AB, Çinli yolculara Kovid-19 kontrolü yerine ne getirdi?

Konu şu: her koronalı uçakla Avrupaya yolculuk edebilir, ama koronalı kişi Çinliyse hayır!

Avrupa’daki Washington destekli bazı çevreler şimdi de ‘Çin’den yeni bir Kovid-19 dalgası yayılabilir’ korkusu yaymakla meşgul. “Ama Avrupa’da zaten her yer Kovid-19, sokakta, trende otobüste öksürmeyen hapşırmayan yok” diye şaşırmayın, gülmeyin. Amerika için Çin hakkında “Sarı tehlike” imajı yaratmak son derece önemli.

Çin ‘Sıfır Kovid-19 vakası’ politikasından vazgeçti ve karantina zorunluluğunu kaldırdı. 1 Ocak’tan itibaren Çinli turistler serbestçe dünyayı gezebilecek. Salgın öncesi Avrupa’ya yılda 15 milyonu aşkın Çinli geliyordu. Başta ABD ve İngiltere, Japonya ayrıca AB’den Fransa, İtalya ve İspanya sert önlemler isteyince 4 Aralık Çarşamba günü Avrupa Birliği Sağlık Güvenliği Komitesi Brüksel’de tekrar toplandı. Amaç: Çin’den gelebilecek Kovid-19’lulara karşı ortak önlem almak.

‘Ortak önlem’ isteyenlerin temelsiz iddiaları şunlar: Çin aşısı ve Çin’de aşılanma oranı yetersiz, Kovid-19 onlarda çok yaygın ve tehlikeli yeni virüs mutasyonları olabilir, Çin kapalı kutu, bilgi saklıyorlar…. Ve bazı Batı medyasında “Çin’de krematoryum ve morglar Kovid-19 cesetleriyle dolu, ama resmi rakamlara göre Pekin’de sadece 7 kişi Kovid-19’dan ölmüş” gibi asılsız haberlerle doldu!

Önce ABD bu iddialarla Çin’den gelecek olanlara Kovid-19 testini şart koştu, İngiliz Başbakanı Sunak’ın sözcüsü “Çin dünyayla sağlık bilgilerini paylaşmayan bir ülke” diyerek tartışmalı bir kısıtlama kararı açıkladı. Fransa, İtalya ve İspanya da koronanın zirvede olduğu 2020 yılındaki önlemleri aratmayan kurallar koydular. Kanada ve Avustralya da onları izledi. Diğer AB ülkeleri önlem önermedi. Sadece AB Sağlık Güvenlik Komitesinin toplanıp ortak önlem alması istendi.

DÜNYA ÇOĞUNLUĞU VE BATILI BİLİM İNSANLARI İSTEMİYOR


Dünyada Çin’e karşı önlem isteyen başka bir ülke olmadı! Asya, Afrika ve Güney Amerika’dan bir itiraz çıkmadı. Çoğu zaman ABD’yle ortak hareket eden birkaç ülkeye Türk medyasında bir azınlık “Dünya şöyle dedi, dünya böyle dedi” şeklinde hep ‘dünya’ ismi takıyor! Oysa bunlar sayıları giderek azalan birkaç ülkeden ibaret.

Hollanda ve Almanya’da bilim adamları, virologlar Çin’den geleceklere test vb gibi ayrı kurallar koymanın bilimsel açıdan hiçbir anlamı ve gereği olmadığını açıklayarak hükümetlerini uyardılar, Hollanda bu nedenlerle özel önlemlere katılmadı.

Yeni Zelandalı bilim insanlarının yanısıra, Avustralya’nın baş sağlık danışmanı Paul Kelly, Avustralya hükümetinin kısıtlama kararlarını protesto etti. Kelly, Çin’de dünyanın diğer yerlerindekinden farklı ve daha tehlikeli bir Kovid-19 mutasyonuna rastlanmadığını, Avustralya halkının da buna karşı zaten bağışık olduğunu açıkladı. Hükümet önlemlerinin ‘rizikonun boyutlarıyla uyuşmadığını, pireyi deve yaptıklarını’ söyleyen Kelly, sadece Çinli yolcuları hedefleyen ayrı ve ekstra önlemler almanın saçmalığına işaret etti.

