25 Şubat 2024 Pazar
İstanbul 14°
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Tahran’ın Gazze’ye bakışı

Rafet Ballı

Rafet Ballı

Gazete Yazarı

Filistin’deki savaş, İran'da iktidarın iki kanadı arasındaki görüşleri yaklaştırmış görünüyor. Amerika konusunda farklılıklar sürse bile, İsrail karşıtlığı ‘Muhafazakar’ ve ‘Reformcu’ kanatları aynı hizada buluşturmuş

Dünya, HAMAS’ın ilk hamledeki başarısının arkasındaki güç olarak İran’ı konuşuyor ya, Reformcular bundan bir hayli mutlu. Savaşın kaderini de İran cephesinin gösterdiği direncin belirleyeceğini düşünüyorlar

Hizbullah savaşa katılacak mı? ‘Reformcular’ da, ‘Muhafazakarlar’ da aynı görüşte. Filistin direnişinin yenilme ihtimali ortaya çıkarsa, sadece Lübnan Hizbullahı değil, Irak Hizbullahı ve Yemen Ensarullah hareketi de sahaya inecek

Filistin’deki direniş hareketi HAMAS, askeri aklı yüksek bir hamle yaptı. Filistin, dünyanın gündemine oturdu.

İsrail, direniş cephesinin siyasi hesabını hala tam anlayabilmiş değil. Katliam pahasına Filistin halkını toptan sindirmeye çalışıyor. 1947’den beri hep yaptıkları gibi, bu kez de Gazze şeridinden Filistin halkını sürme hesabı içinde.

Atlantik’in önde gelen devletleri Doğu Akdeniz’e yığınak yapıyor. Görev tanımları, İsrail’in katliam politikasına bekçilik yapmak.

Ne olacak? Ya Filistin halkının meşru haklarına dayalı bir çözüm yolu açılacak. Ya da İsrail, Atlantik’in koruma kalkanı sayesinde, Filistin direnişini büsbütün zayıflatacak.

REFORMCULAR, MUHAFAZAKARLAR

İran, bu denklemde belirleyici kuvvetler arasında. Gelişmeleri nasıl okuyorlar? Üst kademe güvenlik merkezlerinde görev yapmış Reformcu uzmanlarla görüştük.

Önce biraz uzun bir parantez açalım. İran’da “Reformcular” ve “Muhafazakarlar”, birbirinden tamamen kopuk iki ayrı blok değildir. İki kanadın da ana gövdeleri çoğu alanda bir koalisyon gibi hareket eder. Zaten İran’da iktidarın asıl çekirdeği Rehberlik kurumu etrafında kurumlaşmıştır. Rehber Ali Hamanei de, Muhafazakar olmakla birlikte, 8’er yıl iki Reformcu cumhurbaşkanı ile ortak çalışma esnekliğini gösterebilmiştir.

Ayrıca, Karabağ savaşından sonra İran’da kabaran aşırı Türkiye hassasiyetini yatıştırmak için Rehber Hamanei bizzat müdahale etti.

Muhafazakarlar, ABD ve İsrail konusunda sert ve köşeli bir tutum içindeler. Rusya ve Çin ile stratejik ittifakı savunuyorlar.

Reformcular ise kendi tutumlarını şöyle formüle ediyor: “Ne Batı, ne Doğu. İslam Cumhuriyeti.” (Hatırlatalım. İran Dışişleri Bakanlığı’nın giriş kapısı üzerinde, İslam devriminden sonra şöyle yazar: “Ne Garbi, ne Şarki. Cumhuri İslami!”)

Yani Reformcular, (İsrail hariç) Batı ile de, kendi ifadeleriyle, “dengeli” ilişkiler kurulmasını istiyorlar (okurlarımız bunu Rusya ve Çin’i Batı ile “dengeleme” olarak anlayabilir). Bu sayede Rusya ve Çin’le ilişkilerde İran’ın milli çıkarlarını daha iyi koruyacaklarını düşünüyorlar.

