Kemal Sunal’ın Suriye dürzileri

Dürzilerin tarihi ve Suriye’ye dayatılan terör ve taksim savaşındaki siyasi ve askeri duruşlarını değerlendirdiğimiz 23 Kasım ve 30 Kasım 2013 tarihli ‘Dürziler (Terzi Tarikatı)’ ile ‘Suriye Savaşları ve Dürziler’ yazılarımızı okuyabilirsiniz.

Toplamda 1,5-2 milyon nüfus olan, Suriye, Lübnan, İsrail ve Ürdün'de varlıklarını sürdüren Dürziler, başta Venezuela, Brezilya olmak üzere Güney Amerika’da da siyaset ve ekonomide önemli bir topluluktur.

VATANSEVER TOPLUM

Tarih ve tecrübe ile sabittir: Suriye, Lübnan ve İsrail işgali altında olan Golan Dürzilerinin büyük çoğunluğu ülkelerine bağlı, yüksek derecede misafirperver ve vatanperver olarak bilinir. Dürzilerin ezici çoğunluğu Arap Milli kimliğine bağlıdır. Birinci Cihan Savaşından sonra Suriye’yi etnik, din ve mezhep temelde taksim etmek isteyen Fransa ve İngiltere’ye karşı “Suriye’nin işgal ve taksim edilmesine karşı ruhumuz ve bedenimizle savaşacağız” diyen Dürzi dini ve siyasi lider Sultan Paşa El-Atraş, Siyonizm ve Emperyalizme karşı verilen Suriye Millî Mücadelesinin en önemli kahramanlarından biri kabul edilir. Fransızların Dürzilere vaat ettikleri, Özerk Dürzi Yönetimi, makam, silah ve altın, Fransa’nın sahip olduğu nimetlerden yararlanma, çocuklarına Paris’te eğitim gibi teklifleri kabul etmemiştir.

DİRENENLER VE TESLİMİYETÇİLER

Buna mukabil, Fransız savaş uçakları Dürzilerin kalabalık bir nüfus oluşturduğu Süveyda şehri ile Sultan Paşa’nın kendisi ve ailesini topyekûn öldürmek kastıyla evini bombaladıktan sonra bazı kesimler teslimiyeti seçti. Suriye direnişinin birçok önderi öldürüldükten ve Fransız askeri Beyrut’tan gelerek Şam’a, İskenderun’dan gelerek Halep’e girdikten sonra Fransa ve İngiltere ile anlaşmak ve onların idaresinde ve sunacakları bir bayrak altında özerk Dürzi yönetimini tercih eden Dürziler de oldu. Bu kesim açıkça Fransa, İngiltere ve daha sonra İsrail ile işbirliği yaptı. Lübnan, Filistin-İsrail ve yurtdışında yaşayan Dürziler her konuda olduğu gibi Suriye meselesinde de birbirine karşıt olan ama birbiriyle çatışmaktan imtina eden pro-kontra çizgide yürüyor. Kıssadan hisse 100 sene önce direnenler ile teslimiyeti seçenler, egemen ve bağımsız Suriye Arap Milli devletini isteyenler ile müstevli devletlerin kanton, özerk yönetimini tercih edenlerin mücadelesi devam ediyor.

BORAZANCILAR

13 senedir Suriye hakkında ve dayatılan terör ve taksim savaşında yalan söyleyen, dezenformasyon yayan, psikolojik harbin en habis araçlarıyla algı operasyonu yapan, manipüle eden mahalli ve yabancı medya ajansları şimdi de ‘Kemal Sunal’ın Suriye Dürzilerinin’ borazanlığına soyunmuş. NATO söz konusu olduğunda tiplisi tipsizi, sığcısı, solakı, muhafazakarı, ülküsüzü, hükümeti muhalefeti tespih taneleri gibi sıraya diziliyorsa, ABD, İsrail, AB’nin medya yalanlarında sahada birbiriyle mücadele ediyormuş gibi görünen bu farklı kesimlerin aynı cepheye malzeme taşımaları, asker olmaları şaşırtmıyor. Sahibi, patronu ve avucuna akçeyi sayanın keyfine göre kişneyen medyamızda, PKK yayın organlarında, Katar tarafından fonlanan Türkiye’den yayın yapan Orient TV ve Suriye TV gibi televizyonlar, İsrail medyası, ABD-AB ajansları Suriye’nin Horan bölgesinde yer alan Süveyda Vilayetinde yeniden baş gösteren olaylarla ilgili kafa ütülüyorlar.

