Durum ve hükümet seçenekleri

ÇIKIŞ YOLU YAZILARI - 1

Durum tek sözcükle özetlenebilir: Zorluklar. Türkiye, İstiklâl Savaşından beri bu kadar çetin koşullar içinde olmadı. İkinci İstiklâl Savaşı adlandırması durumu anlatıyor.

SAVAŞIN ADI

Gerçeklerden korkarak ancak çözümsüzlük üretiliyor. Gerçeği herkes biliyor: Yaşanan olay, Türkiye-Amerika savaşıdır. Ülke içinde Bölücü ve Yobaz Terör örgütlerine karşı verilen mücadele de, Türkiye-Amerika Savaşıdır. Sınırların ötesinde Fırat Kalkanıyla yürüttüğümüz savaş da, Türkiye-Amerika Savaşıdır. Bugün dünyada güncel olarak ya da taktik düzlemde, ABD’nin hedef aldığı birinci ülke, Türkiye’dir. Şu anda ABD, stratejik düşman saydığı Çin ve Rusya’dan önce Türkiye’yi hedef alıyor. Yine ABD, bölgemizde Suriye, Irak ve İran’dan çok Türkiye’ye düşman. Hatta Türkiye’ye karşı bölge ülkelerini kullanmaya bile çabalıyor.

ÖNCELİKLİ SORUN

İsterseniz, savaşın adını koymaktan vazgeçelim. Ama görmezden gelemeyeceğimiz olaylar var: Son bir ayda Türkiye’de beş önemli terör saldırısı oldu. Ufak tefekleri saymıyoruz. Arkasındaki büyük devleti görmezden gelsek bile, bu terör saldırılarını kanımızla canımızla yaşıyoruz. Türkiye’nin bugünkü sorunlarını önemlerine göre şöyle sıralayabiliriz:

1. İçte terörden kurtulmak ve dışarda Fırat Kalkanı Harekâtını kesin sonuca ulaştırmak. Vatan bütünlüğünü ve yurtta barışı sağlamak.

2. Borçlanma ekonomisinden kurtulmak, üretim ekonomisini inşa etmek.

3. Cumhurbaşkanlığı Sistemini önlemek, iç cepheyi sağlamlaştırmak.

4. Laikliği sağlam temele kavuşturmak.

Bu sıralamayı yapmazsak, siyaset üretemeyiz. Siyaset, bir bakıma öncelikleri belirlemek, sorunları sıraya sokmaktır.

TERÖRÜN HEDEFİ

Türkiye’de ısrarla sahnelenen terör saldırılarının hedefini doğru belirlemek durumundayız. Askeri, Polisi, Büyükelçiyi, eğlence kulübündeki vatandaşı, Adliyede çalışanları hedef alan terör saldırıları, Türkiye’de can güvenliği olmadığı iklimini yaratmak için tezgâhlanıyor. ABD, Türkiye’nin yönetilemediğini kanıtlamak peşinde. Yoğunlaşan terör hareketleri, ABD’nin Tayyip Erdoğan yönetimini yıkma planı içinde anlam kazanıyor. Atlantik basını ve Türkiye’deki işbirlikçileri, bu planı başarıya ulaştırmak için gerekli kamuoyunu oluşturma çabası içindeler.

HÜKÜMET SEÇENEKLERİ

Türkiye’nin şu an içinde bulunduğu süreçte hükümet seçenekleri bellidir:

Bir: AKP yönetimiyle devam etmek.

İki: Abdullah Gül + Davutoğlu + Fethullah Gülen + Kılıçdaroğlu + Selahattin Demirtaş hükümeti kurmak. Başka deyişle AKP’den ayrılacak gizli FETÖ mensupları ile CHP ve HDP’nin koalisyon hükümeti oluşturması.

Üç: ABD Büyükelçiliğinin Nihat Erim’le Beyaz Saray fotoğrafı yayımlayarak ilan ettiği 12 Eylül seçeneği.

Dört: AKP, CHP, MHP ve Vatan Partisi’nin oluşturacağı Millî Seferberlik Hükümeti.

Beş: Erken seçime giderek seçim sonuçlarına göre hükümet kurmak.

YETERSİZ

Birinci seçenek, Türkiye’nin teröre karşı mücadele sorununda yetersiz kalıyor. Karşımızda Dünya emperyalist sisteminin merkezindeki güç var. İstiklâl Savaşı veriyoruz. Evet AKP iktidarı, seçime ve parlamento çoğunluğuna dayanıyor, ancak karşılaştığımız sorunları çözebilmek için daha geniş bir tabana oturması gerekiyor.

