Büyükekşi’nin aldığı kararlar doğru mu?

Yaşar Arslan

Yaşar Arslan

Gazete Yazarı
TÜM YAZILARI

SAYIN Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Mehmet Büyükekşi, tek aday olarak girdiğiniz seçimde başkan seçilerek ayağınızın tozuyla başkanlık koltuğuna oturdunuz. Size “Hoş geldiniz” demek isterim muhakkak. Yalnız, kısa bir zamanda, yani sizin deyiminizle bir hafta içerisinde aldığınız kararları keşke daha iyi ve ayrıntılıca düşünseydiniz diye de eklemek isterim…

 Süper Lig kulüplerinin de isteğiyle yabancı sınırını 8+3 olarak açıkladınız. Hemen ardından harcama limitlerinde de sapma oranını kulüplerin transfer harcamalarında daha rahat davranmasını sağlayacak şekilde yüzde 40 olarak belirlediniz… Alınan bu iki karardan sonra, yayıncı kuruluş sorununu çözdüğünüzü ve 2 yıllık yeni bir sözleşmeyi dosyaladığınızı açıkladınız. Türk futbolunun en büyük sorununun, hakem hataları ve atamaları olduğunu savunuyorsunuz. Bu doğrultuda, sizden önceki kurulların istifasını istediniz. Marka değerinin dibe vurduğunu da eklediniz sözlerinize. Özetle, başkanlık koltuğuna oturduktan sonra, bundan önceki federasyonlardan daha üstün ve başarılı olacağınızı anlatmak istiyorsunuz ama...

BAŞARI OLARAK SUNDUKLARINIZA GELELİM…

“Harcama limitlerinde sapma oranı yüzde 40 olmasa, bazı kulüpler transfer yapamayacaklardı.” demişsiniz. Sapma oranı yüzde 25 iken peşi sıra yapılan transferlere, harcanan milyonlarca dolar ve avro ile transfer yarışı yapan kulüplerimize ne diyeceksiniz? Bu yönde bir değerlendirmeniz olacak mı?

Yabancı oyuncu kuralını da bir başarı olarak sundunuz ama kural zaten sizden önce ayrılan federasyonun belirlediği çerçevede idi. 8+3 sonrası 7+4 olacaktı. Siz 8+3’ü devam ettirdiniz. Bunu da bir anlamda kopyaladınız.

YAYINCI KURULUŞLA SÖZLEŞME…

Eski yönetim kurulunun, Süper Lig kulüplerinin gelirinin düşmemesi için yayıncı kuruluşla yaptığı görüşmelerin neticesinde bir sonuca varılamamıştı. Siz gelince süreci daha etraflıca değerlendirmeden “Zamanımız dar, hemen bitirelim.” fısıltılarının doğrultusunda karar verdiniz ve yayıncı kuruluşla 2 sene için daha anlaştınız. Onu da “Biz bitirdik.” şeklinde başarı olarak sundunuz.

Ayrıca, Fenerbahçe’nin 28 şampiyonluk konusundaki başvurusuyla ilgili tarafınıza herhangi bir şey gelmediğini söyleyerek, “Şu anda daha acil olarak çözmemiz gereken konular var. Bu geçmişe yönelik bir konu. Biz şu anda geleceğe bakıyoruz. Daha sonra değerlendirebiliriz.” minvalinde  açıklama yapmanız kaba olmadı mı? Henüz bu konuda masada bir başvuru olmadığını söyleseniz yeterli olurdu…

HAZIR AKLIMA GELMİŞKEN…

Uygulama kararı aldığınız kuralların tümü, geçen sezon görevdeki federasyonun dosyasından kopya edilmiş halde karşımıza çıktınız. Hayırlısı olsun. İlerisini bekleyip göreceğiz. Umarım, Türk futboluna gerçekten yenilik getirir ve beni sezon içinde utandırırsınız.

Bu satırları yazarken aklıma gelen bir hikayeyi paylaşayım… Bir kasabaya seçilen belediye başkanı, kendisini dinlemeye gelen topluluğa, onu da yapacağım, bunu da yapacağım diye vaatler veriyormuş. Vaat verdikçe coşan ve en büyük kozunu en sona bırakan başkan, “Size bir tane değil 5 tane köprü yapacağım.” demiş. Ama ne o yörede ne de yörenin yakınında deniz varmış… Acaba başkan alkışlanmış mı?

 BİR TEŞEKKÜR…

Geçen günlerde Olimpik branşlardaki gençlerimizin başarılarından bahseden Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nu tebrik etmemiz ve kutlamamız gerekiyor. Kasapoğlu’nun dediği üzere, “Sporcularımız son 6 ayda uluslararası müsabakalarda 34 farklı branşta 621 altın, 695 gümüş, 916 bronz toplamda 2 bin 232 madalya” elde etti. Söylemesi dile kolay ama başarması çok büyük bir iş bu sayın okurlarım. Emeği geçenlere teşekkürler!

 Kalın sağlıcakla sayın Aydınlık okurları ve sayın sporsever kardeşlerim…