25 Haziran 2024 Salı
İstanbul 24°
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Sıcak parayla ekonomi gelişmez

Ekonomi yönetimi sık sık uygulanan politikalarının sonuç verdiğini, dış kaynağın gelmeye başladığını vurguluyor. Aydınlık’a konuşan iktisatçılar ise ‘İthalat bağımlılığı devam ederken sıcak para ile ekonomik gelişim söylemleri yalnızca hikaye.’ dedi

Sıcak parayla ekonomi gelişmez

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, yaptığı açıklamalarda sık sık uygulanan parasal sıkılaştırma politikalarının sonuç verdiğini ve enflasyonla mücadelede iyi yolda olunduğunu vurguluyor. Liberal iktisat ilkelerini ve değiştirilemez iktisat kuralı olarak gören iktisatçılar ve uluslararası para kuruluşları temsilcileri de yeni ekonomi yönetiminin iyi yolda olduğunu dile getiriyorlar. Tartışmaları Aydınlık’a değerlendiren iktisatçılar ise ekonominin iyi yolda olduğunu sıcak para ile değil üretim gücü ile anlarız, bu olmadan yapılan söylemlerin propaganda olduğunu ifade etti.

‘PARANIN DEĞERİNİ ÜRETİM GÜCÜ BELİRLER’

Ekonomik gelişimi değerlendirmek için iki konuya bakmamız gerektiğini vurgulayan iktisatçı Prof. Dr. Osman Altuğ, şu ifadeleri kullandı:

“Birincisi; ülkenin parasının değerini, o ülkenin üretim gücü belirler. Paranın değerinin ne Merkez Bankası Başkanı belirleyebilir, ne hükümet belirleyebilir, ne de başka bir organ belirleyebilir. Üretim gücü ne demek? Tükettiğinizden daha çok üreteceksiniz. Tasarruf edeceksiniz. Tasarrufları yatırıma yönlendireceksiniz. Yatırımlar istihdamı artıracak. İşsizliğe önleyeceksiniz. Bu bir döngüdür. Bu bir kuraldır. Burala aykırı kim beyanat veriyorsa versin o beyanatlar hikayedir.

“İkincisi Türkiye'nin performansı. İhracat nedir? Gelirdir. İthalat nedir? Giderdir. Sizin ithalatınız ihracatınızdan fazla. Demek ki zarardasın. Zarar içindeyken performans yüksekliği olabilir mi? Ayrıca İhracatınız da dışa bağlı. İhracattan yaklaşık olarak elde ettiğiniz gelir yüzde 7,5 katma değer. Çünkü önce ithal ediyorsunuz, sonra ihraç ediyorsunuz. Neresi bunun performans?”

‘SICAK PARA GİRERKEN DE ÇIKARKEN DE GÖTÜRÜR’

Yabancı sermaye Türkiye'ye sıcak para için geldiğini üretime yönelik yatırım yapmadığını belirten Altuğ, şöyle devam etti:

“Faiz oranlarının yüksekliği dolayısıyla geliyor. Dolar getiriyor, TL’ye dönüyor. Yıllık yüzde 50 faizle bankaya yatırıyor. Süresi bitince alıp gidiyor dolarını. Sıcak para gelirken de götürür, giderken de götürür. İhracat gelirine değil sıcak paraya dayalı.

“Peki yabani sermaye fabrika yapmaya geliyor mu? Hayır. Yerli sermaye Yozgat'a gidip fabrika yapıyor mu? Hayır. Peki? New York'tan Amerikan sermayesi niye gelsin Türkiye'ye? İstanbul'a bile gelmiyor fabrika yapmaya. Yabancı sermayeye ne ister? Sermaye kârının esirdir. Kâr da sermayenin esiridir. Yüksek kazanç bekler, garanti bekler. Ne olmuş da beklentiler artmış. Türkiye'de maliyetler almış başını gidiyor. İthalat bağımlısı olduğu için dolar ihtiyacın var. İthalatın zaten evlere şenlik. 20 milyon adet otomobil ithal etmişiz. Dolar var mı? Yok. Borçla getirmiş. Bu otomobillerin yürümesi için ne lazım? Benzin lazım. O da sende yok. Ne yapıyorsun? borca getiriyorsun. Bunları için köprü ve yol lazım. Bunları da dolarla yapıyorsun.

