Liberalizm-Sosyalizm-Atatürkçülük

Ulusalcılığın çok kötü bir şey olduğunun beyinlere kazınmak istendiği, CHP’nin ulusalcılık ve Atatürkçülükten vazgeçtiği, YCHP ile din eksenli bir parti olma yolunda ilerlediği, IŞİD belası üzerinden tiyatro oynandığı bugünlerde ülkesinin geleceğinden endişe duyanların halka gidip gerçekleri anlatması, gerçek paradigmaları benimsetmesi ve yeni bir diriliş destanı yazması gerekiyor. Çünkü devamlı oyumuzu alan ama devrimci parti olması gerekirken kimyası bozulan CHP’den umut kalmadı...

ATATÜRKÇÜLÜK BİR UYGARLIK ADIMIDIR

Tam bağımsızlık savaşı yapan ve bağımsızlıkları için çırpınan tüm ülkelere örnek oluşturan devrimci şahlanışa Kemalizm diyoruz. Kuvayı Milliyeci ruhu tam bağımsızlık savaşının ilhamı idi. Bunu da sembolize eden kalpaklı Mustafa Kemal’di.

Atatürkçülük savaştan bitap düşmüş bir ulusun uygarlaşma sürecidir. Burada Mustafa Kemal aydınlanmanın öncüsüdür.

Ülkemiz o dönemde yaratılan karma ekonomi modeli ve uygarlık getiren yasal düzenlemelerle ulus olma bilincine kavuşmuştur.

SOSYALİZM İNSANI İNSAN GÖREN ASİL BİR DOKTRİNDİR

Sosyalizm üretim araçlarının mülkiyetini toplumsallaştırmak, topraksız köylüleri toprak sahibi yapmak, ağalığı ve sermaye egemenliğini toptan sona erdirmek, emeğin iktidarını sağlamak amacındadır.

Özel mülkiyetin karşısında değil, sermayenin egemenliğinin karşısındadır. Emeği yüceltir. Amelenin nasırlı ellerinden iğrenmez.

Sosyal devleti oluştururken harcı sadaka ve yardımla sağlanan din birlikteliği ile değil adil gelir dağılımı ile yoğurur.

LİBERALİZM BİREYİ DEĞİL ZENGİN BİREYİ, BİREY GÖRÜR

Bugün küresel ekonomi ve sosyal bütünleşmesinde icatları yapan toplumların yarattığı katma değer onları sermayeye egemen kılmış ve dünyayı yönetir hale getirmiştir. Egemenlik aynı zamanda sömürü ve müdahaleci olmaktır.

Onların verdiği kadar mutluluğu ve zenginliği alırsınız. Belirleyici onlardır. Özgür olduğunuzu hissedersiniz. İşiniz vardır ve şirketiniz size bir refah sağlıyor sanırısınız. Oysa bu bir aldatmacadır. Sermaye egemenliğinin dikkatini çekmiyorsanız ve onu rahatsız etmiyorsanız, mesele yoktur. Aksi halde her şeyinizi kaybetmeye hazır olun.

DİN LİBERALİZM İÇİNDE YAŞAM BULUR

Din kuralları kanaat etmeyi, tevekkülü, azla yetinmeyi, itaati emrettiği için dinin bu güzel yönünü liberaller yani servet kazanmak isteyenler,bu sermayeyi sağlayacak güce erişmek için dini kullanarak toplumları uyuturlar.

Bugün ülkemizde yaşanan budur. Yolsuzluklara, cemaatleşmeye, rant ekonomisine ses çıkarmayan toplum, ahiret için çalışmayı ve oradaki güzellikleri tercih etmiştir.

Bugün dini toplumsal tepkilere neden olmamak için kullanan gelmiş geçmiş en iyi bir hatip yapmaktadır. ‘’İlim kitaptan kalbe inmedikçe ilim değildir” derken tasavvuf yapmakta, bilgili olmayı önemsememekte; asıl olanın Allah’ı ve eşyayı bilmek olduğunu masum kalplere yerleştirmektedir.

TÜRK-KÜRT KARDEŞLİĞİNİ DE BOZMAK İSTEYEN BU SİSTEMLERDİR

Dindara “Atatürk dinsizdi. Müslüman toplum dokusunu bozdu” derler.

Kürt kardeşime “Kemalist devlet Kürde zulüm etti” diyerek ayrımcılık yaparlar.

Fakire “Dervişlik dedikleri, hırka ile taç değil. Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil” diyerek başka âleme yöneltirler.

Toprak reformu yapılmaz. Köyün ağası her şeye sahiptir. Tarikat şeyhi ve ağa en etkili kişidir. Ama Kürt kardeşim fakirdir, çaresizdir. Bu durumda da onun refleksinden yine çıkarları için yararlanırlar. Bu ağaların ve Kürt baronlarının Amerikancı olduklarını ve Amerika’nın vaatlerine kandıklarını da unutmayalım.

Türkiye özel bir ülke. Uygar bir toplum,hukuk devleti, sosyal bütünleşmesini sağlamış ve üretim ekonomisine geçmiş bir ulus olma yolunda birlik olalım. Cahil aydınların aldatmalarına bakmayalım. Yeni bir devrim yaratalım...

Not: Bu yazı Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmış yazımın bugüne uyarlanmış şeklidir. Şartlar dünden daha ağır. Ama tespitlerimiz değişmiyor.