28 Şubat 2024 Çarşamba
İstanbul
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

GÖK -YER - TİN

Begümşen Ergenekon

Begümşen Ergenekon

Gazete Yazarı

Türk Boylarının, önce anaerkil iken, ataerkilleşip; ‘insan + kurt’ soyu olan Arsana (Asena/Aşina) soyundan türediği görüşünde olan (1) Etrüsk (Tursakalar) ve şamanist Türkler arasında benzerliklerden bir tanesi de dünyanın Ay’sız ve Güneş’siz yekpare bir deniz olarak doğduğunun kabul edilmesidir. Ama ‘Yer’ ve ‘Gök’ fikren denizden ayrıştırılınca ‘Deniz’ gözden düşer ve adı unutulur. Yazılı dönemde bir iş belgelenirken, ‘evren’ yani kosmos’un genel düzenine saygı gösteren bir cümleyle başlanır. Örneğin Etrüsklerin kurduğu Roma şehri ve Roma Krallığının (MÖ 753-509), Latin Kentler (Site) Birliği ile imzaladığı anlaşmada şöyle yazılıdır: “Gök ile yerin durumu aynı kaldıkça, Romalılarla bütün Latin şehirleri arasında barış devam etsin” (2, 3). Orhun Abidelerinden olan Kül-tekin anıtının Kuzey yüzünde Bilge Kağan ağzından kendi milleti Dokuz Oğuz’un, Gök ve Yer’in bulandığı (karıştığı) için ona düşman oldukları ifadesi, yukarıda Etrüsklerin de bahsettiği Gök-Yer düzenine gönderme yapar. Ve aynı abidenin çeşitli yerlerinde “Gök çökmedikçe, Yer Yarılmadıkça Türk Topraklarını ve Töresini kimsenin bozamayacağı” anlatılır (4) bugün de dediğimiz gibi “Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek egemen kalacaktır”.

TİN - TİNGRİ

Ayda’ya göre “Chou’lar (Saka) MÖ İkinci binyılının sonunda Çin’e yönelirken Etrüskler yani Tursakalar” antik Türkiye’den ve Avrupa’dan İtalya’ya yönelirler. Hem Etrüsklerin hem de eski Türklerin evreni şu üç dünyadan oluşur: “a) İyi Tanrıların ve günahsız ölülerin sefa sürdükleri Gök Dünyası; b) İnsanların ve bir kısım canlıların yaşadığı Yeryüzü Dünyası; c) Bazı Tanrıların ve günahkâr ölülerin ikamet yeri olan Yeraltı Dünyası.” Türk soylu Vikingler de böyle düşünür (5). “Güneş ve ay, yeryüzü dünyasından ayrı unsurlar olmayıp, insanların hizmetinde gündüzü, geceyi aydınlatan birer araçtır. Güneş ayrıca ısıtırdı da. Güneşin ve ayın şu ve bu tanrı veya tanrıçanın sembolü sayıldığı ve bunlara tapıldığı dönemler olmuştur” (A.A: s.42). Örneğin Türkiye’nin eski uygarlıkları; her dönem, kaplarında, yüzüklerinde, armalarında ve bayraklarında kutlu ay, yıldız ve güneş simgesini kullanmıştır. Etrüsklerin baş tanrısına gelince Tinia/Tin ve Türkçede Tıng, ruh = nefes = can anlamlarına gelir. Tıng İstanbul Türkçesinde Din halini alır. Dolayısıyla Eski Türklerde -er takısıyla ‘ruhların en güçlüsü’ anlamına gelen ‘tıng-eri’ kelimesi kolayca “tingri’ye” ve “tengri’ye” dönüşür (A.A: s.63)” (6). Baş Tanrıçaları ise ‘Ani’dir.

ANİ/UNİ – UMAY

Tarım ve hayvancılıkla geçinen Etrüskler semai inançlarla ilgilenirken, komşusu Latinler çoğunlukla avcılık ve toplayıcılıkla yaşamlarını sürdürür. Suda sebze haşlamak ve av hayvanını kızartmak için ateşe gerek vardır. Çakmak taşının bir nesneye sürtülmesinden çıkan kıvılcımlarla kuru otları alev alır. Doğa üstü görünen bu olay nedeniyle Latinler çakmak taşına taparlar ve ona Jupiter/Juno (7) adını verirler. Ama daha sonra Tanrıça Ani’nin heykelinin güzelliği karşısında onu savaştıkları Etrüsk Şehri’nden alıp Roma’ya getirirler. Hayatın çoğu yönlerinde ve özellikle kadınların evlilik ve doğumu sırasında kadınların özel koruyucusu olduğuna inanırlar. Şamanist Altay Türklerindeki karşılığı Umay, Antik Türkiye’nin ana tanrıçası Kubelaya/Kibele Ana; daha sonra ise doğurgan ve emziren Tanrıça Artemistir ve Kutlu Ay’ı temsil eder. Kibele’nin, Akdeniz bölgesindeki kent devletlerimizde, kucağında oğlu Zeus ile heykelleri vardır. Anne ve oğlunu temsil eden bu inanç halen Meryem Ana ve İsa Bebek resimlerinin konusu olup, ana Tanrıça inancı ise Çatalhöyük’teki dişi heykelcikler, Hitit kadın kabartmalarında “ayıp üçgeni” ve şimdilerde dişiliği temsil eden eşkenar üçgen takılarla devam ettirilmektedir.

(1) B. Ergenekon, R’asena - Arsana, https://aydinlik.com.tr/koseyazisi/r-asena-arsana-258651, 25.09.2021

(2) Indro MOntanelli, Storia di Roma. 1969. Nona ed. Milano: Biblioteca Universale Rizzoli, 1994.

(3) Adile Ayda, Etrüskler Türk İdiler: Tursakalar Din ve Dil İlgili Deliller, 2021, s. 48-52.

(4)M. Ergin, Orhun Abideleri, Boğaziçi Yayınları.

(5)Amerikan Marvel Comics Stüdyoları tarafından yapılan Thor (2010), Thor Karanlık Dünya (2013), Thor Ragnarok (2017) her üçünde senaryo yazarlarının bu bilgilerle ilgili kaynaklarını okudukları anlaşılır. Çünkü ÖM 1. Yy. da, aslen Savaş Tanrısı Odin (Öden Ata) ve oğlu (Gök gürültüsü-Şimşek Tanrısını) Tor, Azak (Asgard) başkentinden İskandinavya’ya göç ettikten sonra Tanrılaştırılmış olan Türkeli (Turkaland) Kağanlarıdır. (Thor Heyerdahl, Per Lillieström, Jakten pa Odin, 2001) Böylece Vikingler Tanrı ve Tanrıçalarının gökteki Asgard’da düşündükleri için filmde de böyle canlandırılırlar (TDK Türkçe sözlüğüne göre aslen Türkçe bir kelime olan Tor’u İskandinavlar aynı imla ama İngiliz ve Amerikalılar Thor olarak yazar).

(6)Polinezya adalarından bu kelimenin ‘Tiki’ halinde kullanıldığı, Thor Heyerdahl’in Kon Tiki (2012) adlı belgesel filminde Kon = Doğu’dan gelen Tanrı manasında kullanılır.

(7)Dies = Gün ışığı/Juno

Yazarın Önceki Yazıları Tüm Yazıları