(Not: Belli oranda Tayyip Erdoğan’ın Atlantik ile Avrasya arasındaki “denge” politikasına benziyor.)

ATEŞKESE EVET

Bu uzun parantezden sonra HAMAS’la devam edelim. HAMAS’ın kısa vadeli hesabı nedir acaba?

Önce HAMAS’ı tarif ediyorlar: “Filistin’i Siyonist işgalden kurtarmak için mücadele eden, Sünni İslamcı bir parti.” Burada “Sünni” vurgusuna dikkat. Anayasasına Şiiliği açıkça yazan İran, “mezhepçilik” yapmadığını göstermek için “Sünni” HAMAS’a destek verdiğinin altını çiziyor.

Ya Aksa Tufanı’nın amacı ne?
Kısa vadeli hedefleri sayıyorlar:
“İsrail ile Gazze arasındaki güç dengesini değiştirmek... Mescid Aksa'ya saldırı ve tacizleri önlemek... Irkçı İsrail’le Arap monarşileri arasındaki sözde normalleşme sürecini akamete uğratmak... Filistinlilerin evlerinin yıkılmasını durdurmak. Gayri meşru silahlı milis olan siyonist yerleşimcileri bölgeden uzaklaştırmak. Bölgeden tersine göç başlatmak...”

İki program karşı karşıya.
İsrail, içte Filistinlileri sürerek, evlerini yıkarak etnik süpürme yapıyor. Dıştan da Filistin’e Yahudi göçünü teşvik ederek nüfusunu artırmaya çalışıyor.

Önemli. HAMAS da bunun karşısına “tersine göç”ü koymuş programa. Soru: HAMAS, İsrail de kabul ederse ateşkese razı olsun mu?

İran, devlet aklına sahip. Ateşkese esnek bakıyorlar. “İsrail müzakerelere razı olursa, HAMAS şimdilik bu kadar yeter der, ateşkes ilan edilir ve müzakereler başlar. Bu aşamada istenilen başarı elde edilmiş olur.”

Bunun İsrail için yenilgiyi kabul anlamına geldiğini biliyorlar tabii.

HAMAS’ın uzun vadeli hedefleri hakkında Tahran’ın elindeki bilgiler şöyle: “Bu hedefleri, İsrail ile dünya kamuoyunun bu işgal karşıtı operasyona tavrı belirleyecektir.”

İSRAİL HİZBULLAH’TAN NİÇİN KORKUYOR?

Bütün dünyanın merak ettiği soru: Lübnan Hizbullahı savaşa katılacak mı?

Hizbullah herkes tarafından neden bu kadar önemseniyor?
Çünkü, 75 yıllık tarihinde İsrail’i askeri olarak en fazla zorlayan, yenemediği tek güç Hizbullah oldu. Sadece Batı Asya’da değil, bütün dünyada düzenli ordular kadar roket ve füze teknolojisini başarıyla kullanan tek devlet dışı kuvvet.

Bu, bir iddia değil. İsrail bunu acı bir şekilde test etti. İsrail, 2006’da Güney Lübnan’a girerek Hizbullah’ı dağıtmaya çalıştı. Savaş 33 gün sürdü. Sonunda İsrail çekilmek zorunda kaldı. O tarihten beri İsrail, Hizbullah’a topyekün bir saldırıyı göze alamıyor.

Bugün de Hizbullah’ın kuzeyden cephe açması, ABD ve Tel Aviv’i en çok korkutan ihtimal. Zaten, başta ABD, Atlantik donanmalarının Doğu Akdeniz’e yığılmasının öncelikli sebeplerinden biri de Hizbullah. ABD, İran ve Suriye üzerinde baskı kurarak, Hizbullah’ın savaşa girmesini önlemeye çalışıyor.

Geçerken belirtelim. Bütün tarafların ortak görüşü şu: Hizbullah’ın envanterindeki roket ve füzeler yetenek, menzil ve sayı bakımından HAMAS’tan kat kat üstün. İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye göre Hizbullah’ın elinde en az 150 bin roket ve füze bulunuyor.

