Son Yazıları

Ağırlaşmış sorunlar ve kısmen aralanan çözüm yolları!

Küresel salgına ilişkin gelişmeler, etkili ve yetkili kesimlerin iyimser hesaplarını bozmaya devam ediyor! Kritik olduğu iddia edilen iki haftalık dönemler birbirini kovalıyor, fakat sorun dalgalı bir şekilde büyümeye devam ettikçe sabır sınırları fazlası ile zorlanıyor! Ekonomik beklentiler ve sosyal psikoloji hızla bozuluyor, sorumlu kesimler ile sistemi oluşturan kurumsal yapının itibarı erimeye devam ediyor! Güven bunalımına ilişkin eğilimler, istikrarsızlık endişelerini derinleştiriyor; yaşanan süreç ile 1929 tarihli Büyük Bunalım arasında benzerlikler kurarak ek kredi aranması, durumu değiştirmiyor!

HHH

Yazının Devamı

Bol sıfırlı rakamların gizleyemediği korkular!

Küresel ölçekte bol sıfırlı rakamların havalarda uçuşturulduğu, olağandışı bir dönemden geçiyoruz! Para otoriteleri, ellerindeki tüm olanakları seferber etme yarışına giriyor; siyasiler ise kamu harcamalarını artırarak olumsuz eğilimlerin güçlenmesini engellemeye çalışmak üzere devreye girmek zorunda kalıyor! Giderek daha yoğun bir şekilde hissedilen yeni küresel kredi krizinin belini kırma girişimleri, şimdilik sonuçsuz kalmış gibi görünüyor!

Ekonomik beklentilerdeki olumsuzlaşma eğilimi terse çevrilemediği ve buna bağlı olarak güven bunalımının derinleşmesi önlenemediği için, küresel kırılganlık algısı yeni rekorlara yelken açmış olabilir!

Yazının Devamı

Zamanın akışı hızlanıyor yavaşlatmaya çalışanlar kaybediyor!

2020 yılı ilk çeyrek döneminin sonuna doğru ve de özellikle Mart ayı içinde, her gelen hafta gideni arattı! Tüm kesimler, farklı şekillerde şoklandılar ve sarsıldılar! Ağırlaşmasına izin verilmiş sorunlar nedeniyle devreye girmesi önlenemeyen panik ataklar, küresel gündeme ipotek koymaya başlayınca ortalık fena halde karıştı! Konuşulması istenmeyen olasılıkların potaya girmesi ile birlikte, görece güçlüler arasındaki çekişmeler güven bunalımını derinleştirdi ve algıların bozulmasını hızlandırdı!

Mart ayının ilk haftası, güçlenen olumsuz baskıları kırmaya yönelik bir seferberlik gösterisi ile başlamıştı; tüm girişimlere rağmen olumsuz baskıların belirleyici olmayı sürdürmesi engellenememişti! ABD para otoritesinin yüzde 0,50 oranındaki faiz indirimi ile başlayan piyasa dostu teslimiyet, çok kısa vadeden öteye işe yaramadı. Ekonomik beklentilerin bozulmaya devam etmesi, parasal yaklaşımların yeterli olmayacağı kanaatinin güçlenmesi, siyasilere ve sistemi oluşturan kurumsal yapıya yönelik güvensizliğin hızla büyümesi, virüs konusundaki tehlikenin küresel salgına doğru ilerlemesi ve enerji konusundaki uzlaşmazlıklar toparlanmaya izin vermedi. Riskten kaçınma eğiliminin yeniden ve tehlikeli olabilecek şekilde güçlendiği koşullarda, Mart ayının ilk haftasını kapattık.

Yazının Devamı

Ekonomi tekliyor ve masalcılar ne yapacağını bilemiyor!

