CHP, LGBTİ'yi partileştiriyor

CHP Gençlik Kolları, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu” kurduğunu ilan etti. CHP , bu komisyon ile Batı’daki dostlarının destekleriyle toplumsal cinsiyeti kurumsallaştırırken, bir yandan da LGBTİ hareketini partileşme sürecinin içine resmen dahil etmiş oldu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “etnik köken ve cinsel yönelim dezavantaj olmaktan çıkarılacak” vaatlerinde bulunuyor.

Emperyalist Batı’nın yeni bir kimlik yaratma projesi olan toplumsal cinsiyet; hemen hemen her gün birçok alanda ve kurumda gündemimize gelmeye devam ediyor. Gerek kadın mücadelesinde gerek gençlere sunulan sahte özgürlüklerin içinde sıkça duyduğumuz bu kavram; aslında çürüyen Batı kültürünün millî devletler üzerindeki etkisini yitirmemek ve kendini ayakta tutmak için oynadığı son kozlarından biri. Batı doğal cinsiyeti yok sayarak, kişiye sınırsız cinsel özgürlükler ve cinsiyet özgürlüğü sunarak bu teorisi ile aileyi doğrudan hedef alıyor. Aynı zamanda, sunduğu sahte özgürlüklerin içine etnik köken ve ırk bağlamında ayrışmayı da ekleyerek bölücülük ile feminizm kardeşliği yaratmış oluyor. Bunun sonucu olarak da kadın ve gençlik sorunlarının çözümünü hem engellemiş hem de cinsel yönelim özgürlüğü adı altında LGBTİ dayatmasını hayata geçirmiş oluyor.

Amacı millî devletleri içeriden kuşatmak, yurttaşları millî değerlerinden koparmak, kimliksizleştirmek, yurttaş olma bilinçlerini yok etmek olan emperyalizm, bu sinsi silahını doğrulturken, çeşitli araçlar yaratıp teorisini meşrulaştırma yöntemleri geliştiriyor. Bu araçlar bazen fonladığı kurumlar, fonladığı aktivistler, bazen de var olan kurumların içinde kendini gösteriyor. Hatırlanacağı üzere LGBTİ örgütlerinin fahri üyesi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şubat ayında “etnik köken ve cinsel yönelim dezavantaj olmaktan çıkarılacak” vaatlerinde bulunmuş, bu vaatlerini de resimleriyle birlikte panolardan ilan etmişti. Geçen hafta da yasal düzenlemelere ilişkin çalışmaları yürütmek amacıyla gençlik kollarının bünyesinde “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonunu” kurduklarını ilan ettiler. CHP , bu komisyon ile Batı’daki dostlarının destekleriyle toplumsal cinsiyeti kurumsallaştırırken, bir yandan da LGBTİ hareketini partileşme sürecinin içine resmen dahil etmiş oldu.

Alicia Homs Ginel, LGBTİ hareketinin savunucularından ve daha da önemlisi o da bir HDPKK dostu.

KILIÇDAROĞLU’NUN GENÇLİĞİ KATİ PİRİLERİN GENÇLİĞİ İLE KOL KOLA

CHP, vaatlerini gerçekleştirme adımı olarak kurduğu Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu toplantısı öncesinde, Avrupa’daki dostlarıyla LGBTİ hakları üzerine birçok ortak çalışma içinde bulundu. CHP’ nin en dikkat çeken toplantısı 8 Mart günü CHP Gençlik Kolları ve Young European Socialists (YES) gençliği ile yapıldı. YES, Avrupa Sosyalistleri ve Demokratlar Partisi (PES)'nin gençlik kolları. PES, Avrupa genelinde 33 üye, 12 ortak ve 2 gözlemci parti ile birlikte “demokrasi, barış, adalet” adına Avrupa için mücadele eden bir çatı oluşum. PES’e bağlı olarak Avrupa Parlamentosunda Sosyalistler ve Demokratlar ittifakı (S&D) ve LGBTİ çalışmalarını yürüten Rainbow Rose Board adı altında bir çalışma grubu bulunmakta. Avrupa Parlamentosundaki ittifakın 2019 yılında başkan yardımcılığı görevini Türkiye düşmanı çalışmalara önderlik eden, PKK ve FETÖ dostu, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Kati Piri yürütmüştü. Kati Piri, Türkiye düşmanlığının yanı sıra hem seçim kampanyası döneminde, hem de Avrupa Parlamentosunda LGBTİ örgütlerine destekleriyle de öne çıkıyor. Türkiye’den de HDP ve CHP, Avrupa Parlamentosunda Kati Piri’nin temsil ettiği PES’in resmi ortakları arasında. Kati Piri’nin CHP ve HDP genel merkezi yöneticileri ile dostluğu aynı örgütün ortakları ve yöneticileri olmalarından kaynaklanıyor. İlişkiler o kadar derin ki, PES’in LGBTİ örgütü Rainbow Rose Board'un bir önceki dönem başkanlık görevini CHP’nin resmi temsilcisi olarak, Beşiktaş Belediyesi Meclis Üyeliği de yapmış olan Sedef Çakmak yürütüyor. Kısacası CHP ‘nin Gençlik Kollarının 8 Mart’ ta katıldıkları LGBTİ toplantısı, Kati Pirilerin Gençlik örgütünün öncülüğünde yapılıyor.

Kati Piri, Türkiye düşmanlığının yanı sıra hem seçim kampanyası döneminde, hem de Avrupa Parlamentosunda LGBTİ örgütlerine destekleriyle de öne çıkıyor.