İMKANSIZ

İkinci seçenek, imkansızdır. Daha doğrusu ancak Türk Ordusu yenildiği zaman, gündeme getirilebilir. O nedenle AKP’nin Amerikancı kanadından HDP/PKK’ya kadar uzanan bir hükümet tezgâhının içine düşenler, dikkat edilirse Türk Ordusunun yenilmesine yönelik bir propaganda içindedirler. HDP’yi Meclise soktular. Fırat Kalkanı’na karşı “batağa girdik” söylemiyle ABD kalkanı oluşturulmasına hizmet ediyorlar. Terör eylemlerinin artmasını kendilerine iktidar yolunu açan olaylar olarak görüyorlar. Söylemleri açıkça bunu kanıtlıyor. Ayrıca ABD’nin “Diktatör Tayyip Erdoğan” kampanyasında en önde görev yapıyorlar. Türkiye’nin Rusya, İran, Çin ve Suriye ile ittifak yaparak ABD’ye direnmesini baltalıyorlar. Abdullah Gül + Fethullah Gülen + Kılıçdaroğlu + Selahattin Demirtaş Koalisyonu, ancak terör eylemlerinin ve ekonomik krizin yaratacağı büyük sarsıntılarla gündeme getirilebilir. Yine de iktidar olamaz. Çünkü Türkiye, bölünmeyi kabul etmiyor ve etmeyecektir.

ÜMİTSİZ

Üçüncü seçenek, şansını kaybetti. 15 Temmuz FETÖ darbesiyle kalkıştıkları 12 Eylül girişimi, Türk Ordusunun milletle işbirliği sayesinde ezildi. ABD emperyalizmi, Ordu ve Polis içindeki silahlı gücünü yitirdi. Gladyo, hapislere tıkıldı. Bu durumda terör saldırılarıyla ülkede yaygın güvenlik sorunu yaratıp darbeyi askerin kucağına bırakma tezgâhı kuranlar için koşullar umut verici değildir. Şöyle vurgulamak daha doğru: Türkiye’nin millî güçleri buna izin vermeyecektir. Dolayısıyla yaşadığımız süreci seyretmeyi bırakıp müdahale etmek durumundayız. Üçüncü seçeneği imkansız kılmak, millî güçlerin elindedir.

GERÇEKÇİ

Dördüncü seçenek, gerçekçidir, gereklidir ve hatta zorunludur. Türkiye’nin sorunları artık ancak Millî Seferberlikle çözülür. Cumhurbaşkanı da, Millî Seferberlik çağrısında bulundu. Bu çağrı, millî güçlere görev ve sorumluluk çağrısıdır. Dış tehdidi ve terörü etkisiz kılmak için birlikte mücadele çağrısıdır. O zaman devletin ve milletin güçlerini kucaklayıp teröre karşı seferber edecek geniş tabanlı bir hükümet ihtiyacı, iktidar çevreleri açısından da gündemdedir. Mecliste çoğunlukta bulunan AKP, Millî Seferberliğin diğer partileri olan CHP, MHP ve Vatan Partisi ile birlikte hükümet kurarak, zorlukların üstesinden gelmek için daha geniş bir kuvvet oluşturur. CHP, MHP ve Vatan Partisi, ülke bütünlüğü ve teröre karşı mücadelede sorumluluk üstlenerek, zafere kilitlenirler. Böylece Vatan Savaşında başarısızlığın pususuna yatan muhalefet anlayışları da temizlenir.

DOLAYLI YOL

Beşinci seçenek, erken seçime giderek, yeniden oluşacak parlamento tablosunda hükümet kurmaktır. Yeni seçim durumunda, HDP Meclis dışında kalacak, Vatan Partisi Mecliste olacaktır. O koşullarda keşfedilecek olan çözüm, yine Millî Seferberlik Hükümetidir. Bugünkü Meclis çıkış yolu üretemezse, yeni kurulacak Meclisin önündeki çözüm, yine Millî Seferberlik Hükümeti olacaktır. Çare kalmazsa, bu yola da gidilir.

KAÇINILMAZ

ABD planlarını bozacak güç, ancak Millî Seferberlik Hükümetiyle derlenir. O nedenle Millî Seferberlik Hükümeti kaçınılmazdır. Mesele, tarihsel süreci okuyup, daha çok kayıplara uğramadan, zorunlu çözümü bir an önce hayata geçirmektir. Burada girişim, kuşkusuz AKP yönetimindedir, özellikle Millî Seferberlik çağrısında bulunan Cumhurbaşkanındadır.

YARIN DEVAMI VAR

Bu konuları işlemeye devam edeceğiz. Okuyucularımızdan ve bütün yurttaşlarımızdan, Çıkış Yolu başlıklı yazıları dikkatle incelemelerini, çevreye yaymalarını, bu konuyu her ortamda tartışmalarını diliyoruz.