Küresel ekonomik ve finansal eğilimler açısından çok kritik sayılabilecek bir kırılma döneminden geçiyoruz. Orta vadeli sosyal ve siyasi gelişmeler açısından, hiçbir şey eskisi gibi olmayabilir ve eski ezberler işe yaramayabilir. Parasal genişleme dalgalarının sorunların ağırlaşması pahasına günün kurtarılması konusunda yetersiz kalması ve küresel ödemeler sistemine ilişkin endişelerin yeni rekorlara koşması, daha farklı düşünmeye izin vermiyor!

Küresel ekonomiye ilişkin beklentilerin olumsuzlaşması engellenemiyor! Geleneksel veya geleneksel olmayan yaklaşımlar yolu ile durgunluğun derinleşmesi önlenemiyor. Ağırlaşmasına izin verilmiş sorunlar, oluşan çaresizlikte belirleyici oluyor. Günü kurtarmak adına, parasal genişleme destekli olarak borçluluk oranlarının hesapsızca yükseltilmiş ve aynı şekilde devam edilmesinin artık işe yaramıyor olması, riskten kaçınma eğilimini farklı boyutlara taşıyarak yıkıcı oluyor.

Yazının Devamı

Olumsuzluklar bardağının taşması engellenemedi!

Geride bıraktığımız hafta genelinde ve küresel ölçekte yaşanan gelişmeler, geleceğe yönelik beklentilerin büyük bir hızla bozulduğuna ve güvensizliğin derinleştiğine işaret ediyor. Riskten kaçınma eğilimini besleyen olumsuzlukların tam aksi yöndekilere galip geldiğine ve genel kabul görmüş beklenti senaryolarının tükenişine tanık olduk. Ekonomik, jeopolitik, siyasi ve sosyal alanlar yaşananlardan etkilendi.

***

Yazının Devamı

Kirli akıl oyunlarında yeni bir dönem başlamış olabilir!

Gerek küresel ve bölgesel, gerek ise ulusal düzeyde daha önce yapılmış hesapların tutmamasına bağlı olarak ciddi kırılmaların yaşandığı bir süreçten geçiyoruz. Değişen koşullar, az kaybeden veya durumunu koruyabilenin başarılı sayılabileceğine işaret ediyor. Gerçekçi olamayan ve deneysel maceralar ile göz boyamaya çalışanların, çok kaybedenler arasında olması olasılığı hızla yükseliyor!

Son iki ay genelinde yaşanan ve algıların farklılaşmasına neden olan koşullar, bir dönemi sonlandırırken daha farklı bir yenisinin devreye girmesini tetiklemiş olabilir. Hafızanızı zorlar veya biraz araştırma zahmetine girerseniz, 2020 yılı ve sonrasına ilişkin tahminler konusunda iki ay öncesi ile bugünkü öngörüler arasında çok büyük farklar olduğunu görebilirsiniz.

Yazının Devamı

Rakamlara yansıması engellenmiş gerçekler!

Bu hafta sonuna doğru Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan bazı veriler, iyimser senaryo pazarlayıcılarını heyecanlandırmış olabilir! Perakende Satış, Ciro ve Sanayi Üretim endekslerindeki belirgin hareketlilik, belirsizliği azaltmasa da söz konusu kesimleri umutlandırmış! Malum kesimler, en kötünün geride kaldığı yönündeki ikna çabalarını hızlandırmaya çalışacak gibi görünüyor! Ortaya çıkan şartlanma, gerçekçi olunabilmesini engelliyor ve kırılganlıkların azalmasına yardım edemiyor.

2019 Aralık ayı Sanayi Üretim endeksi, bir yıl öncesinin aynı dönemine göre yüzde 8.6 ve bir ay öncesine göre yüzde 1.9 oranlarında artmış. Benze eğilimler aynı döneme ilişkin Perakende Satış ve Ciro endekslerinde de etkili olmuş; bir yıl öncesinin aynı dönemine göre yüksek ve bir ay öncesine göre nispeten sınırlı artışlar yaşanmış. Baz etkisi ve yapay finansal zorlamalar, sonuçlar üzerinde belirleyici olmuş ve mevsimlik dalgalanmalar ile ağırlaşmış sorunların etkisini geri plana itmiş!

