Tahran’ın yüzde 60’lık uranyum stoku en kritik başlık olarak öne çıkarken, ABD basını zenginleştirilmiş materyalin üçüncü bir ülkeye gönderilebileceğini yazdı. Taraflar ilkelerde uzlaşı mesajı verse de hem sahadaki askeri hareketlilik hem de “kırmızı çizgiler” sürecin zorlu geçeceğine işaret ediyor.
İran
İsviçre’de taraflar “ilerleme” mesajı verse de askeri tablo sertleşiyor. Washington son 24 saatte F-16, F-22 ve F-35'leri Batı Asya’ya gönderdi. Uzmanlar Tahran'ın hipersonik kapasitesine dikkat çekiyor. İran tahkimatı da artan bir ritimle sürdürüyor. Diplomasi ile güç gösterisi aynı hatta ilerliyor
İran
Temaslar ve dolaylı diplomasi trafiği sürerken Washington ile Tel Aviv’den gelen açıklamalar şüphe yaratıyor. Askeri hareketlilik ikinci uçak gemisinin yola çıkmasıyla artıyor. ABD'nin 600 Tomahawk seyir füzesi konuşlandırmak üzere olduğu belirtilirken her iki taraf da kırmızı çizgilerini açıklıyor.
İran
ABD’li yetkililerin itiraflarıyla görünür hâle gelen ekonomik baskı planı, sahada istihbarat servislerinin rolü ve Starlink sevkiyatıyla kurulan iletişim altyapısı, İran’daki sürecin 'kendiliğinden' değil, organize biçimde kurgulanıp yürütüldüğünü her geçen gün daha da netleştiriyor.
İran
ABD ve İsrail’den yükselen askerî tehditlerin gölgesinde sokağa çıkan milyonlar, Tahran’dan ülke geneline yayılan yürüyüşlerle 'iç cephe' mesajı verdi. İran yönetimi nükleer müzakereler sürerken balistik füze kapasitesi ve bölgesel politikaların pazarlık konusu olmayacağını ilan etti.
İran
Maskat'ta açılan diplomasi hattı, yeniden askerî tehdit dili ve dayatmalarla boğuluyor. Netanyahu’nun dosyası masadayken Trump yönetimi müzakere zeminini balistik füzeler ve yeni uçak gemisi hamlesiyle daraltıyor. İran ise bu şartları reddediyor. Süreç, çözümden çok gerilim üretiyor.
Binyamin Netanyahu