Kültürel miras ve sahaflar

Kitaplara meraklı olup da yolu sahaflara düşmeyen kaç kişi vardır dersiniz? Sahaflar, kitapseverler için bir açıdan nöbetçi eczaneler gibi her derde deva yerlerdir. Aradığı kitabı bir türlü bulamayanlar, ikinci el ucuz kitap almak isteyenler, baskısı tükenmiş nadide ya da imzalı kitapların peşinde koşanlar, bilinmeyen kitapların keşfine soyunanlar, geçmişe duyulan özlemi o dönemin kitaplarıyla gidermeye çalışanlar, gerçek kitapseverlerle göstermelik kitaba yönelenler vs. vs… Hepsinin yolu sahaflardan geçer…

 Bazen okur sahaflara bir şeyler öğretir, çoğu zaman da sahaflar okurlara. Bu alışverişten her iki taraf da karlı çıkar. Okurun kazancı; değerli bir kitaba sahip olmak, sahafınki ise kitabın değerini bilen birilerini kazanmak. Bu alış veriş dün de öyleydi, bugün de öyle. Sahaflar yalnızca değerli kitapları satmazlar. Aynı zamanda kültürel mirasa sahip çıkıp, “ephemera” adı altında toplanan geçmişe dönük kimi değerli kâğıt belge/evrak/fotoğraflara da sahip çıkarak, onların değerlendirilmelerine katkı sunarlar. İyi bir sahaf, kitaplardan anladığı kadar bu tür ephemerik belgelere de yabancı değildir. 

TARİHİ EVRAK NEDİR?

Geçtiğimiz günlerde Yeni Şafak kitap eki kapağını; “Kültürel mirasa sahip çıkalım” başlığı ile bu tür belgelerin satış ve değerlendirilişine ayırarak konuyla ilgili kişilerin görüşlerine baş vurmuş. Bu konuda görüş beyan edenlerden biri de Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivi Başkanı Doç Dr. Uğur Ünal. Başkan; “Tarihi bir evrakın olması gerektiği yer arşivdir” diyor. Ve kendisine yöneltilen bir soru üzerine, ellerinde arşiv malzemesi bulunanların nasıl bir prosedürü takip edeceğine ilişkin görüşlerini de aktarıyor...

Zaman zaman gazetelere, sahaf ve ephemera alanında arşiv ve koleksiyon yapanlarla ilgili pek de sevimli olmayan haberler düşüp, bazı evrak, belge ve fotoğrafların edinilme koşullarıyla, bulunması gerektiği yere ilişkin tartışmalar yaşanıyor. Bu tartışmalar bazen haklılık payını içerse de, çoğu zaman, bu konudaki bilgisizlik nedeniyle,  oldukça gereksiz oluyor. 

Öncelikle tarihi evrak nedir? Ephemera nedir? Her ikisinin de, tıpkı antika alanında olduğu gibi bir tanımı, alım ya da satışlara ilişkin koşullarıyla daha önceden yasalarla belirlenmiş bir sınırı olmalıdır. Diğer taraftan; “Tarihi bir evrakın olması gerektiği yer arşiv” sözü de eksik ve de sorunlu bir yaklaşımdır. Arşivde olmalıdır, ama hangi arşivde? Özel arşivde mi, resmi arşivde mi? Bir kişi arşivinde mi, yoksa bir kurum arşivinde mi?

SAHAFLAR VE EPHEMERA

Örneğin, sinemamızın geçmişiyle ilgili bir yazışma, bir fotoğraf, bir sözleşme, ya da bizzat devletin kurumları tarafından yapılan sansür gerekçeleri tarihi bir evrak sayılabilir mi? Eğer yasalar sansür gerekçelerini resmi evrak sayıyorsa, onların film şirketlerine gönderdiklerini ne saymak gerekiyor? Diğer taraftan bunların varislerden sahaflara düşüşü, satış koşulları, hangi yasayla serbest ya da yasak olarak tanımlanıyor vs. Bunların tümünün ya tanımlanması ya da belirli bir ilkeler bütünüyle saptanması gerekmiyor mu? Yoksa bu alanda alınıp satılan her bir şey –çalıntı olmayıp, yasaklananların dışında- resmi evrak sayılarak, hangi gerekçelerle toplanıyor, el koyuluyor, vs..

Bu ve buna benzer soruları daha çoğaltabiliriz. Sahaflar ve de ephemera ile ilgilenenlerin tek suçu; resmi kurumların ıskaladığı, görmemezlikten geldiği, kimi zaman bizzat sokağa atarak önem vermediği, kağıt fabrikalarına kiloyla satıp hamur yaptığı bu tür değerlere sahip çıkmasıdır. Ephemera ile ilgili bir nesne, bir antika değildir. Bir kültür, geçmiş yaşama ilişkin bir gündelik yaşam belgesidir. Ephemera bunların bir kısmını çöpten, bir diğer kısmını da sahaflardan edinerek gündelik yaşam tarihinin yazıldığı günümüzün en popüler uğraş alanlarından biri, ailelerin bile kendilerine ait olanlara sahip çıkmayıp sokağa attıklarının ya da ufak bir ücret karşılığında elden çıkardıklarının koruyucuları ve de yarınlara aktaran kağıt arkeologlarıdır.

Düne kadar tonlarca evrak ve belgenin, hurda kağıt fiyatıyla satılıp SEKA’ya kağıt hamuru olarak gitmesi karşında edilgin ve de kayıtsız kalanların, şimdi bunların değerini anlayıp onların yerinin arşivler olmasını söylemesi, biraz değil, bir hayli geç de olsa sevindiricidir.  

Ama her şey arşivlere bağışlanmaz. Birazının ephemeristlerle  sahaflar gibi bedelinin ödenerek bir yerlerden yasal yollarla alınıp sahip çıkılması da gerekir.