Yazının Devamı

Miadı dolmuş enflasyon tartıları kimlere hizmet ediyor?

Olağandışı iç ve dış gündem nedeniyle önemli sayılabilecek bazı gelişmeler hak ettiği ilgiyi göremedi. Bu hafta başında açıklanan ocak ayı enflasyon rakamlarının içerdiği önemli mesajlar pek tartışılamadı. Sonucun, piyasaların tahmin ettiğinden biraz daha yüksek çıkması değildi dikkate alınması gereken! Yeni yıl ile birlikte enflasyon sepetinin tartıları bir miktar değişmişti ve bu farklılık tahmin edilenin aksi yönünde olmuştu! Gıda ve alkolsüz içecek grubundaki fiyat hareketliliği ise olumlu düşünebilmeyi olanaksızlaştıran türdendi!

Ocak ayında Tüketici Fiyatları Endeksi yüzde 1.35 oranında artmış, yıllık oran ise yüzde 12.15 düzeyine sıçramış! En önemli zorunlu ihtiyaçları içeren ve talep elastikiyetinin sıfıra yakın olduğu, Gıda ve Alkolsüz İçecekler Grubundaki aylık fiyat artışı işe yüzde 4.65 düzeyine sıçrayarak iyimser senaryoları tekzip etmiş. Önceki iki yılda nisbi fiyat hareketlerindeki değişim nedeniyle tartısı yükselen bu grubun ağırlığı, koşulların değişmemiş olmasına rağmen yüzde 22.77 seviyesine geriletilmiş!

Yazının Devamı

2020 yılı Ocak ayı nasıl hatırlanacak?

2020 yılı Ocak ayı genelinde ve küresel ölçekte yaşananlar, gerçekçi olmaya çalışanlar açısından çok şeyler söylüyor! Küresel kırılganlığın istikrarsız bir şekilde rekor tazelediği, böyle olmayacağı varsayımına göre yapılan hesapların tutmaması olasılığının çok arttığı gözleniyor. Fiyatlanamayan olumsuzlukların gündeme ipotek koyması ve buna bağlı olarak günü kurtarmak adına yapılanların yetersiz kalması sonuç üzerinde belirleyici oluyor. Ocak ayı içindeki sürpriz gelişmeler, yılın geri kalanına ilişkin yönlendirme amaçlı tüm iyimser tahminleri güvenilmez hale getiriyor.

***

Yazının Devamı

Tüketici güveni canlanma sinyali vermiyor!

2020 yılının ilk ayı genelinde yaşanan olağan dışı gelişme ve dalgalanmalara rağmen ülkemizdeki tüketicinin tepkisizliği olumlu düşünmeyi zorlaştırıyor. Ocak ayı Tüketici Güven Endeksi, bir yıl öncesinin aynı dönemine göre değişmemiş; güven bunalımı tüm çabalara ve duygusal şoklara rağmen azalmamış ve yüksek düzeyini korumuş! Söz konusu güven endeksi, 2018 yılı Eylül ayından bu yana genelde 55 ile 60 seviyeleri arasında dalgalanıyor ve canlanma sinyali veremiyor. Bu durumu ve sebeplerini hesaba katmayan yaklaşımların başarı şansı, hızla azalmaya devam ediyor.

***

Yazının Devamı

Organize işler ve gerçekler!

Merkez Bankası Para Piyasaları Kurulu, perşembe günü toplandı ve son altı ay içindeki beşinci faiz düşürülüşüne imza attı. Piyasaları ve beklentileri yönlendirme konusundaki organize işleyiş değişmedi! Kamu bankaları ne kadar gerekiyor ise o kadar döviz satarak, hesapsız riskler alma pahasına asist yapmaya devam etti; sermaye piyasalarının şişirilmesinde ciddi sorumluluk üstlenen kamu fonları, spekülatif iyimserliği gücü yettiğince desteklemeye çalıştı. Para otoritesi de, siyasi iradenin yazdığı senaryodaki rolünü oynadı. Düzenleyici ve denetleyici kurumlar, yan tesirler konusunda üç maymunu oynamayı sürdürdü!

