Üretim Devrimi’nin habercisi: Nevrûz

Yüzyıllardır her 21 Mart’ta Orta Asya’dan, Acem illerine, Ortadoğu’dan, Anadolu’ya, Rumeli’den, Balkanlara doğru ılık bir bahar rüzgârı eser. Toprağın canlanıp, doğanın uyandığı, gelecek olan üretim sürecinin bereket umudu ‘Yeni Gün’ muştusu ile çalar kapıları

Azra Erhat Mitoloji Sözlüğü adlı eserinde şöyle sesleniyor: “İlkin Söz vardı, der Kitap. Bunu Platon duysa, söz mü, hangi söz, diye sorar. Çünkü eski Yunan dilinde söz kavramını vermek için bir değil, üç sözcük vardır: Biri "mythos", öbürü "epos", üçüncüsü "logos". Mythos söylenen veya duyulan sözdür, masal, öykü, efsane anlamına gelir. Ama mythos'a pek güven olmaz, çünkü insanlar gördüklerini, duyduklarını anlatırken birçok yalanlarla süslerler”

Mitler; toplumların, ulusların, halkların dağarcığında biriktirdiği ve kimliğini belirleyen muazzam bir birikimdir diye düşünüyorum. Bilinmezi bilinir, ulaşılmazı ulaşılır kılan hayallerin toplamıdır. Toplumların geçmişe dayalı yarattığı kahramanlık ve diriliş efsaneleri ile günü ve geleceği canlı tutma senaryolarıdır. Ozanların, şairlerin, bilgelerin dilindeki en kadim hikayeler, söylenceler, efsanelerdir.

Yüzyıllardır her 21 Mart’ta Orta Asya’dan, Acem illerine, Ortadoğu’dan, Anadolu’ya, Rumeli’den, Balkanlara doğru ılık bir bahar rüzgârı eser. Toprağın canlanıp, doğanın uyandığı, gelecek olan üretim sürecinin bereket umudu “Yeni Gün” muştusu ile çalar kapıları. Halklar tohumun toprağa düşeceği günleri şenliklerle, danslarla, şarkı ve türkülerle karşılar. Toprak; çalınan sazlar, söylenen şarkılar, türküler ve üzerinde esen bahar rüzgarının “hadi uyan!” demesiyle atar üstündeki kışlık yorganını ve katılır “Yeni Gün”ün şenliklerine.

Yeni umutlar, yeni kazançlar, yeni bereketler “Yeni Gün” ile imgelenmiştir. Tarım toplumları için doğanın uyandığı gün aynı zamanda yeni bir yılın da başladığı gündür. Tarih boyunca insanlık tohumun toprakla kavuştuğu ya da ürünün hasat edileceği süreçlerde şenlikler, kutlamalar yapmıştır. Kısacası yılın başladığı gün ya kazmanın toprağa vurulduğu, üretimin başladığı ya da orakla ekinin biçildiği gündür. Eski Babil’de Akit kutlamaları yılın ilk ayı kabul ettikleri Nisan ayının ilk 12 gününde kutlanır... İbrâniler ise birinci, altıncı, yedinci ve dokuzuncu ayların ilk gününü yeni yıl sayarlar. (1) İsrâiloğulları’nın, kökeni Ken‘ânîler’e kadar uzanan yedi günlük Fısıh (Mayasız Ekmek) bayramı da yılın ilk ayındaki arpa hasadına denk düşen süreçtir. (2) Tarımsal faaliyetlerin sonunu ifade eden Sümer kökenli bir festival olan Zagmug’un da (Babil Nevrûzu) (3) hasat bayramı olduğunu biliyoruz.

Mitlerin en önemli özelliği, her toplumun farklı anlamlar yükleyerek varyantları ile çoklu ve kısmen ortakçıl bir efsaneler havuzu haline dönüşebilmesidir. Aslında dünyanın birçok coğrafyasında bu ve benzeri kutlamalar, karşılamalar olmakla birlikte nevrûz, Türklerin tarihinde çoklu anlam ifâde eden özel bir gündür.

