Faizleri düşürecek çılgın projeyi açıklıyorum!

Günlerdir bu faizler nasıl düşer diye kafa patlatıyorum! Sayın Cumhurbaşkanımız, "Faiz, ekonomik alanda her türlü kötülüğün anasıdır" dediğinden beri, faiz denen bu hapis mereti nasıl yerli ve milli ekonomimizin başından def ederiz diye düşünürken birden ampüller yandı!

Baktım bu iş böyle olmayacak o yüzden; Twitter'daki bir yazışmamızda yerli ve milli Borsa Kralımız Nasrullah Ayan'ın ismini beğendiği "Az veren candan çok veren maldan; yerli ve milli fedakarlık sistemi"ni yetkililerimize önermeye karar verdim.

Sistem çok basit zaten herkesin de aklına gelmiştir. Gerçi uygulamada sıkıntı var. Çünkü uygulanması için çok afedersiniz ota, çamura açıklama yapan yerli ve milli sermayedarlarımızın ve bilimum gayrimenkul zengini kodamanlarımızın elini cebine atması gerekecek.

MİLYONERLER ELLER CEBE!

Geçenerde ajans bir haber geçti. Habere göre yalnız ve güzel ülkemizde 141 bin civarında milyoner varmış. Hayırsever milyonerlerimizin bankalardaki mevduatlarının toplamı da yaklaşık 943 milyar TL. Bu mevduatlar haliyle öyle bankaların kasalarında durmuyor. Hepsi kredi olarak verilmiş yani ekonomiye kazandırılmış. Şimdi ben diyorum ki o kadar hesap uzmanımız vs. var. Oturalım enine boyuna hesaplayalım. Bu 141 bin milyoneri tıpkı muhtarlar gibi çok zengininden az zenginine kadar Beştepe'ye davet edelim. Diyelim ki; "Ey vatandaş sen bu parayı bu ülke sayesinde kazandın. Helal hoş olsun. Paran yine senin paran. Zaten bunu da evde kasada tutmamışsın, vatan hainleri gibi yurt dışına da kaçırmamışsın. Aferin sana. Ama bu 'faiz lobisi' bankalar senin parana yüzde 15-16 hatta tutarına göre belki daha fazla mevduat faizi vererek, seni de faiz çarkının içine sokmuş. Sen enflasyona filan bakma, biz onu ne yapıp edip düşüreceğiz. Faizler düşünce zaten enflasyon da düşecek! Sizin faizleri yüzde 5.5'te sabitleyelim. Zaten Merkez Bankamız'ın yıllardan beri hedeflediği ama tutturamadığı enflasyon hedefi yüzde 5. Bak onun da yarım puan fazlasını verdik. Döviz mevduatı olanlar da bozdursun onları TL yapalım. Yerli ve milli olalım. İhtiyaç oldukça ben size Merkez'in kasadan döviz veririm. Bana 5 sene süre verin. Enflasyonu düşüremez de sizi zarar ettirirsem o süre zarfındaki zararınızı devlet kasasından karşılayacağım."

TOBB KRİZİ UNUTULMASIN!

İşte böylece faizleri düşürdük. Sürekli teşvikti, KGF'ydi, yapılandırmaydı, özelleştirme ile kamunun en karlı kaynaklarıydı vs. derken palazlanan ve bu yüzden milli gelirden emeğin aldığı pay azalırken, payı artan sermaye sınfımızdan bu fedakarlığı da isteyebiliriz diye düşünüyorum. Hem geçmişte bir TOBB krizimiz de var. İş insanı Davut Doğan çok kereler anlatmıştır. Bilmeyen için özetleyelim. 2001 krizi zamanları. Yalnız ve güzel ülkemiz 1 milyar dolarcık bulacağım diye IMF kapılarında sürünüyor. TOBB Genel Kurulu var. Davut bey çıkıyor ve diyor ki; 350 odamız var. 100-150 bin gücü yettiğince versin. TOBB'da 500 milyon eklesin, 1 milyar TL devletimize verelim. Sonra faiziyle geri alırız. Tabii koca TOBB ve odalardan çıka çıka 100 milyon çıkıyor. Paranın nasıl kullanılacağında sıkıntı olunca o zamanki başkan rest çekiyor. İstifa mektubu yazıyor. Sonra o mektup kasadan mı artık, çöpten mi alınıp işleme konuyor ve şimdiki TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu o gün bugündür en büyük başkan.

BİR LANNİSTER GİBİ ÖDERİZ KARDEŞİM

Tabi işin diğer kısmı da var. Malum kredi/mevduat oranlarımız yüzde 120'leri aşmış durumda. Yani iş mevduatla bitmiyor. Dışarıdan bankalarımız döviz kredisi alıp burada muhteşem, çılgın altyapı projelerimizi vs. fonlamışlar. Onlar için tabii yapacak bir şey yok diye bakılabilir ama aslında var. Bizim ülkemiz maşallah "Bir Lannister daima borcunu öder" şanına sahip. Bizde kimsenin parası kalmamış, kalmaz. Osmanlı Hanedanı'ndan kalma borçları bile ödedi, benim gariban halkım. Onlara da deriz ki; "Kardeşim biz bu faizi kafaya taktık düşüreceğiz. Öyle enflasyondu, risk primiydi, yok risk iştahıydı anlamayız, bugüne kadar kazandığın faize say, puşt! Bak bir moratoryum ilan ederim, apışıp kalırsınız ha! 'Yok para size canımı mı alacaksınız!' derim, elinde patlar." Tabi onlar da hemen devletimizin ciddiyetini kavrayınca, "yağlı müşteriyi kaçırmayayım" diye kabul ederler. Neyse ederler herhalde!

NEFES ASLINDA İYİ BİR ÖRNEK

Faiz konusunu böyle halledebiliriz diye düşünüyorum. En azından içerdeki borç verenleri ikna edebiliriz. Zaten DenizBank'ın öncülük ettiği sonradan ikinci kısmına Ziraat Bankası'nın ve bazı katılım bankalarımızın da omuz verdiği NEFES Kredisi'nde benzer bir durum oldu. Malum Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ülkemizin zorunlu üyelik nedeniyle en geniş kapsamlı çatı iş dünyası kuruluşu. TOBB ve odaların kasalarında milyarlar var. Bunlar bankalarda mevduat olarak duruyor, ekonomiye kredi olarak dönüyor. NEFES Kredisi ile TOBB ve odalarımız faiz gelirinden feragat ettiler, bankalarımız da kârdan zarar etmeyi göze aldılar ve zor zamanda işletmelere nefes verdiler. Mesela orada geçen yılki NEFES 1'de faiz yüzde 9.9 oldu. Normalde kredi faizleri yüzde 16-18'lerdeydi. Bu yıl ise NEFES 2'de faiz yüzde 11 civarında. Tabi "Bu işletmeler niye nefes alamaz hale düştü, hani ekonomimiz ne güzel de büyüyordu?" diye sorulabilir ama o kısım bahsi diğer. Burada çok iyi bir iş kotarıldı. Sonuçta bankadaki mevduatından kazandığı faiz geliri, ödediği kredi taksidinden fazla olan odalarımız var. Zamanında bu köşede değinmiştik.

Faizler konusundaki bu çılgın projeme katılmayanlar da olabilir. Ben ortaya attım. Farklı görüşleriniz olursa bu köşede ele alırız.