Bu aşamada sormak gerekiyor, faizlerin düşürülmesi her koşulda iyi bir şey midir? Ciddi tasarruf açığı ve ağırlaşmış sorunları olan ekonomiler, faizleri gönüllerine göre ve ciddi bir yan tesir yaşamak zorunda kalmadan seri bir şekilde aşağı çekebilirler mi? Bu sorulara evet şeklinde yanıt verenlerin, gerekli ve yeterli liyakat ile ehliyete sahip olduğunu düşünür müsünüz?

Yazının Devamı

Gerginliği başlatanın geri adımı önemlidir!

Nereden bakar isek bakalım, ciddi uyarılar ile dolu sıra dışı bir haftayı geride bıraktık. Ölümü görenler sıtmaya razı oldu, ne olup bittiğini anlayamayanlar finansal eğilimler ile uyutuldu! Tüm taraflara karşı bağımlılıklarını büyüterek geleceklerini belirleme hakkını tüketenler, çok taraflı politika söylemleri ile kendilerini avuttu!

Küreselleşme denilen kuralsızlığın ardından, önleyici müdahale yaklaşımları da iflas bayrağını çekti! Ağırlaşmış küresel sorunlara dayalı kırılganlıklar, güçlü ile güçsüz arasındaki farkın sanıldığı kadar büyük olmadığını açığa çıkardı! Gelecekteki eğilimlerin, geçmiştekilere hiç benzemeyeceği belirginleşti; aksini iddia ederek konumunu koruma gayreti içinde olanların akıbeti daha belirgin hale geldi!

Yazının Devamı

Gerçeklerin dayanılmaz ağırlığı hayal tacirlerini yıpratıyor!

Yeni yılın ilk günlerine ilişkin gelişmeler, 2020 senesinin her açıdan çok özel bir yıl olabileceği beklentilerini güçlendirdi! Küresel ölçekte, fay hatlarının tehlikeli sayılabilecek ölçüde enerji biriktirmiş olması ve her hangi birindeki hareketlenmenin diğerlerini tetikleme olasılığını artırıyor olması çok dikkatli olmayı gerektiriyor. Geride bıraktığımız yılı olunduğundan daha iyi görünerek kapatmak adına yapılan ağır makyaj, hızla akmaya ve bastırılmaya çalışılan gerçekler açığa çıkmaya başladı!

Küresel ve bölgesel koşullar, belirsizlik ve kırılganlık yönündeki algıların hızla güçlendiğine işaret ediyor. Zira beklentileri yönlendirebilmenin giderek olanaksızlaştığı, çıkar çatışmalarına yönelik gerginliklerin tırmandırıldığı ve olası kalıcı çözümlerden hızla uzaklaşıldığı yönündeki gözlemler tedbirli olmayı gerektiriyor. Finansal konular, günü kurtarmak adına öncelikle gözetilen hassasiyetler olmaktan çıkacak gibi görünüyor! Kontrolümüz dışındaki koşullara ilişkin eğilimler, ülkemizde yapılan tepkisel hesapların çarşıya uymasına pek izin vermeyecek gibi görünüyor.

Yazının Devamı

Son bir haftanın gündemi ve düşündürdükleri!

Geride bıraktığımız haftanın gündeminde ön plana çıkan konu başlıkları ile ekonomimizin sorunları arsındaki kopukluk, en kötünün geride kaldığı söylemini teyit eden bir görünüm sergilemiyor. Hayal tacirliğini sürdürmeye çalışanlar ile diğerleri arasındaki etkileşimin, körler ve sağırlar diyaloğuna dönüşmüş olması güven bunalımını derinleştirmeye devam edecek gibi görünüyor.