YALANLAR TEDAVÜLE SOKULDU

“Süveyda Vilayetinde Dürzi İsyanı”, “Dürziler Ayakta”, “YPG-PKK, diktatörlüğe, rüşvete, hukuksuzluğa ve açlığa bayrak açtı. Dürzilerin devrimine katkıda bulunmak istiyor”, “Filistin ve Lübnan Dürzileri dayanışmalarını sundu. Yüzlerce genç Suriye Dürzilerine destek vermek için gönüllü olmak istiyor”, “BM Barış Gücü veya ABD askerleri Suriye ordusu ve devletinin Dürzü kıyımını durdursun” gibi şiarları yeniden tedavüle soktular:

Süveyda Vilayetinde 500 bin Suriyeli Dürzi yaşamaktadır. İl merkezinde nüfus 100 bin. Büyük Dürzi isyanına katılanların sayısı 700-1000. Dürzilerin ezici çoğunluğu, hayat pahalılığı ve ekonomik sorunların hal olması elzem diyenler ve eleştirenlerin de ezici çoğunluğu bu bölücü söylem ve eylemlere razı değil. Halk ve Dürzi Din Ulemasının ağır topları Suriye Arap Cumhuriyeti kimliği ve bayrağı dışındaki alternatifleri kabul etmiyor. 30 sene İsrail hapishanelerinde esir tutulan ve Süveyda ’da etkin olan Dürzi lider Sıtkı El-Makid; “Suriye Dürzileri, Siyonizm ve Emperyalizmin uşağı olmayacak. Suriye devleti ve bayrağının ilelebet yaşaması ve Suriye’nin birliği ile toprak bütünlüğünün korunması için bütün bedelleri ödemeye hazırdır” ifadesi önemli ve anlamlıdır.

İsrail Güney Suriye bölgesini (Suriye-Ürdün-Filistin) taksim edemedi. Bu bölgeye güvenli tampon bölge inşa edemedi. Bölge ama özellikle Suriye-Ürdün hududu ve gümrük kapısı açıldı. Bu kapı Suriye’nin kanayan ekonomik yarasına merhem gibi geldi. Bu gelişmeleri baltalamak için İsrail eski araçlarla Dürziler üzerinden kazanç elde etme peşinde. Aynı senaryoyu Alevi toplumu içindeki Esad muhalifleri içinde devreye soktular. “Suriye taksim olmaya ve aç kalmaya mahkûm edildi, bundan kurtulmanızın yegâne çaresi bağımsız bir Alevi devleti talep etmektir.” propagandası da yapılmaktadır.

ABD’nin büyük zahmetler sonucunda ve talan ettiği petrolden pay vererek YPG-PKK ile bölgenin nüfuzlu Arap aşiretlerini aynı çatı altında birleştirmeyi başarmıştı. Ama ve lakin bölge Arapların tarihini, Şam ile bağını, Saddam Hüseyin’in öldürülmesi ve Irak’ın taksim edilmesinin ABD’ye ve Kürtlere karşı Araplar üzerinde bıraktığı derin öfkeyi hesaplayamadı.

