Cenevre’de de geri adım!

Ne ana vatanda ne de yavru vatanda anayasaya saygı var! Her kamu görevlisi ancak anayasaya dayanan bir yetkiyi kullanabilir. KKTC Anayasası’nın ikinci maddesi çok açıktır: “KKTC devleti, ülkesi ve halkı ile bölünmez bir bütündür.” Bu ahval ve şerait içinde Mustafa Akıncı’nın toprak tavizi veren bir haritayı rakiplerimize teslim etmesi, açık bir anayasa ihlalidir. Akıncı, aynı zamanda KKTC hükümetine danışmadan, bilgi vermeye tenezzül bile etmeden bu haritayı teslim etmiştir. Bu harita şimdi BM ve AB’nin kilitli kasalarındadır. Türkiye’de öne çıkan anayasa hukukçularını bu konuda görüş açıklamaya davet ediyorum. KKTC’deki yargı organlarını, KKTC Meclisi’ni bu fiilin ne kapsamına girdiğini araştırmaya devam ediyorum. Türk kamuoyunu, Türk dünyasını bu fiile bir isim bulmaya davet ediyorum...

NİKOS EFENDİ COŞTU BİR KERE

Karşısında zayıf bir rakip görünce Anastasiadis kendisini Rum tarihine kahraman olmak yazdırmak için çaba sarf ediyor. Rum ve Yunan basını Anastasiadis’in incileri ile dolu: “Güvenlik ve garantiler konusunda sadece bizim önerimiz vardı. Türk tarafı hazırlıksız geldi! 5’li toplantıya Kıbrıs Cumhurbaşkanı olarak ben ve Kıbrıslı Türk lider katıldı, yani 4 devlet, 5 sandalye!”

Rum Lider Nikos Anastasiadis’in şu söylediklerinin kapsamı içine, maalesef Türkiye de giriyor! 47 yıllık süreçte ilk defa belli bir toprak parçasının iade edileceği kayıt altına alındı. Tarihte ilk kez Türkiye, güvenlik ve garantileri aktif şekilde tartıştı; adadan asker çekilmesini konuştuk! Bu konularda Türkiye AB ile diyaloga girdi. Ve ayrıca Türkiye ilk kez AB huzurunda Kıbrıs Cumhuriyeti’ni muhatap aldı!

İki Nikos, Yunan Dışişleri Bakan Nikos Kocias ve Kıbrıs Rum Kesimi Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis hep aynı nakaratta: “BM’nin söylediği gibi müzakerelerin ucu açıktır (open ended). Toplantılar devam edecektir. Sadece erteleme olabilir.” BM, AB ve Batı ülkeleri ile ortak bir strateji belirleyen Yunanistan-Kıbrıs Rum Kesimi ikilisi, köşeye sıkıştırdığı Türkleri seri kroşelerle nakavt etmek istiyor. Şöyle düşünüyorlar: “Tam zamanı! Türkiye başkanlık kavgasında! Kıbrıs’ı sahiplenen hiçbir siyasi hareket yok! Bir daha Akıncı-Nami ikilisini rüyamızda bile göremeyiz. Türkiye geleneksel Kıbrıs politikalarını tartışmaya açtı!”

TÜRKİYE’NİN SÖYLEDİKLERİ BAŞKA KAĞITTA YAZANLAR BAŞKA!

Türk yetkililer ısrarla olumlu bir hava yayıyor... Ama söyledikleri ile fiili durum örtüşmüyor. Ankara’ya giden trenin tabelasına İzmir yazsak ne değişir? CHP milletvekili Öztürk Yılmaz’ın, “Kıbrıs’ı satıyorsunuz!” çıkışına AKP’den sert tepkiler geldi. Başbakan Binali Yıldırım diyor ki: “Ne demek KKTC’yi satmak? Çok ayıp şey! Haddini bilmemek! Bizim şartlarımız ve kırmızıçizgilerimiz bellidir. 1. Garanti ve güvenlik! (Tarihimizde ilk kez tartışmaya açıldı!) 2. Mülkiyet ve toprak konularında mağduriyet, kazanılmış hakların kaybedilmesi söz konusu değil! (İlk defa belli bir toprağın verileceği kayıt altına alındı! Tapusu ile gelen on binlerce Rum, Türk kesimine yerleşecek!) 3. İki tarafı da mutlu edecek... (Akıncı ve çevresi mutlu da Anadolu ve Kıbrıs Türk’ü mutlu mu?)

Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu çok rahat: “18 Ocakta uzmanlar toplanacak; daha sonra bakanlar buluşacak! Sonuç çıkarsa başbakanlar bir araya gelecek... Müzakerelerin ucu açık olmamalı!” Güzel de BM, AB ve diğerleri “ucu açık (open ended)” diyor! Planınız nedir? “Benden buraya kadar, konu kapanmıştır. Bundan sonra sıfırdan başlarız!” diyebilecek misiniz? Mülteci antlaşması konusunda AB’ye 2016 yılı sonuna kadar süre vermiştiniz! Unuttuk sanmayın! Annan Planı’nı unuttuk sanmayın!

ADADA VE TÜRKİYE’DE DAR BİR GRUP DIŞINDA HERKES KAYGILI

Devletlerin tarihinde ender rastlanan bir olay gerçekleşti. KKTC hükümeti, KKTC Cumhurbaşkanı’na 7 maddelik bir ültimatom verdi. Bize bilgi vermeden, “toprak tavizi içeren bir harita sunmanız kabul edilemez!” dedi! Anayasa ihlali, şimdi de bir devlet krizine dönüştü! Bu koşullarda bir müzakere sürdürülebilir mi? Kendi hükümetine bile inandırıcı gelmeyen bir grup pazarlık masasına oturtulur mu?

Türk yetkililer ise bu süreci bize olumlu bir şeymiş gibi sunmaya çalışıyor! Güneşi balçıkla mı sıvayacaksınız?