Stratejik kumpas: İçte açılım, dışta kanton

Dış cephe dumanlı.

Özelllikle Garp Cephesi.

Adımlar hızlandı.

***

Önce ABD-Türkiye eksenindeki gelişmeler.

Donald Trump-Tayyip Erdoğan telefonla görüştü (8.2.2017).

CIA Başkanı Michael Pompeo Ankara’ya geldi (9.2.17).

Savunma bakanları Brüksel’rde buluştu (15.2.17).

ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford geldi (17.2.17).

Gündem: Rakka operasyonu ve PKK/YPG.

***

Türkiye’nin hamleleri.

Savunma Bakanı Fikri Işık Suudi Arabistan’a gitti (8.2.17).

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Ukrayna’da (10.2.17).

İki ülke arasında pasaportsuz seyahat kararı alındı.

Rusya’ya mesaj olarak algılandı.

Tayyip Erdoğan Körfez gezisine başladı (12.2.17).

İki mesajı verdi: “Fars milliyetçiliği”ne karşı mücadele.

Güvenli bölgede Suriye için “milli ordu” kurmak.

Cumhurbaşkanı Danışmanı İlnur Çevik ABD medyasına konuştu

PYD kantonunu tanıma işareti verdi.

Şart: Fırat’ın doğusuna çekilsinler.

***

Rusya cephesindeki gelişmeler de anlamlı.

Moskova, Suriye için anayasa taslağı hazırladı (24.1.17).

Öneri: Bir tür “Kürt özerkliği”.

Rusya Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Aleksandr Botsan-Harçenko konuştu.

Konu PKK ve YPG.

Mesaj: “Rusya’da bu örgütler resmi olarak teröristler listesinde değil. Bu bir gerçek, durum böyle” (8.2.17).

Moskova’da Kürt konferansı yapıldı. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’den Kürt örgütleri katıldı (15.2.2014).

***

Bir açıklama da Brüksel’den geldi.

NATO savunma bakanları toplantısının ardından.

Konuşan: NATO Genel Sekreteri Jens Soltenberg.

Söylediği: “İttifak Karadeniz’deki askeri varlığını güçlendirecek” (16.2.17).

***

Hatırlansın: TSK çeyrek yüzyıldır direniyordu. NATO’nun Karadeniz’deki varlığına karşı.

Ankara’nın tercihi: Karadeniz’de güvenliği Rusya ile ortaklaşa sağlamak(tı?).

Fiilen Türkiye’nin belirleyici olması anlamına geliyor bu.

Ergenekon operasyonunda Deniz Kuvvetleri’ndeki tasfiyeler: Temel nedenler arasındaydı.

Acil soru şu: AKP hükümeti Türkiye’nin stratejik Karadeniz politikasını terk mi ediyor?

Eğer öyleyse: Türkiye, Batının askeri kuşatmasını Karadeniz’e taşımış olacak.

***

Farkındayım: Kronoloji fazla uzun oldu.

Fakat: Büyük resmi görmek için gerekli.

Konu: Suriye’deki PKK kantonları.

Belli ki: Türkiye tarihi bir yol ayrımında.

***

Şimdi ülkelerin pozisyonlarını inceleyelim.

Amerika’dan başlayalım.

Trump dönemine kadar Washington stratejisi açıktı.

Suriye: Federe bölgelere bölünecek.

Kuzeyde: Musul’dan Akdeniz’e uzanan PKK bölgesi kurulacak.

Namı diğer “Amerikan koridoru”.

Temel araç: PKK-PYD güçleri.

***

Şimdi Trump dönemindeyiz.

Evet: Ne yapacağı henüz belirsiz.

Fakat: Eski politikadan vazgeçildiğinin işareti de yok.

Şimdilik az çok belli olan: PKK/PYD kartını elinden bırakmak istemiyor.

***

Amerikancı çevrelerin havası:

PKK/PYD’yi Fırat’ın doğusuna çekilecek (geçici de olsa).

Türkiye “Federal Suriye”ye razı edilecek.

Böylece: Ankara’nın “doğu”daki PKK kantonlarını tanıması sağlanacak.

Amaç: PKK devletçiğine yasallık kazandırmak.

Irak’ta Barzani-Talabani bölgesine olduğu gibi.

***

Moskova’nın politikası?

Resmi söylemleri biliniyor.

Suriye’de “Kürt politikası” iki ayaklı.

Bir: Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunmak.

(Teknik olarak: Özerklik ya da federasyon bölünme anlamına gelmiyor.)

İki: PKK/PYD’yi ABD’nin elinden almak.

(Not: Kürt kartı üzerinden siyasi mezat başlatıldı. Moskova da artırıma girmiş görünüyor)

***

Ya Türkiye’nin pozisyonu?

Daha 2 Ekim 2016’da yazdım: “Bir koridor, dört strateji” diye.

Şöyle özetleyebilirim:

Birinci ilke: Temel amaç koridoru dağıtmak.

İkinci ilke: Rusya ile dostluk.

Üçüncü ilke: ABD ile kapışmamak.

Dördüncü ilke: IŞİD ile tek başına hesaplaşmaya girmemek.

***

(Şimdi buna beşinci ilkeyi ekleyelim:

İttifak politikasında bölge ülkelerini öne çekmeli.

Başta Suriye’yle.

Ve de İran ve Irak’la.)

***

Beş aydır 4 ilkeye uygun gidildi.

Fakat şimdi bir yol ayrımına geldik.

Anlaşılıyor ki: Türkiye tercihe zorlanacak. Özellikle ABD tarafından.

Özeti: PKK/PYD’yi biraz geri çekmek. (İlk fırsatta ileri hamle yaptırmak üzere.)

Böylece:

Dışta: Doğudaki PKK kantonlarını Ankara’ya kabul ettirmek.

İçte: PKK açılımını tekrar başlatmak.

Zaten: Medyadaki Amerikancı kalemler hemen terennüme başladılar.

***

Özet:

Bir: Türkiye direnmeli. Bölünme hamleleri kimden gelirse gelsin.

İki: Direnme şartları var. Türkiye yalnız değil. Bütün bölge bölünmeye karşı. İran, Irak ve özellikle Suriye.

Üç: Direnmeyenler gider, direnenler gelir.

Son söz: Dört ülke ortak hareket ederse... Rusya karşı çıkmaz.

ABD bile dayatmada ısrar edemez.