Değerli konut vergisi, Kanal İstanbul, elektrikli otomobil üretimi, Libya’ya asker gönderilmesi ve asgari ücretin ne oranda yükseleceği konuları ön plana çıktı; tribünleri etkilemeye yönelik kısır tartışmalar nedeniyle ülkemizin sorunları ve öncelikleri konusunda kafalar iyice karıştı! Olmaz ise olmaz nitelikteki liyakat ve bilimsel tutarlılık gibi önemli kriterler, Siyasi İrade tarafından iyice yozlaştırıldı. Bu konu başlıklarında genel bir uzlaşı olmadığı, tam aksine uzlaşmazlığın derinleşmesine bağlı olarak ciddi bir kutuplaşmanın şekillendiği gözlendi! Başka bir deyişle, 2020 yılı için ihtiyaç duyulanın tam aksi yönde gerginlikler ile yeni yıla başlanması olasılığı ön plana çıktı.

Yazının Devamı

Türk lirası neden olumsuz yönde ayrışıyor?

Son haftalarda Türk lirasının değerinde yaşanan kayıplar, pek çok şeyin göründüğü veya gösterildiği gibi olmadığı yönündeki endişeleri seri bir şekilde artırdı. Sistemi oluşturan kurumsal yapıyı temsil eden tek sesli koronun ahengi de bozulmaya başladı! Çok sesli tutarsızlıklar etrafa saçılınca, kısa vadeli beklentilerde yaşandığı iddia edilen düzelmenin temelsiz olduğu ve kırılganlıkların azalmadığı yönündeki endişeler yeniden hortladı!

Geride bırakmaya hazırlandığımız yılın ikinci yarısında, ekonomi yönetiminin ilginç uygulamalara yöneldiğine tanık olduk. Sistemi oluşturan kurumsal yapının liyakat ve deneyim sahibi yetkilileri susmak zorunda bırakıldı ve doğru olmadığını bildikleri uygulamaları alkışlamaya zorlandı. Görümüm ile gerçekler hızla birbirinden uzaklaşır oldu. Deneyim ve uzmanlık seviyeleri meçhul danışmanlar, siyasi sorumlular adına talimatlar yağdırdı!

Yazının Devamı

İtirazım var!