CHP GENÇLİK KOLLARINI TÜRKİYE DÜŞMANLARI YÖNLENDİRİYOR

PES’in gençlik örgütü olan YES’in başkanlığını Avrupa Parlamentosu milletvekili Alicia Homs Ginel yürütüyor. Alicia Homs Ginel, LGBTİ hareketinin savunucularından ve daha da önemlisi o da bir HDPKK dostu. Ginel, geçtiğimiz 2021 Mart ayında, AP Türkiye İlişkiler Delegasyonu Başkan Yardımcısı ve Almanya Sol Parti Avrupa Parlamentosu Milletvekili Özel Alev Demirel’in girişimiyle Avrupa Birliği'ne, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve iktidardaki Ak Parti’nin milliyetçi müttefikinin de yardımıyla OHAL koşullarında son derece otoriter bir sistem kurduğunu, bu duruma derhal müdahale edilmesi gerektiğini” talep eden 69 milletvekili arasında. Ülkemizin PKK terör örgütü ile mücadelesinden rahatsız olan milletvekilleri, “Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesinden çıkmasının, HDP’ye kapatma davasının açılmasının ardından diktatörlük yolunda olan Türk hükümetine karşı Avrupa Birliği'ni kadın hakları, siyasi faaliyet özgürlüğü, ifade özgürlüğü, insan hakları ve demokrasiden yana taraf olma” çağrısında bulunuyor. “AB zirvesi bu tarihi sorumluluğu yerine getirmezse, hem Türkiye’de hem de bölgede demokrasiye büyük zarar gelmesinden endişe duyduklarını” dile getiriyorlar. Ayrıca Güneydoğu Bölgemizdeki illerimizi “Kürt belediyeleri” olarak adlandıran bu vekiller, PKK terör örgütü ile bağlantıları kesinleşmiş ve ceza almış HDP yöneticilerinin tutuklanmasından rahatsızlık duyduklarını belirterek, Türk yargısının kararını yasadışı görüp, Avrupa Birliği'nin derhal harekete geçmesi gerektiğini talep ediyorlar.

CHP Gençlik Kollarının, ülkemizin terör örgütleri ile mücadelesinden rahatsız olan, FETÖ ve PKK’yı açıkça destekleyen bu yapının önderliğinde gerçekleştirdiği LGBTİ toplantısının Türkiye düşmanı ortakları bu kadarla da bitmiyor. Toplantıya öncülük edenler arasında Friedrich Ebert Vakfı'nın Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Siyasi Eğitim ve Sivil Katılım Sorumlusu Agnes Mach da bulunuyor. Friedrich Ebert Vakfı, Avrupa sosyal demokratlarının kontrollerinde bir vakıf. Aslında biz bu vakfı 2002 yılında katledilen aydınımız Necip Hablemitoğlu’nun ölmeden önce yazdığı Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası adlı kitabından tanıyoruz. Bu vakfın ülkemizdeki faaliyetlerine baktığımızda Agnes Mach’ın öncülüğünde gerçekleşen toplantının tehlikesi ve anlamı daha ortaya çıkıyor. Hablemitoğlu, Ebert Vakfı için ülkemizde:

  • Etnik karşıtlıkların belirginleştirilmesi,
  • Cemaat, tarikat ve benzeri yapılanmaların farklı hukuklarının yaşama geçirilmesi,
  • Hükûmet politikalarını ve kamuoyunu önemli ölçüde yönlendirme gücüne sahip siyasi partilerin, meslek odalarının, medya kuruluşlarının, sendikaların, birliklerin, vakıfların, derneklerin, tarikat ve cemaatlerin, illegal örgütlerin, rejim ve devlet aleyhine kullanılmaları,
  • Demokratik kitle örgütlerini sivil toplumlaştırarak, sivil itaatsizlik çağrılarıyla kamu düzeni ve devlet otoritesi aleyhine başkaldırı refleksinin oluşturulması,
  • Sistemden hoşnut olmayan, ezildiğine, sömürüldüğüne inanan kitlelerin, resmi ideolojiyi temsil eden tüm kurum ve kuruluşlara, değerlere, resmi politikalara düşmanlaştırılması,
  • Etnik ve dini amaçlarla yerel yönetimlerin ön plana çıkarılması,

faaliyetlerini amaçlayan tehlikeli bir vakıf olarak görev yürüttüklerini açıklıyor.

CHP, sadece HDPKK dostları ile değil, her amacı Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak olan bir vakfın yöneticileri ile LGBTİ hareketinin mücadele yöntemini geliştiriyor.

CHP KENDİ GENÇLİĞİNİ EMPERYALİZMİN TAŞERONU HALİNE GETİRİYOR

Emperyalist merkezlerde tasarlanan toplumsal cinsiyet teorisi, Türkiye karşıtı kim varsa, kim ülkemizin FETÖ mücadelesine karşı çıktıysa, kim PKK’nın hendeklere gömülmesinden rahatsızsa bu yapılarla ve kişilerle CHP’yi birleştiriyor. CHP, Toplumsal Cinsiyet Komisyonu ile birlikte hem anayasamızda belirtilen bütün yurttaşlarımızın eşit haklara sahip olduğu ilkesini çiğniyor, hem de yurttaşlarımızı cinsiyetleri üzerinden ayrıştırıyor, kimliksizleştiriyor. Dahası, gençliğini, Türkiye düşmanı ortaklarıyla birlikte, kendilerini yok etme amacında olan projelerin taşeronu haline getiriyor. Kendi gençliğini millî kimliğini reddeden, kültürüne ve manevi değerlerine uzak bir nesil yetiştirme heveslilerinin ellerine teslim ederek, onları Batı’nın neoliberal ve yozlaşmış kültürünün birer silahı haine getiriyor.

Sonraki Haber