HİZBULLAH HANGİ DURUMDA SAVAŞA GİRER?

Konuştuğumuz İranlı uzmanlar Hizbullah’ın pozisyonunu şöyle özetlediler:

“Hizbullah'ın kırmızı çizgisi belli: Filistin direnişinin yıkılmasını önlemek. Çünkü İsrail, Filistin direnişini kırarsa, sıra Hizbullah’a gelecek. 7 Ekim’den sonra Hizbullah'ın İsrail’le yarattığı küçük çatışmalar, İsrail kuvvetlerinin, özellikle muharip kara gücünün yarısının kuzey cephesinde, Lübnan sınırında tutulmasını sağladı. Bu, başarıdır.”

İsrail’in muhtemel kara harekatı da Hizbullah’ın aynı hassasiyeti içinde.

Sonuç: Hizbullah günlük roket atışlarıyla, hem İsrail’i kuzey cephesinde kuvvet bulundurmaya zorluyor, hem de bölgedeki yığınağını keşfediyor.

ABD DONANMASI NİYE GELDİ?

Uzmanlarımız, Atlantik donanmasının gelmesinin Filistin boyutunu şöyle değerlendirdiler:

“ABD, İran ve Suriye'nin çatışmalara doğrudan katılmasını önlemek istiyor. Elbette İsrail kuvvetlerinin dağılması durumunda ABD donanmasının Filistin halkına karşı savaşa girmesi de mümkündür.”

Bir izlenim: Yine de İran, Filistin davasının esas olarak Filistinli kuvvetlere dayanmasına öncelik veriyor.

Reformcu uzmanların aktardığı bir diğer senaryoyu da yorumsuz aktarıyoruz:

“ABD'nin donanmasını Doğu Akdeniz'e göndermesinin nedenlerinden biri de, İsrail'in İran'a saldırmak için kullanacağı bahaneleri ortadan kaldırmak olabilir.”

İRAN, DİRENİŞİN ORTAK MERKEZİNİ KURMUŞ

Hamas’ın Aksa Tufanı’nı başlattığı ilk gün, yani 7 Ekim’de önemli bir adım atılmış. İran, Suriye, Lübnan, Irak, Yemen ve Afganistan’dan İslami direniş hareketleri, Hizbullah ve Hamas da dahil, Ortak Direniş Merkezi (ODM) kurdular. Bir tür ortak karargah. Ciddi bir adım bu. Ortak Direniş Merkezi, doğrulanmamış raporlara göre, eğer İsrail işgal güçleri, Gazze'ye bir kara saldırısı başlatırsa, Lübnan Hizbullahı'nın harekete geçeceği konusunda dolaylı olarak uyarıda bulunmuş.

Öyle anlaşılıyor ki, önümüzdeki süreçte ODM’nin ağırlığına hep tanık olacağız.

İRAN EZBER BOZAN BİR TEKLİF YAPMIŞ

Çok az bilinen bir teklifi duyurmak isteriz. Reformcu uzmanların belirttiğine göre İran, ta 1996’da, İslam İşbirliği Teşkilatı'na Filistin sorununun çözümü için bir referandum planı sunuyor. Plan, İslam İşbirliği Teşkilatı'nda ve Birleşmiş Milletler genel kurulunda gündeme getirilip kayda geçirilmiş.

İran resmen, Filistin’de Müslüman Araplar, Hıristiyan Araplar ve Yahudilerin ortak bir devlet kurmasını gündeme getirmiş. Demokratik ve eşit haklara dayalı birleşik bir devlet. Ezber bozucu bir teklif. Çünkü yaygın kanaat, “İran, Yahudileri yok etmek istiyor” şeklinde. Fakat Tahran’ın, kendi teklifinde ısrar edip gündemde tutmaması yazık olmuş.

Filistin Gazze İsrail ABD HAMAS