Kısa vadede sorunların ağırlaşması pahasına günü kurtarmak konusundaki öncelikler, tüm yaşanmışlıklara rağmen pek değişmemiş gibi görünüyor. Bu gidişat, bilgi kirliliğinin artması ve daha belirleyici olması için çok özel çabalar gerektiriyor. Gerçekleri dost bilenlerin, aldatılmaktan kaçınmak adına hiçbir şeyin olduğu gibi görünmediğini her koşulda dikkate alması gerekiyor. Son bir hafta genelinde hem çok şey oldu, kısa vadede nerede ise her şey ve beklentiler farklılaştı; en azından böyle algılanması ve geniş kitlelerin koyun sürüsü gibi yönlendirilebilmesi için çok çaba harcandı. Fakat orta vade açısından, daha kötüye gidiş ve aldatmanın dozunu artırarak bu olumsuzluğu gizleyiş konularında hiçbir şey değişmedi! Küresel ölçekte para otoritelerinin kasıtlı olarak ön plana çıkarıldığı, ticaret savaşlarına ilişkin gerginliklerin bir süre için rafa kalktığı ve İngiltere seçimlerinden çıkan sonucun belirsizlikleri geçici bir süre için azalttığı bir haftayı geride bıraktık. Yıl sonu bilançolarının olunandan daha iyi görünmesi ve yıkıcı panik atak risklerinin ötelenmesi için, olağandışı çabalar harcandı! Beklentileri olumsuzlaştıran ve sorunları ağırlaştırarak kırılganlık yaratan konuları görece etkisiz kılmak için ne gerekiyor ise yapıldı! Küresel ölçektekine benzer bir süreç, ulusal düzeyde de kısmen yaşandı; olumlu şoklar yaratmak ve olumsuzlaşmaya devam eden eğilimlerin yönünü değiştirmek amacına yönelik yapay zorlamalara devam edildi. Genel bakış açımız böyle olunca bazı kesimler ayar vermeye çalışıyor; ne yani faiz düşüşüne itirazın mı var? Bu türden tavır sergileyenler hem bu duruma nasıl düşüldüğünü hatırlamak istemiyor ve hem de birilerinin ortaya çıkarak oyunlarını bozmasına tepki veriyor. ***Genel tavrımız bellidir! Birilerinin diğerlerini aldatmasına, sorunların ağırlaşması pahasına günün kurtarılmasına karşı çıkarız. Birilerinin kolay kazanması ve günün kurtarılması için geniş kesimlerin aldatılmasına ve ocaklarını söndürecek yanlışlara mahkum edilmelerine itiraz ederiz. Gelir ve servet dağılımını bozan, çözüm yollarını kapatan her yaklaşımı eleştirerek kral çıplak diye haykırırız. Son faiz düşüşleri, bu tür sonuçlara sebep olacak ise ona da itiraz ederiz. Değerlendirmelerimiz, yapılanların geleceğimiz üzerindeki etkilerine göre şekillenir. Para otoritemiz, bu hafta yaptığı Para Politikası Kurulu toplantısında önden yüklemeli faiz indirimlerine devam etti; siyasi iradenin bu konudaki taleplerine tam hassasiyet gösterildi. Faizler düştükçe enflasyonun gerileyeceği söylemini doğrulamak adına yapılanların, ekonominin orta vadeli gerçekleri üzerindeki ile kısa vadeli rant hesapları konusundaki zıt yönlü etkileri sorunları hızla ağırlaştırmaya devam edecek. Kamu bankalarının, bu süreçte üzeri örtülen rolü ise gelişmeler kontrol dışına çıktıktan sonra çok konuşulacak!

Para otoritesi önden yüklemeli faiz düşürüyor; bu hamlenin ekonomik beklentiler ile döviz ve sermaye piyasaları üzerindeki etkisi manipüle ediliyor. Hiçbir müdahale olmasa Türk lirası yıpranacak, başta enflasyon olmak üzere makroekonomik beklentiler olumsuzlaşacak, ağırlaşan sorunlar nedeniyle kırılganlık algısı ek sıkıntılar yaratacak, sermaye piyasalarındaki satış baskısı bilançoları yıpratacak. Daha açık ifade ile faiz şoku krizi derinleştirecek! Böyle olmasını geçici olarak engelleyen tek şey, kamu bankaları ile başta bireysel emeklilik olmak üzere kamu fonlarının döviz ve sermaye piyasalarında kimsenin almak istemediği riskleri hesapsızca üstleniyor olması! Yapılanların geneli, gelir ve servet dağılımının hızlanan bir şekilde bozulmasına hizmet ediyor. Sistemik kırılganlık gerekçesi ile ayrıcalıklı bir kesim hem günahlarının bedelini geniş kesimlerin sırtına yıkıyor ve hem de yeni kolay kazanç kapılarından yaralanma şansını yakalıyor; bu kesimlerin kazançları, ötekileştirilen geniş kesimlerin kayıpları hanesine yazılacağı günü bekliyor! Özetle ifade etmek gerekirse, daha ağır ve yıkıcı krizlerin altyapısı hazırlanıyor! Bu nedenle soruyoruz: neden etkili düzenlemeleri hayata geçirerek geniş kesimlerin kayıp hanesine yazılmak üzere ayrıcalıklı birilerinin kolay kazanmasına son vermiyor ve kalıcı çözüm yolunu aralamıyorsunuz?

Yazının Devamı