Çin hükümeti Çin’den seyahat edeceklere karşı Kovid-19 kısıtlaması getiren veya getirme olasılığı bulunan ülkelere karşı sert tepki gösterdi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, “Bazı ülklererin Çin’i hedefleyen giriş kuralları herhangi bir bilimsel temelden yoksundur ve hatta aşırıları kesinlikle kabullenilemez” diye konuştu: “Kovid-19 önlemlerini politik amaçlar doğrultusunda kötüye kullanma çabalarına şiddetle karşıyız ve ‘karşılıklılık’ ilkesi çerçevesinde biz de karşıt uygulamalar getireceğiz.” Sözcü Ning ayrıca Batı ülkelerindeki bilim insanlarının, Çin’deki Kovid-19 variyasyonlarının, Batı’dakinden farklı olmadığını kabul ettiklerini, bu durumda sırf Çinli yolculara kısıtlamalar getirilmesinin ayrımcılıktan başka bir şey olmayacağını sözlerine ekledi.

BU AYRIMCI ÖNLEM TARTIŞMASININ ASIL PERDE ARKASI


Gözlemciler olayın perde arkasında, ABD merkezli Çin’i dünya için ‘sarı tehlike’ gösterme imajı yattığını, bunun da arkasında yatan ASIL nedenin ise siyasal ve özellikle ekonomik rekabet olduğunu belirtiyor. Çin hükümetinin halk sağlığı amacıyla üç yıldır sürdürdüğü ‘Sıfır Kovid’ politikası, ülkenin dev ekonomik büyüme hızında görece yavaşlamaya yol açmıştı. Ülke ithalat, ihracat ve yatırım açısından zarar gördüğü Kovid-19 salgını ve kısıtlamalarından geçtiğimiz günlerde çıkınca, karşısında enerji krizi, pazar daralması , yüksek enflasyon içinde ve resesyona giren, ve tam da bu nedenlerle Çin’e olan ihtiyacı artmış bir Avrupa bulacaktı.

Bu yeni dünyanın Çin’e ihtiyacı olduğunu ve bu yeni durumun da Çin ekonomisi açısından yepyeni ve büyük fırsatlar doğurduğunu farkeden Washington derhal karşı harekete geçti. Örneğin, hızlı gelişme potansiyeline rağmen, enerji krizi ve Amerikan yaptırımlarıyla Ukrayna krizinden itibaren resesyona giren Alman sanayisi açısından 1,5 milyarlık Çin pazarı, Çin’in Kovid-19 yasaklarını kaldırmasıyla birlikte, ekonomik krizden çıkma olanağı sunabilirdi ve Washington böyle bir ‘kazan-kazan’ durumunu hiç de istemiyordu.

Washington’un bu yeni durumu hızla tespit ederek karşı önlemlere yönelmekte olduğunu son trilyoner Elon Musk olayında da gözlemledik. Elon Musk başında bulunduğu elektrikli araba şirketi Tesla’nın Kuzey Amerika ve Avrupa’daki pazarlama yönetiminin başına bir Çinliyi getirdi: Tom Zhu! Musk’ın artık ‘sağ kolu’ denilen Zhu aynı zamanda Tesla’nın ana üretim merkezi sayılan Çin’deki pazarlama ve üretimini de kontrol etmeyi sürdürecek. Geçenlerde Twitter’i satın aldıktan sonra, son Amerikan seçimleri sırasında Twitter’da yasaklanan Trump’ı affeden Musk, seçimler sırasında Biden ekibinin Twitter’ı, Trump’ı sansürlemek için kullandığını kamuoyuna açıklamıştı. Beyaz Saray Musk’ın sahip olduğu Tesla’nın Çin’deki üretim ve satışının zarar yaptığı iddiasını yaymaya başladığı sırada, Tesla’nın tam aksine Çin’de geçen yıl Kovid-19’a rağmen 800 bin araba ürettiği ortaya çıkacaktı. Çin bu gelişme üzerine, uluslararası büyük yatırımcıların yine de, artık herşeyi kendi üretmeye başlayan Çin’de bu yeni duruma ayak uydurmaları gerektiğini belirtecekti.

