‘Ucube’ itirafı!

Recep Tayyip Erdoğan dün bir itirafta bulunmuş:
“İstanbul için çok yanlışlar yaptık, ucube inşaatlar yaptık. İstanbul’umuzun o güzelliğine yanlışlar yaptık. Kentsel dönüşüm yapıyoruz. Bunu bir düzene sokalım.”
***
Ha şunu bileydin!
1994 yılında İstanbul’a Büyükşehir Belediye Başkanı oldun!
Önce bu sıfatınla sonra da Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak bu 22 yılın 18’inde İstanbul’la ilgili verilen kararlara imza attın.
Bu 18 yıl boyunca biz söyleyince sinirlendin; dava ettin.
Hatta işimizden attırıp ekmeğimizle oynadın.
Şimdi aynı şeyi sen söylüyorsun.
Evet, İstanbul için çok yanlışlar yaptınız...
***
Sadece İstanbul için değil ama...
Türkiye için de çok yanlışlar yaptınız...
İktidarınızın kartviziti olan “ucubelik”, binalarla sınırlı kalsa yine iyi...
Eğitimi ucubeleştirdiniz...
Türkçeyi ucubeleştirdiniz...
Ekonomiyi ucubeleştirdiniz...
Kültürü ucubeleştirdiniz...
Ahlakı ucubeleştirdiniz...
Siyaseti ucubeleştirdiniz...
Devlet yönetme anlayışını ucubeleştirdiniz...
En önemlisi de “nesilleri” ucubeleştirdiniz!
***
Tekrar ediyorum; evet, İstanbul için çok yanlışlar yaptınız...
Çünkü sizin kültürünüzde “İstanbul’u yemek” var!
Ben 50 yıldır bu kentte yaşıyorum; tek ağacın dalını kırmadım.
Tek taşını evime alıp götürmedim; tek kuşunu evsiz bırakmadım.
Ancak siz...
“Orman arazilerine kondurulan kaçak evler”den geliyorsunuz.
Güzelim Çamlıca’yı betonlaştıran yağmacı zihniyetten besleniyorsunuz. Bu yüzden o güzelim tepeyi “cami” bahanesiyle biraz daha betonlaştırmaktan geri durmadınız.
***
İstanbul’un altını deldiniz, rant yarattınız...
Üstünü yoldunuz; yine rant yarattınız!
Şimdi kalkmış “ucube”den söz ediyorsun!
“Kentsel dönüşüm” adı altında yeşil Kadıköy’ü betonla kapladığın...
Asırlık çamların, çınarların bol ürün veren canım meyve ağaçlarının kesilmesine neden olduğun...
Üçer katlı güzelim apartmanların yerine on beşer yirmişer katlı kulelerin dikilmesine izin verdiğin yetmedi; anladığım kadarıyla şimdi bu “ucubeliği” tüm kente yaymaya hazırlanıyorsun!
Mimarı olduğun ucubeliği, daha büyük bir ucubelikle yok etmeye soyunuyorsun!
***
Bizi kandırma Recep Tayyip Erdoğan... Çık; gerçeği söyle:
İstanbul’un ne kültürü umurunda senin; ne tarihi, ne de doğası...
Senin için önemli olan tek şey “parası...”
Yap, yap, yap ye...
Boz, boz, boz ye...
İyisi mi numara yapma bize “Güzel İstanbul” falan diye...
Rahat bırak İstanbul’u...
Rahat bırak Türkiye’yi...
Vallahi de billahi de başka hiçbir ihsan beklemiyoruz senden!

ŞART MIYDI?
Düşük Profilli Başbakan’ın Osmangazi Köprüsü’nün açılış töreninde yaptığı konuşmayı izlerken duyduklarıma inanamadım.
Ne kadar mutlu olduğunu anlatıyordu!
Bütün ülke hatta dünya,Atatürk Hava Alanı’nda katledilenlere ağlıyor; bizimki “Köprümüz oldu” diye seviniyor!
Tören alanında da şenlik yapılıyor!
***
Halkına saygılı iktidarlar bu gibi felaketler yaşanırken, herhangi bir nedenle “sevinç gösterisi” yapmaz...
En azından bu tür törenleri erteler.
Bizde ise adam mutluluğunu anlatmaya sözcük bulamıyor!
İye de şart mıdır be morkolozlar?
Köprüyü törensiz açsanız da töreni ”acısız” bir zamana bıraksanız neyiniz eksilir?

GÜNÜN SORUSU
Osmangazi Köprüsü’nün açılışına gidemeyen AKP’li vekiller töreni Meclis’te televizyondan birlikte izlemişler ve temsili bir kurdeleyi keserek “açılışın hazzını” yaşamışlar... İsyanım bu morkolozlara ve patongazlara:
Daha bir gün önce Atatürk Hava Alanı’ndaki baskında ölen insanların acısı yürekleri yakarken, bu “Açılışçılık” oyununda kahka atarken hiç mi utanmadınız?

Unutulan bayramın önemi!
Dün 1 Temmuz Kabotaj Bayramı’ydı ama son yıllarda olduğu gibi yine kimsenin umurunda değildi.
Kabotaj Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 1 Temmuz 1926, denizlerimizin “düşman işgali”nden kurtarıldığı gündür.
Çünkü bu kanunla denizlerimizde ve limanlarımızda yolcu ve yük taşıma hakkı sadece bizim oldu.
Diğer bir deyişle denizlerimizi işgal eden ve emperyalistler kovuldu.
Peki; biz denizlerimizin hakkını ne kadar verebiliyoruz?
En fazla yüzde 10!
Düşünün; nüfusu 17 milyon olan İstanbul’da Karaköy-Kadıköy vapur seferleri bile 23.00’te bitiriliyor...
Neden?
Çünkü o saatten sonra sarhoşlar (!) biniyormuş!
***
Evet denizlerimizde yük ve yolcu taşımacılığı yapma hakkı, Atatürk ve arkadaşları sayesinde 1926’dan bu yana sadece bizim...
Bir de hakkını verebilsek, ne iyi olur!

156+348!
Abdullah Gül’e söylemek istediklerinizi yazıp mustafa0mutlu@gmail.com’a gönderin; yayınlayayım. Bugün sıra İstanbul’da yaşayan Deniz Coşkun’da:
“Abdullah Bey...
Üç ay önceye kadar kirada oturduğum evin sahibi, son gelen elektrik, su, doğalgaz faturalarını ödememi istedi. Ben de ‘Koskoca Cumhurbaşkanı bile, yediklerinin içtiklerinin parasını ödemedi; ben neden ödeyeyim ki?’ dedim... Geçenlerde icradan kağıt geldi. Parayı faiziyle birlikte ödemem isteniyor. Biliyorum; ödemem gerekiyor ama yine de size bir danışayım istedim. Bu parayı vermemek için ille de cumhurbaşkanı olmam mı gerekiyor?”

GÜNÜN İSYANI
Gezi’den ders almayan ağaç ve park düşmanları bu kez Beşiktaş’taki tarihi Ihlamur Parkı’na göz dikmiş... Taşeron firma SİT alanı olan parkın çevresini demir bariyerle kapatmış ve bazı asırlık ağaçları kesmeye başlamış... Günün isyanı, nöbet tutarak afişli-pankartlı “park savunması”na başlayan bölge sakinlerinden, yağmacılara: