destekçisi olan Hollande Macron ile görüşmesinde "Ukrayna’ya daha fazlasını vermeliyiz" demişti. Sadece biz değil diyordu "Almanlar taahhütlerinin yerine getirilmesini sağlamak için daha hızlı hareket etmeli, Fransızlar Ukraynalılara en sofistike olanlar da dahil olmak üzere daha fazla ekipman vermeli” öğüdünde bulunuyordu. Eski Sosyal Demokrat Cumhurbaşkanı Hollande geçen hafta hükümete Rusya ile "hiçbir temasta bulunmaması" tavsiyesinde de bulundu.

François Hollande yaptığı açıklamada "Ukrayna'ya yardım etmeli, yardım etmeli ve yardım etmeliyiz (...) Ukrayna'ya ne kadar çok yardım edersek, bu çatışmanın sona erme şansı da o kadar artacaktır… Barışı sağlayan terk etmek değil, otoriter rejimler karşısında durmaktır” dedi.

SURİYE’YE ASKERİ MÜDAHALEDEN YANAYDI

Hollande, kendinden önceki Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin Suriye’ye karşı izlediği saldırgan politikasını artırarak sürdürmüştü. Suriye’nin Fransa Büyükelçisi’ni sınır dışı eden Hollande, geleneksel Büyükelçiler Konferansı’ında “Esad’ın kendi halkını katleden bir katil olduğunu ve bölgede barışı tehdit ettiğini ve bir an önce gitmesi gerektiğini” belirtiyor ve “Esad Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanmalıdır” diyordu. Seçildiğinde ilk ziyaretini Almanya’ya yaptıktan sonra Amerika’nın yolunu tutmuş ve ABD Başkanı Obama ile görüşmesinde “birçok ortak yanımızın olduğunu gördüm. Fransa ve ABD arasındaki bu kaliteli ilişkilerin gelecek yıllara uzanacağını umut ediyorum” açıklamasında bulunmuştu.

ABD’nin peşine takılan Fransa’nın Suriye politikası başından beri Esad yönetiminin yıkılması için her şey mübah olarak görülüyordu. Aynı bugün Ukrayna’da Rusya’ya karşı her olasılığı kullanmayı savunan Macron gibi. Suriye’de cihatçı teröristler desteklenmeli, silahlandırılmalı ve eğitilmeli diyenler aynısını bugün Ukrayna’da Nazi çeteleri için yapıyorlar.

AFRİKA’DA SALDIRGAN VE İŞGALCİYDİ

Afrika’da gelişen Çin’in direncini kırmak için Sosyal Demokrat Hollande ABD ile birlikte askeri harekatlar, işgaller ve darbeler gerçekleştirdiler. Libya ve Fil Dişi Sahilleri’ne saldırılar Nicolas Sarkozy döneminde başladı. Hollande Sarkozy’nin çizmelerini giyerek bu emperyalist saldırı politikasını devam ettirdi.

ABD’nin “İslami Terörizmle Mücadele Konsepti”ni benimseyen Fransa’nın savaş uçakları 12 Ocak 2013’te Mali’yi bombalamaya başladı. Önce Serval operasyonu sonra Barkhane gücü ile binlerce asker yığdılar. Ardından Orta Afrika Cumhuriyeti’nde Müslüman ve Hristiyanları birbirine kırdırarak askeri müdahalede bulundular. Fransa’nın bu müdahaleleri ABD tarafından desteklendi ve alkışlandı.

SOSYAL LİBERALLERE KARŞI MİLLİ GÜÇLER

Bugün Fransız Orduları Komutanı ve Savaş Şefi Emmanuel Macron’un Rusya’ya karşı başlattığı hesapsız, kitapsız saldırı planlarını en ateşli savunan ve destekleyenler yine sosyal demokratlardır. Ülkede sosyal liberal bir savaş cephesi oluşmuştur.

Güçlü bir devlet ve diplomasi geleneğine sahip olan Fransa’nın Derin Devleti içinde dün olduğu gibi bugün de Şahinlerle Güvercinler arasında savaş mı, barış mı çelişkisi yaşanmaktadır.

Gerek Muhafazakâr, liberal ve sosyal demokrat partiler siyasetlerini tekelci burjuvazinin yani sistemin çıkarlarına göre oluştururlar. Suriye yenilgisinde olsun Ukrayna krizinin başında olsun ABD kendilerini yüz üstü bıraktığında Rusya ile ilişki aramadan da çekinmemişlerdir. Bu durumda da ABD hizadan çıkıldığı gerekçesiyle ülkelerinde terör eylemleri düzenleyerek yanında tutmaya çalışmıştır.

Bir taraftan Macron savaş yanlısı saldırgan politikaları dayatırken diğer taraftan Fransa’nın Atlantik cephesindeki bu debelenmesine karşı devlet aklını gündeme getiren partileriyle, siyaset adamlarıyla Milli güçler ve hatta ordu içinde hatırı sayılır subaylar ve emekli generaller direnç göstermektedir.