Gara zafer mi yenilgi mi?

Mehmetçiğimiz Gara’da şanlı tarihine yakışır bir zafer daha kazandı. Terör örgütlerine verilebilecek en büyük kayıplardan birini PKK’ye verdirdi. Düzenli orduların savaşında 50-60 rakamları düşük sayılabilir. Ancak terör örgütlerine bir operasyonda 3 şehide karşılık 50’nin üstünde kayıp verdirmek olağanüstü bir başarıdır. Üstelik hava ateş desteğinin sınırlı bir etkide bulunduğu dağlık bir bölgede, mağaralara yerleşmiş ve mağaralarda yaşam üniteleri kurmuş bir terör örgütünden bahsediyoruz. Ayrıca ABD’nin her türlü silah, mühimmat ve istihbarat yardımına rağmen başarılmıştır. Gara’da çatışmalar göğüs göğse cereyan etmiştir. O dağların sahibi olduklarını ilan edenler kendi inlerinde boğulmuşlardır. Değerli komutanımız Engin Alan Paşanın dediği gibi o dağları bilmeyenler hariçten gazel okuyorlar.

PKK’YI MEŞRU HALE GETİRMEK

Peki anlı şanlı muhalefetimiz Gara operasyonunu neden başarısız olarak niteliyor? Görünür sebep olarak, PKK’nın elindeki rehinelerin sağ olarak kurtarılamayışı gösteriliyor. PKK’nın elindeki rehineler sağ olarak kurtarılma olanağı var mıydı? 7 odalı devasa bir mağarada göğüs göğse çarpışarak ilerlemek zorunda olan güvenlik kuvvetlerinin rehineleri kurtarmak için yapabilecekleri neler vardı da yapmadılar. Muhalefet bloğunun lideri Kılıçdaroğlu’na göre rehinelerin sağ olarak kurtarılamayışı büyük başarısızlıktır ve bunun sorumlusu operasyon talimatını veren Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dır. Peki Cumhurbaşkanı ne yapmalıydı.? Ona da HDP’ cevap veriyor. Devlet operasyon yapmamalıydı. Rehineleri kurtarmak için terör örgütü PKK ile görüşmeler yapmalıydı. HDP olarak da arabuluculuk yapmaya hazır olduklarını ama devletin buna yanaşmadığını ileri sürüyorlar. Aslında yapmak istedikleri rehineler üzerinden devletin PKK’yı resmi muhatap kabul etmesi ve PKK’nın statü kazanmasını sağlamaktır. Devlet PKK’yı meşru görerek müzakereler yürütülecek ve karşılıklı esir takası yapılacak. Devletin PKK’nın bu talebini kabul etmesi mümkün değildir. Bu talebi kabul etmek demek yıllardır uğruna binlerce şehidimizin kanı ile sulanan vatan topraklarının bölünmesini kabul etmektir. CHP, İP ve millet ittifakının diğer küçük ortakları, Saadet, Deva ve Gelecek partileri aslında operasyon başarısız derken kastettikleri budur. Yani PKK’nın yasal ve meşru bir örgüt olarak tanınmasıdır. Devlet PKK ile müzakereler yapıp, cezaevindeki birkaç PKK’lıyı serbest bırakıp rehineleri kurtarsa idi. Muhalefetimiz muhtemelen devleti başarılı görecekti. Evet 13 rehine kurtarılacak ama devletin itibarı, yerle bir olacak ve PKK zafer türküleri söyleyecekti. Güneydoğu’da yok edilen PKK itibarı ve silahlı baskısı yeniden kurulacaktı.

REHİNELERİ ÖLDÜRMEK ALÇAKLIK DEĞİL MİDİR?

Rehinelerin sağ olarak kurtarılamaması başarısızlık olarak nitelendiriliyor ama rehineleri alçakça katletmeyi yarım ağız lanetliyor. Hatta rehinelerin katledilmesinin sorumlusunun Cumhurbaşkanı olduğunu söylüyorlar. Bu bana şu fıkrayı hatırlattı. “Nasrettin Hocanın evine hırsız girmiş. Komşuları gelmiş, her biri, Hocayı eleştirmeye başlamış. Kapı açık olmasa hırsız giremezdi, pencereler niye kapalı değildi vs. deyince, Hoca patlamış: Tamam kapı ve pencerenin açık olmasından ben sorumluyum da bu hırsızın hiç mi suçu yok” demiş. Millet ittifakı da terör örgütü PKK’yı bırakmış devleti sorumlu ve suçlu ilan etmiştir.

Kimse şunu dile getirmiyor. Rehine öldürmek hangi hukuka sığmaktadır. Hangi insani değerlere uymaktadır. Kaçarken, eli kolu bağlı rehinelerin başına kurşun sıkmak, Türk Ordusunun önünden kaçan Yunan Ordusunun köyleri ateşe vermesi ve köylüleri katletmesine benziyor. Bu olay Yunan Ordusunun tarihinde bir kara leke olarak durmaktadır. PKK’nın ne kadar, İnsanlık değerlerinden kopuk halk düşmanı bir karakterinin olduğu bu olayla bir kere daha tescillenmiştir. Alçaklığın ölüme çare olduğu görülmemiştir. Yunan Ordusunun yaptığı mezalim, Onun Akdeniz’in serin sularına gömülmesini engellememiştir.

ABD’nin kara gücü olanlar, ABD’nin yenilgisini de paylaşacaklardır.

YAS MI TUTACAĞIZ

Gara operasyonunu başarısız görenler, milli yas ilan edilmesini, bayrakların yarıya indirilmesini talep ediyorlar. Onlara göre Türk Ordusu yenilmiş büyük kayıplar vermiş ve geri çekilmiştir. Amaçlanan hiçbir şey gerçekleşmemiştir. Açık ve net söyleyelim. Bu bakış açısı, düşmanın bakış açısıdır. Her savaşta ve her mücadelede kayıplar olur. Büyük zaferlerin içinde de büyük kayıplar vardır. Ama asıl olan kimin daha çok kayıp verdiği ve kimin amacını gerçekleştirebildiğine bakılır. Gara PKK’nın çok önemli karargâhlarından, merkezlerinden biriydi. Bu karargâh artık yok. Bu merkez imha edildi. Ayrıca PKK açısında yüksek sayıda terörist etkisiz hale getirildi ve getirilmeye devam ediliyor. Rehinelerin canlı olarak kurtarılamayışı vatansever herkesin canını yakmıştır. Ama şehitlerimizin kanı yerde kalmamış ve alçaklar kanlarında boğulmuşlardır. Şehitlerimizi kalbimize gömecek, yeni zaferler kazanmak ve terörün kökünü kazımak üzere yeni seferlere ve operasyonlara devam edeceğiz. PKK yas tutsun, ABD üzülsün, mağaralarını başlarına yıktık ve karargâhlarını yerle bir ettik. Son operasyonlarla, Gara’da 60 civarında terörist etkisiz hale getirilmiştir. Sıranın Kandil’e geldiği artık malumun ilanıdır. Mehmetçiklerimiz Kandil’i de Gara gibi başlarına yıkacaklarına olan inancımız tamdır. Bayrakları dürmenin ve yarıya indirmenin değil, Türk Bayrağını daha yükseklere kaldırmanın tam zamanıdır.