25 Nisan 2024 Perşembe
İstanbul 18°
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Öldürülen Türk Dil Kurumu üyeleri

Kemal Ateş

Kemal Ateş

Gazete Yazarı

A+ A-

Ülkemizin yüz akı ne çok bilim insanı, yazar, şair tanıdım eski TDK kurultaylarında.
TDK’in 773 numaralı üyesi Cavit Orhan Tütengil onlardan biriydi.
Tütengil’in Ağrı Dağın’daki Horoz kitabındaki yazılarını çok sevmiştim.
1970’li yıllarda DTCF’de Türkçe Kompozisyon dersleri veriyordum, hazırladığım ders notlarına koyacağım metinlerin seçiminde çok titizleniyordum. Daha önce beğendiğim bir yazıyı derslerde bir iki kez okuyup inceledikten sonra beğenmez oluyordum. Türkçe derslerinde metin seçimi gerçekten önemlidir, titizleniyordum. Daha iyisini, daha güzelini arıyordum. Sınıfta okuduğumuz her yazı öğrencide okuma hevesi uyandırsın istiyordum. Bazı metinler hiç değişmiyor, yerini koruyor, sırası gelince öğrencilerle birlikte okuyup inceliyor, içeriğini, biçimsel özelliklerini, dilini, anlatımını tartışıyorduk. Orhan Cavit Tütengil’in Ağrı Dağındaki Horoz kitabından aldığım “Hakkari’deki Walther Tepesi” derslerimde vazgeçemediğim metinlerdendi. Özellikle de Coğrafya Bölümü öğrencilerinin okumalarını çok istiyordum.
Ernst Walther adında Avusturyalı bir dağcı arkadaşlarıyla birlikte Ağrı’ya tırmanırken ölmüş, arkadaşları onun öldüğü yere Walther Tepesi adını vermişler. Cavit Orhan Tütengil bir yabancının bizim dağlarımızı keşfetmek için canını vermesini örnek göstererek, kendimize, kendi coğrafyamıza ilgisizliğimize getiriyordu sözü. Bu keşifleri yabancılardan önce biz yapmalıydık demek istiyordu.
Bunu söyledikten sonra palavra, hamaset değil de gerçekçi bir yurt sevgisini kazandıracak eğitime getiriyor sözü. Her şeyde olduğu gibi çocuklara, gençlere verdiğimiz yurt sevgisinin de gerçekçi olmadığını söylüyor:
“İlkokuldan başlayarak bizi gerçekten uzaklaştıran, sahteye, yapmacığa sürükleyen bir eğitimden geçtiğimizi niçin saklamalı? Yıl sonu sergilerinde öğrencisinin yerine bile bile büyüklerinin el işlerini sergileyen öğretmenler, ana baba tarafından yapılan ev ödevlerini ‘aferin’le karşılayan terbiyeciler, gelişmesini tamamlayınca tanımakta güçlük çektikleri bir nesle şekil vermektedirler. (…) Eğitim düzenimizin, aile ve aydınlarla işbirliği ederek parmak basılacak başlıca meselelerinden biri hiç şüphe yok ki gerçekçi bir yurt sevgisinin nasıl temellendirileceğidir.”
Hiç unutmuyorum bu güzel sözleri sınıfta öğrencilerle okuduktan bir hafta sonra Cavit Orhan Tütengil 7 Aralık1979 günü evinin önünde otobüs beklerken öldürülmüştü. Nasıl şaşırdım… Benim derslerde yazılarını incelediğim yazarların hepsi ılımlı insanlardı. Uçlarda değil, ulusuna, ülkesine, Cumhuriyet’e bağlı aydınlardı. Yurtseverliklerinden, Cumhuriyet’e bağlılıklarından hiç kuşkum yoktu. Cavit Orhan Tütengil’i TDK Kurultaylarından da tanıyordum. O Kurum’a girerken, “Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı” olduğumuza değgin belge imzalıyorduk. Tütengil ve biz hepimiz inanarak, seve seve, içtenlikle imzalamıştık o belgeyi.
Bugünkü aydınlara böyle bir belge imzalatmaya kalkışın, kaçta kaçı imzalar acaba?
Onu öldürenler bilirler miydi Cavit Orhan Tütengil’in TDK üyesi olduğunu, böyle bir belge imzaladığını.
Türkçe sevdasını yazılarıyla kanıtladığı için TDK’ye alındığını bilirler miydi?
Tütengil’in inandığı davalardan birinin de Türkçeyi geliştirmek ve sevdirmek olduğunu, dil konularında da yazdığını bilirler miydi?
Milliyetçiliğin önce dilini sevmekle, diline sahip çıkmakla başladığını bilirler miydi?
Sanmıyorum, bilmezlerdi. O katiller yukarıdan aldıkları emirleri bilirlerdi sadece.
1978-1980 arası ne kötü, ne uğursuz bir dönemdi.
1980 Temmuzundaki TDK Kurultayında genel yazman şair Cahit Külebi açış konuşmasında öldürülen beş üyemizin adını anmıştı. Prof. Cavit Orhan Tütengil, İTÜ Rektörü Prof. Bedri Karafakıoğlu, Doç. Bedrettin Cömert, Ümit Kaftancıoğlu, Savcı Doğan Öz…
Hepsi de birer Türkçe sevdalısıydı, bunu yazılarıyla kanıtlamışlar, “Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılıklarını” bildiren belgeyi imzalayarak girmişlerdi Türk Dil Kurumuna.
Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılık belgesi imzalayan bu aydınlar acaba özel mi seçilmişlerdi?
Bu durumda o cinayetlerde FETÖCÜ gladyonun etkisini, kendini milliyetçi sananların da bu alçaklığa alet olduklarını düşünmez misiniz?
Çoğunun katilleri bulunamadı ya da ceza verilmedi.
Adlarını saygıyla andığım bu aydınları öldürdüğü şüphesiyle yargılananlardan bazıları milletvekili olarak Meclis’te karşımıza çıktılar. Tütengil’in kızı Deniz Tütüngil’in dediği gibi; “Kara paralar nasıl bankalarda aklanıyorsa, cinayet sanıkları da siyasi partilerde aklanıyorlar.”
Bu gün de öyle değil mi? Dün başka partilerde, bu gün başka partilerde teröristler, katiller hâlâ makbul insanlar!..
Demokrasi bu değil…
Öneri: Atakan Hatipoğlu’nun Türklerin Uygarlık Serüveni (Kaynak Yayınları) tarihe ilgi duyan herkesin elinde bulunmalı.

Türk Dil Kurumu Türkçe