Yumurta tokuşturma nevruz kültürüdür

“Yıllardır didişme ve parmak sallama günü olarak toplumda korku salmaya alet edilen Nevrûz’umuzu bugünün Türkiye’sinde nasıl algılayacağız? İnsanların doğaya şükran sundukları, Nevbahar şarkıları söyledikleri bugünden önümüzdeki günlere ne koyacağız? Şu bilinmelidir ki; 2024 Nevrûz’u öncelerinde olduğu gibi hepimizin millet olarak Yeni Gün’üdür.”

TÜRKÇENİN HER LEHÇESİNDE NEVRÛZ’UN KARŞILIĞI VARDIR!

Türklerin kadim kültürünün parçası olan Nevrûz Farsça “yeni gün” anlamına gelir. Yıllardır sorarlar; madem nevrûz’un tarihçesinde Türkler temel figürlerden biri ve hatta çoğunda temel çıkış noktası ise adı neden Farsça? Farsça çünkü Doğu’nun yazılı tarihin birçok döneminde özellikle İslâm Rönesans’ı ve sonrasında sanat ve edebiyat dili Farsça, bilim ve teknik dili ise Arapçadır. Bu bir teslimiyet değil çağcıl zorunluluktur. Kaldı ki Nevrûz’un Türk Dilindeki karşılıkları aklınızın alamayacağı kadar da çeşitlidir ama üzerinde fazlaca durulmamıştır, çünkü mitin yürüyüşünde ulusal dil gibi bir temel iddia yoktur. Bu durum Türkçenin ve lehçelerinin hiç kullanılmadığı ya da kullanılmayacağı anlamına da gelmez. Aslında araştırınca Türk dili ve lehçelerinde çok daha zengin çeşitlemelerle karşılaşıyoruz... İşte size birkaç örnek: Ulustın Ulu Küni, (Ulusun Ulu Günü), Ulu Kün, Ergenekon, Bozkurt, Çağan, Babu Marta, Kürklü Marta, Yengi Kün,(Yeni Gün), Yeni Yıl, Mart Dokuzu, Mart Bozumu, Mart Kırma, Mart Dutması, Mart Bozması, Yılbaşı Tutmak, Mereke, Meyram, Nartukan, Nartavan, Isıakh Bayramı, Altay Ködürgeni, Çılgayak, Yılsırtı, Bereket Bayramı, Bahar Bayramı, Yörük Bayramı, Yumurta Bayramı, Döldökümü, Yılbaşı Tutmak, Yıl Yenilendi, Kırklar Bayramı, Kış Bitti Bayramı... Birkaç tane de ilişkili olduğunu düşündüğümüz güne de örnek vermek gerekirse: Mart İpliği, İhya Gözleme, Hörfene, Hak Üleştirme, Saya Bayramı, Muştu Töresi, Çiğdem Eğlencesi, Çıkgör Eğlencesi, Çıgör, Hızır Nebi Törenleri, Koç Katımı, Kışyarısı, Hızır Orucu, Kabayele Karşı Gitme, Hıdırellez, Eğrilce, Sıçancık, Ekin Salavatlama, Taş Taşa Kuytu Olması, Kapı Pusma, Yeddi Levin Gecesi, Baca Baca, Uşak Bayramı Günü, Tahvil Saati, Kalbur Üstü, Ahır Çarşamba Gecesi...

NEVRÛZ KIZILCA GÜNDEN ÇIKMA GÜNÜDÜR!

Nevrûz Türkler ’de yalnız tarımla bağıntılı değildir. Devletin zorlu süreçlerini, Ergenekon’da olduğu gibi yeniden doğuşlarını anlatan efsanelerine de kaynak olmuştur. Nevrûz kutlamalarının bir diğer adı da “Ergenekon Bayramı”dır. Bu isim geçmişten günümüze kadar hâlen çeşitli Türk boyları arasında canlılığını korumakta, aynı zamanda milletin destanların gücüyle birbirlerine olan güven bağını güçlendirmektedir. Ergenekon da böyle bir gelenektir. Ebulgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Türkî’sinde naklettiği Ergenekon menkıbesi, eski Çin kaynaklarının verdiği tarihî olayların bir yankısıdır. (4) Ergenekon ve Bozkurt Destanlarında “Yeni Gün” bir şekilde yoktan var olma, tekten çok olma anlamı yüklenmiştir.Tek bir tohumdan hayatı yeşertmek bir ulusun varlık yokluk savaşı olarak daha derin bir anlam derinliği kazanmıştır. Demiri dövmek, ateşten geçmek hep bu anlam bütünlüğünün parçalarıdır.

