Kemalistlerin son büyük zaferi

Rıza Zelyut

Rıza Zelyut

Eski Yazar
TÜM YAZILARI

Fransa’dan Aydınlık’a yazan Ali Rıza Taşdelen’in son yazısının başlığı: “Batı’nın Suriye Hezimeti”

Ben bu olguyu, öte yüzünden başlık yaptım.

Çünkü Suriye’de yenilen Batı sömürgeciliği ise onu yenen de Suriye’deki Kemalistlerdir.

Suriye ile Kemalizm bağlantısını kuramayanlar olabilir. Lakin, Beşşar Esad ve Suriye’yi yöneten kadroya baktığınızda, orada tam bir Kemalist zihniyetin egemen olduğunu anlarsınız.

Beşşar Esad, hem Suriye içindeki hainlere karşı hem de “7 düvel”e karşı savaşırken, bizim mezhepçi fanatiklerin göstermek istediği gibi asla Alevicilik yapmadı. Tam aksine, ülkedeki Sünni çoğunluğa dayandı.

Sünni çoğunluğu devlet etrafında birleştiren kuvvetler şunlardı:

| Laik bir Suriye toplumu...

| Antiemperyalist BAAS Partisi...

| Çiğnenen Arap kimliğini yeniden yükseltme...

BAAS ZAFERİ

BAAS; 1930’ların CHP’sinin Suriye uyarlaması sayılabilir. Milliyetçi ve toplumcu bir partidir. İngiliz-Amerikan sömürgeciliğine karşı Arap ülkelerinin direniş partisidir. Bu yüzden Batılı emperyalizm ile bunların emrindeki Müslüman mezhepçiler, BAAS’ı da BAAS’çıları da hiç sevmezler. AKP, işte bu BAAS’a karşı konumlanmıştır.

İslam dünyasında Müslüman Kardeşler örgütünü kurduran İngiltere, onları BAAS’çıların üstüne salmıştır. İhvancıların, sadece Suriye’de yaptığı katliamlara bir göz atın, o zaman BAAS’ın önemini anlarsınız.

BAAS; tarihte büyük bir imparatorluk kurmuş olan Araplara, kendi kimliklerini hatırlatmış, onları ümmet gericiliğinden kurtarıp millet basamağına çıkartmıştır. Suriye’deki direnişin ayakta kalmasında bu milli kimlik çok etkili olmuştur. Beşşar Esad bugün büyük bir Arap kahramanı konumuna yükselmiştir.

DEMOKRATİK TÜRKİYE HA!

Sayın Taşdelen’in yazısından anlıyoruz ki Halep’in teröristlerden temizlenmesini, Fransız medyası “Batı Yenildi!” diye sunmuş.

Doğrudur. Yeniliyorlar.

Fransız medyası bu yenilgiyi, “Demokratik Suriye rüyasının sonu” gibi göstermiş.

Sadece Demokratik Suriye Rüyası’nın değil, “Demokratik Türkiye” rüyasının da sonu.

Çünkü, Demokratik Türkiye projesi, ABD tarafından BOP içinde planlanmış, bunu da PKK elebaşısı Öcalan dile getirmişti. PKK’nın bütün stratejisi işte bu “Demokratik Türkiye” üstüne oturtulmuştu.

Demokrasi denilerek Suriye üçe bölünecekti: Sünni-Alevi-Kürdistan bölgeleri...

Türkiye ise ikiye ayrılacaktı. Güneydoğu, Kürdistan’a eklenecekti.

6 ay dayanamayacağı söylenen Beşşar Esad 6 yıl direndi. Batı’nın demokrasi götürme projesi böylece Suriye’de duvara tosladı.

Unutmayın: Şimdilik durdurulan sömürgeciler, bu ana hedeflerinden asla vazgeçmezler.

“ABD oyun dışı! Batı yenildi!” diyerek mücadeleyi bırakmak, sömürgecilere kapıyı aralamak olur.

Zaferi kalıcı hale getirmek için Türkiye ve Suriye güçlerini birleştirmelidir. Kazakistan’da yapılacak görüşmelerde bu konunun da masaya yatırılmasını öneriyoruz.

RİZE’DEKİ KASAP’A BİRAZ TARİH

Rize belediye başkanının içinde öyle derin bir Atatürk saplantısı oluşmuş ki onun heykelini kaldırmakla kalmadı, “Rize, Atatürk’ten önce kurtuldu!” diye bir cevher bile yumurtladı.

Doğru, Rusya’da komünistler ayaklanınca Çarlık ordusu, Trabzon da dahil işgal ettiği bölgeden çekildi.

Ama bunun öncesinde bölgede Pontus Rum Devleti kurma projesi yürütülüyordu. Rusların boşalttığı bölgeler Ermenilere ve Rumlara verilecekti. Pontusçu Rumlar, Rize’den Sinop’a kadar uzanan bölgenin sahibi olduklarını söylüyorlardı. Daha 1917’de Pontus Devleti’nin haritası bile yapılmıştı.

Yunan Rum ordusu da İzmir’e çıkınca Doğu Karadeniz merkezli Pontusçuluk iyice alevlendirilmişti. Bölgede Rum çeteleri bu iş için cirit atmaktaydı.

İşte o Pontusçu Rum projesini Atatürk çöpe attı.

Belli ki Yeni Pontusçuluk Rize’de belediye eliyle devreye sokulmak isteniyor. Bunun için de Rize’deki cahil dincilerin beynine yerleştirdikleri Atatürk düşmanlığını kullanıyorlar.

AKP’li belediyeler de bu Pontus Rum Devleti projesi için kullanılıyor. Atatürk heykellerinin meydanlardan kaldırılmasının bu partiye bağlı belediyeler eliyle yürütülmesi boşuna değil.