Kamyoncuya kurşun sıkılan mevzi!..

Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde öğretmenlik yapan 23 yaşındaki Necmettin Yılmaz’ın “16 Haziran”da teröristlerce şehit edilmesi Türkiye’yi yasa boğdu...
Tatil için memleketi Gümüşhane’ye giderken Tunceli-Pülümür karayolunda yol kesen PKK'lılar tarafından aracı kurşunlanarak yakıldıktan sonra kaçırılan genç öğretmenin cesedi “12 Temmuz”da Pülümür Çayı’nda bulunmuştu...
Tunceli Valiliği, dün yaptığı açıklamayla, Yılmaz’ı şehit eden 6 PKK’lının silahlı İHA’lar tarafından öldürüldüğünü duyurdu...
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Kahramanlarımız Tunceli Pülümür’de şehit öğretmenimiz Necmettin Yılmaz’ın kanını yerde bırakmadı. Bu gece ve sabah 5 terörist etkisiz” dedi.
Güvenlik güçlerinin son dönemde terörle başarılı mücadalesi tabii ki desteklenmeli ama kuşku yaratan asıl soruyu da sormak lazım;
Kaçırıldıktan neredeyse “bir ay” sonra cesedi bulunan genç öğretmen, bölgeyi terk etmedikleri ortaya çıkan (!) teröristlerin elinden bir şekilde kurtarılamaz mıydı?..
Yani; Yılmaz’ın kaçırıldığı bölgeye kadar giderek, şehidin fotoğrafını ve Türk Bayrağı’nı tünel girişine asan ve bu sırada, -halen- bölgede mevzilenebilen (!) teröristler tarafından üzerine kurşun yağdırılan Trabzonlu kamyon şoförü Abdullah Özer’den önce davranılamaz mıydı?..
Orada öğretmeni kaçırarak öldüren teröristler, “bir ay sonra” bile bir kamyon şoförünün kahramanlığına müdahale edecek kadar o bölgede pervasızca nasıl barınabildiler acaba?..
Şehit öğretmenin ailesina başsağlığı dilerken, yukarıdaki sorulara yanıt verecek bir yetkili olursa köşemiz tabii ki açıktır...


Kahraman şoförün eylemi ve yanıt bekleyen sorular!..​

URFALI BAKAN YAĞMAYI DURDURACAK MI?..

Hemşehrim Ahmet Eşref Fakıbaba’yı Urfa SSK Baştabipliği döneminden tanırım... Başarılı ve sevilen bir bürokrattı ki, Urfalılar onu iki kez belediye başkanı sonra da milletvekili yaparak onurlandırdılar...
Fakıbaba; belediye başkanlığı -öncesi ve sonrasında- 11 Nisan Stadyumu insafsızca AVM’ye dönüştürülmesine rağmen, parklar yaparak, Urfa’nın çehresinin değişimine katkı sundu.
Ama açık söyleyelim, özellikle Faruk Çelik ve AKP’li belediyeler döneminde GAP’ın başkentinde, “insan eksen filiz verir” denilen tarım alanlarının imara açılarak utanmazca yağmalanmasına Fakıbaba’dan sert tepki vermesini beklerdim…
Fakıbaba artık Tarım Bakanı... AKP’ye her seçimde en az 8 milletvekili armağan eden Urfa’da bakanlık yapacak adam yokmuş gibi, ithal vekilleri (Faruk Çelik) kabineye alan iktidarın hatasından dönmesinin piyangosu Fakıbaba’ya vurdu...
Tıp dokturu olan Fakıbaba kentin ezeli yaralarını da çok iyi biliyor... Urfa’nın Mardin ve Diyarbakır ile Suriye sınırına uzanan Harran-Akçakale karayollarının çevresinde onbinlerce dekar tarım alanının ne yazık ki gecekondu ve apartmanlar tarafından istila edilmesini de elbette görmüştür...
Yani; Urfa’daki AKP’li belediyelerin, devletin sulansın ve “yılda 4 ürün” alınsın diye GAP kapsamında, en az 25 milyar dolar harcadığı çok verimli tarım alanlarını yapılaşmaya ve yağmaya açarak katlettiklerini biliyor Fakıbaba...
Evet; Urfa’nın artık kendi evladı olan bir bakanı var, hem de tarımdan sorumlu... Fakıbaba’nın başarılı olacağına da inanıyoruz...
Ancak Fakıbaba, makamının hakkını vermek istiyorsa, en başta kendi partisine bağlı belediyelerin tarım alanlarını insafsızca yok etmesini durdurmalı, sulama ve tarım için GAP’a harcanan milyarlarca doların daha fazla heba edilmesini engellemelidir...
Velhasıl Urfa, “bereketli topraklar” açısından hızla tükenişe sürüklenmeye devam edecekse, Fakıbaba’nın elindeki neşter “çözüm” aracından çok paslı bir metaldan öteye gitmez ki, tarih işte o zaman Bursalı bakandan sonra en çok Urfalı bakanın yakasına yapışır!..

YAPI KREDİ'NİN ROBOTLARI!..

Yaşam alanınızdan uzakta, üzerinizde nakit ve çevrenizde tanıdık yoksa, başka hiçbir bankayla da çalışmıyorsanız, cebinizdeki tek kredi kartınız bankanızın hurdaya dönmüş bankamatiği tarafından alıkonulursa ne yaparsınız?..
Yapacak tek şey var; o bankamatiğin başından ayrılmadan “call center”ı (çağrı merkezi) ararsınız ve sizi kesinlikle dinlemeden sürekli saçmalayan, vizyonsuz görevlilerin dakikalar süren zırvalarını dinlersiniz...
Siz uzaklarda; içinde benzin azalmış arabanızla, çaresiz mi kalmışsınız, ne yapacağınızı mı şaşırmışsınız ya da sinirleriniz alt üst mü olmuş, “call center” denilen ve bozuk makine gibi sürekli aynı şeyleri tekrarlayarak, çalıştığı kurumun kredisini de tüketen “robot”ların aslında umurunda değildir!..
Oysa daha geçen ay Amerika’da; çalınmış ya da bozulmuş kredi kartları müşterileri mağdur etmesin diye, asıl kart (üç gün içinde) gönderilene kadar “geçici kart” düzenleyen Bank Of Amerika’nın hızlı çözümüne tanık olmuşken, Türkiye’de insanların her alanda çaresiz ve mağdur bırakılmasının zavallılığına üzülürsünüz…
Neredeyse 25 yıldır çalıştığım tek banka olan Yapı Kredi’ye tavsiyelerimiz var; Milyonlarca lira reklam harcamasıyla müşteri toplama gayretinden çok, iradeli, kararlı, efendi ve en önemlisi de, inisiyatif kullanarak “çözüm” üreten “444” nöbetçilerini “robot “değil, insan gibi eğitin...
Ve de müşterilerin kartlarını adeta “gasp” ederek, (en az 10 gün boyunca) çaresiz ve mağdur edecek olan, çoğu hurdaya çıkmış bankamatikleri ya değiştirin ya anında çözüm için “mobil servisler” kurun ya da zihniyetinizi gözden geçirin... Yazık oluyor koca bankanın itibarına!..
Bir ansımsatma daha; Yapı Kredi bu başıboşluğun gerekçesine ya acele yanıt verir ya da bu köşenin bir bölümünü tüm banka mağdurlarının tüketici isyanına ayırırım ki, hiç kuşkunuz olmasın ağlama duvarına döner burası!..