Orta Çağ’dan itibaren Türk boylarının 21 Mart kutlamaları aynı zamandaTürklerin yılbaşını temsil etmektedir. Nitekim gerek güneşe göre düzenlenen on iki hayvanlı Türk takviminin, gerekse Sultan Melikşah’ın Celâlüddevle (5) lakabına atfen kullanılan Celâlî takviminin başlangıcı Nevrûz-ı Sultâni yani 21 Mart’tır. (6). Celâli Takvimi (Hayyâmi Takvim) ise büyük matematikçi, astronom ve şair Ömer Hayyam tarafından titizlikle hesaplanıp hazırlanmış , Gregorian ve Julien takvim dahil olmak üzere diğerlerinden en az sapma gösteren takvimdir. ‘Ağırlığım uğurluğum odda yansın!’ (Nevrûz Ateşi duası) 21 Mart Nevrûz şenlikleri; Asya Türk boylarında Selçuklu ve Osmanlı Türk illerinde de bayram ve karşılama ikliminde kutlanmıştır. Selçukluların yaşadığı tüm süreçlerinde yılbaşı, Nevrûz günü olarak kabul edilmiştir. İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nün Mart 2021’de düzenlediği “Nevrûz” konulu akademik sohbette İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak konuyu şöyle özetlemiştir: “...Kökleri kadim Asya halk inanışlarında olan birtakım inanışların şeklen devam ettirildiği görülür. Mesela Nevrûz günü ve akşamı insanlar meydanlarda yakılan ateş başında toplanarak günahlarından arınmak ve talihlerini düzeltmek için ateş üzerinden atlarlar. Bazı Türk boylarında Ergenekon Destanı’ndaki demir imgesini hatırlatacak şekilde Nevrûz günü ateşte demir ısıtılıp dövülür. Nevrûz öncesi buğday, mercimek vb. tahıllar ıslatılıp çimlendirilir; elde edilen yeşil filizler ilâve taze yapraklar ve çiçeklerle birlikte evlerde hazırlanan Nevrûz masalarında kullanılır. Nevrûz masalarına Kur’an, boyalı yumurtalar, ayna, su dolu kâse, çeşitli meyve, tatlı ve baharatlar konulur. Bazı topluluklarda bu bayram için ayrılan büyük ve küçükbaş hayvanlar kurban edilir. Nevrûz için özel olarak pişirilen yemeğin topluca yenilmesi, bayram süresince çeşitli yarışmalar düzenlenmesi ve oyunlar oynanması gibi âdetler de yaygındır. Nevrûz kutlamalarında 7 sayısıyla ilgili bazı gelenekler göze çarpmaktadır. Günümüzde de Nevrûz yemeğinde yedi çeşit tahılın kullanılması bu sayıyla ilgili geleneğin devam ettiğini göstermektedir” (7)

Nevruz semeni

Ayrıca 7 sayısının uğuruna inanmak, 7 dağın ardında umut aramak, 7 ateşten geçmek, çeşitli ot ve tahıldan harman 7 dükkân süprüntüsü denen tütsüler yakmak, bu sayıyla ilgili geleneğin devam ettiğini göstermektedir.

Osmanlı Türkiyesi döneminde kaleme alınan Nevrûziyyeler, hekimbaşılar tarafından saraya takdim edilen Nevrûz macunları ve Nevrûz bahşişleri bilinmektedir. Takvimler müneccimbaşı tarafından her yıl nevrûzda hazırlanır, padişaha, sadrazama ve diğer devlet ricâline takdim edilirdi. “Nevrûz, Osmanlı devlet adamlarının ve aydınlarının birbirlerini tebrik ettikleri bir bayramdır.” (8) Nevrûz kutlamaları özellikle 1980’li yıllardan itibaren Türk cumhuriyetlerinde resmî bayram halini almıştır.

