Makale ile ABD’yi davet etmek!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Dünya Esed’i durdurmalı!” başlıklı makalesi Amerikan “Wall Street Journal” gazetesinde yayımlandı. Bu makalesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye krizi ve İdlib sorununu değerlendirdi. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı yerden yere vuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “DEAŞ’ın ortaya çıkışı, Suriye’de yaşananların sebebi değil, sonucu niteliğindedir” şeklinde dikkat çeken bir açıklama yaptı. Şu sözleri ile AKP’nin pozisyonunu netleştirdi: “Suriye’nin kuzeyinde teröristlere karşı verdiği mücadelede kilit rol oynayan ılımlı muhaliflerin sağlayacağı destek ve yönlendirme, İdlib’de de çok önemli olacaktır.”
BATI’YI MÜDAHALE İÇİN DAVET
Batı ülkelerini İdlib’e müdahaleye davet eden satırlar ise şaşkınlık uyandırdı: “İdlib saldırısı yaklaşırken uluslararası toplumun tüm üyeleri sorumluluklarının farkına varmalıdır. Gerekli adımları atmamanın bedeli çok ağır olacaktır. Eğer Avrupa ve ABD dâhil uluslararası toplum bugün gerekli adımları atmazsa, bunun bedelini yalnızca Suriyeli masumlar değil tüm dünya ödeyecektir. Yaşanacak katliamı durdurma sorumluluğu, yalnızca Batı’ya ait değildir. Astana Süreci’ndeki ortaklarımız Rusya ve İran da insani bir felaketi önlemekle yükümlüdür.”
ABD’Yİ TEMİZE ÇIKARMAK!
Şimdi bu makaleyi stratejik ve analitik olarak analiz etmeye çalışalım. Ama öncelikle IŞİD konusunda Başkan Trump’ın şu sözlerini hatırlayalım. Florida Sunrise’daki seçim kampanyasında (11 Ağustos 2016) başkan adayı Donald Trump şunu söylemişti: “ISIS is honoring President Obama. He is the founder of ISIS. He founded ISIS. And, I would say the co-founder would be crooked Hillary Clinton. (IŞİD, Başkan Obama’ya şeref veriyor. O IŞİD’in kurucusudur. IŞİD’i o kurdu. Söylemeliyim ki diğer kurucu ortak, düzenbaz Hillary Clinton’dır.)” ABD’in IŞİD bağlantısı konusunda onlarca emare vardır. İngiliz istihbaratı, IŞİD’li teröristlerin silahları ile birlikte ABD birlikleri eşliğinde Rakka’dan PYD bölgesine tahliye görüntülerini yayımlayarak bu konuda son noktayı koymuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu sözleri ile ABD’yi aklamış oluyor. Geçmişte ABD-IŞİD irtibatını yazan yandaş basının bu makaleden sonra, ABD’nin IŞİD ile erdemli(!) mücadelesini ballandıra ballandıra anlatacağından hiç kuşkunuz olmasın!
BATI’YI DAVET EDEREK NE KAZANACAKSINIZ?
Devletin belirgin bir Suriye stratejisi olmadığı bu makalede de açık seçik görülmektedir. Batı ülkelerini İdlib’e müdahaleye davet etmenin pratikte hiçbir faydası yoktur. Çünkü böyle bir ihtimal yoktur. İdlib’de Rus askeri unsurlarına saldırı bir dünya savaşını göze almayı gerektirir. Kısa bir istihbarat analizi henüz böyle bir aşamaya gelinmediğini gösterir. Avrupa zaten askeri olarak asla Rusya’nın karşısına çıkmaz! En fazla ABD, Suriye askeri üslerine Tomahawk türü füzelerle saldırı düzenler. İşin ciddiyetini kavrayan İsrail bile Suriye’ye yönelik hava taarruzlarına ara verir! Bu davet sadece Rusya ve İran’ın değil, şu aşamada taktik olarak ne söylerse söylesin Batı dâhil, bütün dünyanın Türkiye’ye kuşku ile bakmasına yol açar. Türkiye’nin konumuna hiçbir fayda getirmediği gibi gereksiz sorunlara yol açar.
10 PUANLIK İSTİHBARAT SORUSU!
Devletin kayıt tutup tutmadığı konusunda da şüpheye düştük. Hatırlarsanız, Brett McGurk adlı sözde ABD IŞİD Özel Temsilcisi, özde teröristlerin Türkiye’ye karşı koordinasyonundan sorumlu zat-ı muhterem, durup dururken, “Türkiye’yi İdlib’de El Kaide bağlantılı gruplara yardım etmekle” suçlamıştı. Astana ortakları bunu, “ABD’nin İdlib’e müdahale için gerekçe aradığı” şeklinde değerlendirdi. Süratle İdlib’e müdahale ettiler. Şimdi de İdlib’e ABD davet ediliyor! Burada bir çelişki yok mu? Ortaya 10 puanlık bir istihbarat sorusu atıyorum: “ABD, Fransa ve İngiltere, İdlib’de askeri olarak durum üstünlüğü sağlarsa, bunun ne gibi siyasi, diplomatik ve askeri sonuçları olur?” Bu sorunun cevabından kaçarak İdlib’de strateji kurgulayamazsınız!
Türkiye, siyaset, strateji ve diplomaside yaptığı hatalar sonucu, bütün dünyada Suriye’de rejime karşı silahla çözüm arayan bir muhalif grubun hamisi olarak görülüyor. Böyle bir görüntü hem Batı hem de Doğu’ya karşı sizi dezavantajlı bir konuma düşürür. Gizli bir gündeminiz olduğu yönünde kaygılara yol açar. ABD sizi kullanır, son aşamada devre dışı bırakır. IŞİD’i kuran ABD bile IŞİD’le savaştığını ileri sürerken, devlet kendini daha dengeli olarak konumlandırmalıdır. Özetle bu makale Astana sürecine vurulan büyük bir darbeden öte hiçbir amaca hizmet etmiyor...