Yerel seçimlere doğru: Belediyeler ve tarım

Belediyelerin toptancı hallerin, semt pazarlarının düzenlenmesi ve denetimleri, gıda güvenliği ve fiyat kontrolleri gibi konularda tarımla doğrudan ve dolaylı olarak ilgili olduğu kamuoyunca bilinir sanıyorum. 2012 yılında 5216 Sayılı Büyük Şehir Belediyeleri Kanununda değişiklik yapan 6360 sayılı yasa ile büyükşehir sayısı 13 artırılarak 29'a daha sonrada 2013 yılında Ordu ilinin de eklenmesi ile 30'a çıkarılmıştır. Bu düzenlemelerle tarım ve kırsal alanı yakından ilgilendiren önemli değişiklikler de ortaya çıkmıştır. Bunlardan ilki, yeni kurulan ve sınırları genişleyen büyükşehirlerde, belde belediyeleri yanında köy tüzel kişiliklerinin kaldırılması ve 16 bin 220 köyün mahalle yapılmasıdır. İkinci önemli değişiklik de tüzel kişiliği kaldırılarak büyükşehir ilçe belediyelerine mahalle olarak bağlanan belde, belediye ve köylerin mevcut geçim kaynakları dikkate alınarak, tarım ve hayvancılığı desteklemek amacıyla her türlü faaliyet ve hizmet yapabilmeleri konusunda büyükşehir belediyeleri ile büyükşehir ilçe belediyelerine yeni görev ve yetki verilmesidir. Bu çerçevede ilgili belediyeler görev alanları kapsamında yapılacak tarım ve hayvancılık faaliyetleri için yeni projeler üretebilecek, çiftçiyi destekleyecek faaliyetler ile modern üretim ve yetiştiricilik konusunda işbirliği yapabileceklerdir.
Bu arada 2005 yılında kapatılan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün, İzmit ve İstanbul'da Büyükşehir Belediyelerine diğer illerde ise İl Özel İdarelerine bağlanmış olduğunu da hatırlatmak gerekir. 6360 sayılı yasa ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde il özel idarelerinin tüzel kişiliği de kaldırılmıştır. Bu düzenleme de tarıma ve kırsal alana daha önce özel idarelerce yapılan hizmetlerin büyük şehir belediyelerince yapılacağı anlamındadır.
BELEDİYE TARIM HİZMET BİRİMLERİ
Yapılan bu değişikliklerin Anayasa başta olmak üzere yürürlükteki birçok yasaya aykırı olduğu ve özellikle tarım ve kırsal kesim açısından ne kadar olumsuz sonuçlar doğurduğu sıklıkla gündeme getirilmiştir. Burada amaç olumsuzlukların varlığını kabul etmekle birlikte, yapılan yasal değişikliklerle ortaya çıkan idari yapılara kısaca değinerek, yaklaşan yerel seçimlere doğru sosyal belediyecilik açısından önemli olduğuna inandığımız bazı önerileri dile getirmektir.
30 büyük şehir belediyesinin idari yapısı incelendiğinde özetlenen yasal düzenlemelere göre, daha çok Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı (THDB) olmak üzere, farklı isimler altında idari birimlerin ortaya çıktığı görülmektedir. İsim farklılığı yanında dikkati çeken bir konu da örgüt yapılarındaki farklılıktır. Örneğin bir ilimizde THDB yanında Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı ve bunların altında ise altı şube müdürlüğü yer almaktadır. Başka bir ilimizde, Tarım ve Hayvancılık Hizmetler Daire Başkanlığı söz konusu iken bunun altında üç şube olup, bunlardan birisi bu defa Tarım Hizmetleri Şube Müdürlüğü şeklindedir. Burada tüm örgütlenmelerden söz etme olanağı yoktur. Bu farklılıkların sadece şekli olmadığı, üstlenilen görevler ve buna bağlı istihdam edilen personel sayısı açısından da varlığı dikkat çekmektedir. Söz konusu 30 ilin nüfusu yanında tarım ve kırsal yapısındaki farklılıklar dikkate alındığında bu farklılıklar normal sayılabilir. Ancak görev tanımlarındaki farklılıklar yanında, bunların il ve ilçelerde bulunan tarımla doğrudan ilgili kurumların görev ve sorumluluk alanları ile çakışması önemli sorunlar gibi gözükmektedir. Nitekim bazı illerde kâğıt üzerinde de olsa ilgili birimlerin yüklendiği görevler incelendiğinde, Tarım ve Orman Bakanlığı İl Müdürlüklerinin görev alanlarına benzerlikler dikkat çekicidir.
ADAYLARA ÖNERİLER
Bu önemli konunun yerel seçimlerden bağımsız olarak ele alınması ilgili paydaşlarla kapsamlı çalışmalarla, görev paylaşımına dayalı uygun modellerin ortaya konması gerekmektedir. Bu seçim arefesinde atılacak ilk adım, başkan adaylarının tarım ve kırsal alana götürecekleri hizmetlerin ne olacağı konusunda bir fikre ve bilgiye sahip olmaları ve bunu da mutlaka seçmenleri ile paylaşmalarıdır.
Belediyelerimizin oldukça yüksek bütçelere sahip olduğu ve bu bütçeleri kullanırken hizmet alanları açısından öncelikleri saptama ve kaynak kullanımı ile ilgili önemli eleştiri ve tartışmalara konu oldukları bir gerçektir. Makale başlığı ile doğrudan ilgisi olmasa da bu çerçevede sosyal belediyecilik açısından başkan adaylarının seçim bildirgelerinin ilk maddeleri olarak yer almasına inandığım iki önerimi adaylar adına dile getirerek yazımızı sonlandıralım.
■ Belediye başkanlığımın ilk iki yılı dolmadan belediye mücavir alanı içinde ayakları çıplak, sırtında giysisi olmayan bir vatandaş kalmayacağını,
■ Belediye başkanlığım süresi sonuna kadar belediye mücavir alanı içinde, kamyon kasasında, naylon kaplı kulübelerde, teneke barakalarda özetle insanlık onuruna yakışmayan koşullarda yaşayan hiçbir aile kalmayana kadar sosyal konut ve barınma altyapısını sağlamayı,
■ Öncelikli görev saydığımı, değerli halkıma ve seçmenlerime ilan ve taahhüt ederim.
Tüm dostlara sağlıklı ve umutlu yeni bir yıl dileğiyle.