Nevruz yumurtaları

Yeni Gün kutlamalarının çok geniş bir coğrafyaya ve çok farklı inançları da içine alan geniş bir çerçeveye sahip olduğunu söylemiştik. Bir ucu Orta Asya’da diğer ucu İran’da, Azerbaycan’da, Türkiye’de olan bu kutlu gün tüm Balkanlarda da aynı heyecan ve yakın ritüellerle kutlanmaktadır. Azerbaycan ve İran ikliminde dinsel ögeler de konuya dahil olmuştur. Arnavutluk’ta ise tamamen dini bir bayram ve resmî tatildir. Bektaşiler Hz. Ali’nin doğum günü olarak kutlamaktadır. Hz. Ali ile ilgili birçok olayın Nevrûz gününde vukû bulduğu, Nevrûz’un Hz. Ali’nin doğum günü, Hz. Fâtıma ile evlendiği gün ve Hz. Muhammed tarafından halifeliğinin ilân edildiği gün olduğu ileri sürülmüştür. (9)

Ayrıca Firdevsi’nin Nevrûz’u; Cemşid’le, Zerdüşt’le ilişkilendirmesi ayrı bir mitolojik zenginlik katmıştır. Bu ise çok kültürlü kadim Mezopotamya’nın Nevrûz’a kattığı değerdir.

Nevruz taamları

NEVRÛZ ATEŞİNİN AYDINLIĞI İLE YENİDEN ÇIKARIZ KARANLIKLARDAN!

Yıllardır didişme ve parmak sallama günü olarak toplumda korku salmaya alet edilen Nevrûz’umuzu bugünün Türkiyesi’nde nasıl algılayacağız? İnsanların doğaya şükran sundukları, Nevbahar şarkıları söyledikleri bugünden önümüzdeki günlere ne koyacağız?

Şu bilinmelidir ki; 2024 Nevrûz’u öncelerinde olduğu gibi hepimizin millet olarak Yeni Gün’üdür. Tohumdan filiz, filizden bereket tarlaları yeşertmeyi önümüze koymamız gereken gündür. Bitti dedikleri yerden tekrar başlama günüdür. Dosta düşmana karşı kolkola girip; yoksulluğun üzerine emekle, alın teriyle gitmeye and içme günüdür. 7 ateşten geçmiş olmanın bilgeliği ile önder olma günüdür. Kızılca günlerin geride kaldığının müjdecisidir.

21 Mart 2024 Nevrûz’umuz ya da Yeni Gün’ümüz Üretim devriminin muştusunu vermenin günüdür. Yeniden diyerek şarkılar, türküler söyleyerek kolkola girenlerin, gayrısının da ipini pazara çıkarmanın günüdür... Kutlu olsun.

Dipnotlar

(1) G. Fohrer, History of Israelite Religion (trc. D. E. Green), London 1972, s. 382.
(2) J. Bright, A History of Israel, London 1960, s. 164.
(3) Prof.Dr. N.Yıldırım İran Mitolojisi Mart 11 2009 / https://nyildirim.wordpress.com/2009/03/11/iran-mitolojisi/
(4) (Ebulgazi Bahadır Han Rıza Nur/1925:35-38)
(5) Melikşah'a bu ünvan dönemin Abbasî halifesi tarafından verilmiştir. Osmanlıdaki "yüce devletlu" hitabına eş değer bir anlamı vardır
(6) Prof.Dr. Reşat Genç, “Türk Tarihinde ve Kültüründe Nevrûz”, Türk Kültüründe Nevrûz Uluslararası Bilgi Şöleni (Sempozyumu) Bildirileri, Ankara 1995, s. 17-18. / Prof.Dr. Mustafa Kafalı, “Türk Kültüründe Nevrûz ve Takvim”, s. 25-31.
(7) https://www.istanbul. edu.tr/tr/haber/21-mart-nevrûz-senlikleri-asya-turk-boylarinda-selcukluda-ve-osmanli-turklerinde- 77006D00480058003900490072004A0045006C00500039007900700046006200610041004F003200370077003200
(8) Ahmet Oğuz, “XIX. Yüzyıl Sonu Osmanlı Belgelerine Göre Dinî Bayram ve Nevrûz Tebrikleri”, a.e., sy. 53 (2002), s. 23-24.
(9) P. Ponafidine, Life in the Moslem East, Piscataway 2003, s. 357. Bedri Noyan, “Şia’nın Bayramlarından Nevrûz”, TDEAD, sy. 2 (1983), s. 102-109.