Irak Haşdi Şabi’nin DEAŞ’a karşı elde ettiği zaferin Suriye sınır bölgesi Arapları üzerinde yarattığı olumlu etkinin Şam’ın lehine doğurduğu sonuçları göremedi. “Sahip olduğum hava ve kara gücü ile üstünlük sağlarım” psikolojisi etkisiyle “Suriye’yi istediğim gibi taksim ederim” konumunda olan ABD ve kara-gücü YPG-PKK’nın Suriye’nin milli birliğine ve toprak bütünlüğüne kast ettiğini idrak eden Arapların buna tarihte izin vermediklerini, şimdi de taksime razı olmayacaklarını öğrenemedi. Arapların YPG-PKK’ya karşı başlayan savaşı, bölge Süryanilerin ve Kürtlerin de YPG-PKK’ya karşı söylemlerini yükseltmelerini sağladı.

ABD ve İsrail’in ele geçirmek istedikleri Abu Kemal gümrük kapısı halen Suriye devleti ve ordusunun denetiminde. Çarşamba günü Şam’ı ziyaret eden İran Dış İşleri Bakanı ile daha önce Şam’da Esad ile bir araya gelen Irak Başbakanı ve Dış İşleri Bakanı bu kapının Suriye-Irak denetiminde kalacağını aksi bir durumun ABD ile savaş sebebi olacağını beyan ettiler.

YPG-PKK sahada çok ciddi darbeler aldı. Arapların saldırıları PKK saflarında ciddi bir kriz yaratmış. Yanınızdayız mesajları ile aleni desteklerini sunmak üzere ABD Kongre üyeleri, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Türkiye toprakları üzerinden Suriye’ye girebiliyor ve PKK, İngiliz istihbaratın örgütü Beyaz Baret örgütü yetkilileriyle görüşüyor.

GELECEK KAYGISI GERÇEĞİ

“Dürziler hayat pahalılığına, rüşvet ve iltimasa, ekonomik sorunların üstesinden gelemeyen devlete, Esad’a başkaldırdı” deniliyor. El-hak doğru söylüyorlar. Suriye’de pahalılık, açlık, ekonomik kriz ciddi boyutlarda. Maaşlar yetersiz. Gelecek kaygısı büyük. Özellikle gençler yurtdışına çıkmak için yollar arıyor. Tahayyül edin; Dünyada borcu olmayan nadir ülkelerden biriydi Suriye. Kendine yeten nadir ülkelerdendi. Zeytinyağı, pamuk, ilaç, buğday, sigara, Halep (Antep) fıstığı, sebze ve meyve üretiminde üst sıralarda ihracatçı ülkeydi. Halen Türkiye’ye patates, soğan, zeytinyağı, Halep (Antep) fıstığı ihraç ediyor. Günlük 300 bin varil petrol üreten, 200 bin varili tüketen 100 bin varili ihraç eden ülkeydi. Yıllık kalkınma planlarını hayata geçirebilen, enflasyonun olmadığı ülkeydi. Demokrasi, özgürlük, hukuk yalanlarıyla mevcut tablo hâsıl oldu.

BİZ NE YAPARDIK?

Peki empati yapma konusunda çok iyi değiliz bu sebeple kıyaslama yapalım: Türkiye’de hayat pahalılığı, rüşvet, iltimas, liyakatsizlik, hukuksuzluk ve bardağın sadece boş kısmına odaklanırsak daha nice sorun ve krizleri yaşamıyor muyuz? Bunlar ile mücadele ederken her etnik topluluk, dini ve mezhep topluluk, tarikat Türk bayrağı veya Türkiye Cumhuriyeti bayrağı dışında kendi bayrağı, flaması ile sokaklara dökülse, yabancı devletlerden destek alsa, hatta bu destek yabancı devletlerin askeri ve bayrağı altında olsa ve de hayat pahalılığı üzerinden kanton hanedanlıklar, özerk devletler, Ankara’dan bağımsız yerinden yönetimler talepleri gelse, kıssadan hisse iblisin 9 doğru söylemi üzerinden bir yalan ile ülkemiz terör ve taksim projelerine maruz kalsa ve ‘Kemal Sunal’ın Türkiye Dürzileri’ yabancı askerlerin bayrakları himayesinde kendi bayrakları ve taksim projeleriyle sokaklara dökülseydi biz ne yapardık?