“Dolar ihtiyacın her gün artıyor. Bir yandan dolar ihtiyacın artacak, öbür taraftan da dolar kurlarını düşüreceksin! ‘Dövizin rezervleriyle yapıyoruz.’ Peki bu döviz rezervi senin paran mı? Değil. 600 milyar dolar borcun var. Bunu 150’sini Merkez Bankası döviz rezervim benim diyor. Faizle borç alıyorsun ve faizsiz olarak da kasada parayı tutuyorsun.

HATIR PARASI

“Swap diyorlar. Swap nedir? Hatır parası. Bir ülkeden hatır parası alıyorsun. Karşılığında yine hatır parası veriyorsun. Karşılığında diyorsun ki bu hatır parası benim alacağım. Bunu sen ödeyeceksin zaten. Nerede seni alacağın? Döviz rezervleri, borçlu ülkelerde o ülkenin itibarını değil itibarsızlığını gösterir. Tabii dünyada propaganda tekniği var. Propagandayı kime yaparsın? Kendi halkına yapıyorsun. Amerika'daki sanayiye, bankaya yaptığın bir propaganda işler mi? İşlemez.

“Üretim yoksa paylaşma yok, paylaşma yoksa huzur yok. Önce üretimi özendireceksin. İnsanlara daha çok üretsin. Onun için artık yeni şeyler söylemek lazım ve topyekûn sistemi değiştirmemiz üretimimiz ithalat bağımlılığından kurtarmamız lazım. Gerisi hikaye.”

OLUMLU TABLO GÖSTERME ÇABASI

Ciddi bir doğrudan yabancı sermaye yatırımı gelmediğine açıklık getiren iktisatçı Prof Dr. Oğuz Oyan:

Sıcak para ile borsaya girişlerde küçük bir kıpırdanma oldu ama çıkışları telafi edecek noktalara gelmiş değil. Dolayısıyla şu an ekonomi yönetimi yaptığı bir miktar şey moral yükseltmeye dönük söylemler. Ekonomide ibre olumluya döndü mesajı üzerinden beklentileri olumluya çevirmeye çalışıyorlar.

“Kredi politikalarını sadece iki sektöre ayarladılar, ihracatçı ve büyük sanayici. İhracata dönük sanayiciye özellikle. Onun dışındaki çoğu KOBİ olan sektörlerde kredi maliyetleri yüksek. Dolayısıyla ekonomiyi bir taraftan parasal sıkılaştırmaya uğratıyorlar. Faizleri yukarı çekerek ve krediye erişimi zorlaştırarak. Türkiye dışa çok açık bir ekonomi, hem ihracat hem ithalatıyla. Dolayısıyla iki sektörle çarkların dönmesini sağlamaya çalışıyorlar. Ekonomi tamamen durmasın diye. ‘Bakın biz aynı zamanda iş gücünü desteklemiş oluyoruz.’ söylemi ise bu işin süslemesi.

“Vergi politikası ise tamamen iş gücünün aleyhine gelişiyor. Bunlar; olumsuz gidişatı ekonomi yönetimi üzerinden sanki olumluymuş gibi gösterme niyetleri. Her şeyi olumsuz giderken birtakım olumlu haberlere de ihtiyaç olduğunu düşünüyorlar ve bu söylemleri pompalıyorlar. Ne yazık ki çok fazla olumlu haberin çıkmadığı bir ekonomik ortamla karşı karşıyayız.”

Sıcak para Mehmet Şimşek Hafize Gaye Erkan Enflasyon Üretim