Bu arada son aylarda Fransa, Almanya ve daha bir çok ülkede patlak veren ilaç krizinin, yani yüzlerce ilacın zor bulunur hale gelmesinin nedeni de Çin’deki gelişmelerle ilgili. Çin kendi 1,5 milyarlık halkına öncelik verdiğinden, örneğin paresetamol gibi ilaç ve ilaç hammaddesi ihracatını sınırlama kararını aldı. Ayrıca ilaç ithalatını artırdı. Bu gelişmeler de Avrupa ekonomisinin Çin ekonomisinin gelişmesine ne kadar çok ihtiyacı olduğunu gösteriyor.

Washington’a bağlı düşünce kuruluşları bu gelişmeyi yakından izliyorlar. Bunların en önde gelenlerinden biri kuşkusuz, dünya pazarlarında ve küresel iş dünyasındaki gelişmeleri izleyerek buna bağlı stratejik siyasal rizikoları rapor eden Eurasia Group!

Eurasia Group’un yeni raporunda, ABD için en endişe verici iki gelişme, Şi Jinping başkanlığındaki Çin yönetiminin “keyfi ve devletçi” ekonomik planları ile Çin’den dünyaya yayılabilecek yeni bir ölümcül Kovid-19 tipi salgın olarak sıralanıyor! Raporda ‘haydut’ olarak nitelenen Putin Rusya’sının nükleer tehdidi ve Çin’le birlikte ‘yapay zeka teknolojisinde’ çok ilerliyerek Batı bankalarını ve küresel sosyal medyayı kontrol altına alabileceği iddia ediliyor. Bu nedenle ABD’nin Avrasya ülkelerindeki seçimlere daha aktif müdahale ederek, Çin ve Rusya’ya karşılık vereceği ima ediliyor. Dünyayı sarsan enflasyon ve yaklaşan ekonomik resesyon ise dördüncü endişe verici gelişme olarak sunulurken, bunun dünya pazarlarında daralma doğuracağı ve ayrıca OPEC ile ABD’nin arasını açabileceğine işaret ediliyor.

‘Sıfır Kovid’ politikasına artık gerek duymayarak yepyeni bir küresel ekonomik atağa geçen Çin, karşısında krize girmekte olan ABD ve Batı ekonomisi bulmuş durumda. Eurasia Group’un ve Çinlilere seyahat kısıtlamaları önerenlerin kendilerini birdenbire içinde bulundukları yeni durum işte budur.

SONUÇTA AB ORTAK KARAR ALMADI, ORTAK KARAR DİLEDİ


Ama işte tam da bu nedenden dolayı Avrupa kendini Çin ile iyi ekonomik ilişkiler geliştirmeye muhtaç hissediyor. Peki, 4 Ocak Çarşamba günü AB Sağlık Güvenlik Komitesi’nin Brüksel zirve toplantısı Çinli yolculara karşı hangi ortak kararı alabildi? Hemen hemen hiçbir karar alamadı. Toplantı sadece bağlayıcı olmayan bir-iki TAVSİYEDE bulunabildi!

Sadece Çinli yolcuların uçak tuvaletlerindeki atıklarında virüs kalıntısı var mı diye inceleme zorunluluğu! Bir de maske takmaları TAVSİYESİ! Bedava aşı vermek filan… Bunun dışında ise Çinli yolculara karşı “ortak önlem almanın önemli olduğu” kararlaştırıldı. Üstelik de bu kadarcığı bile ‘oy birliğiyle’ değil ‘oy çokluğuyla’!

Yani bu zirve toplantısı Çin’den gelecekler konusunda bir kez daha şunu demiş oldu: Çin’den yayılacak yeni Kovid-19 olasılığına karşı AB olarak daha önceleri ortak önlem almayı kararlaştırmıştık, bu kararı şimdi yeniden kararlaştırarak ortak bir karar almış olduk! Bu kadarıylan idare edin. Ocak ayı ortalarında yine görüşecekler.

Bu sonucun asıl nedeni Çin’den gelecek 15 milyon turistin bırakacağı milyarlar ya da Çin hükümetinin tepkisi değildir. Asıl nedeni 2023’te derinleşeceği anlaşılan enerji krizi ve ekonomik resesyon/daralma nedeniyle Alman sanayisi başta olmak üzere Avrupa ekonomisinin Çin’le olan trilyonluk iş hacmine şiddete ihtiyaç duymasıdır. Avrupa bu konuda haklıdır.

ABD de bu yeni durumun farkında. Ama ne yazık ki boşu boşuna Avrupa’yı Çinli turistlerin uçak tuvaleti atıklarıyla uğraştırarak zamanını çalacak!