Mucizenin diğer adı: Shenzhen

Çinlilere göre Türkiye-Çin ilişkilerinin seyri inişli çıkışlı! Onlara göre, her şey yolundan giderken Türkiye beklenmedik bir hamle yapıyor... Füze alımından son anda vazgeçilmesi büyük bir hayal kırıklığı yaratmış! Ama gelecekten umutlular. Sincan-Uygur Özerk Bölgesi konusunda Türkiye’den yapıcı bir işbirliği bekliyorlar. Etnik ve mezhepsel terör ve bölücülüğe şiddetle karşı çıkıyorlar. “Bir Yol Bir Kuşak” projesi konusunda Türkiye’nin attığı adımlar olumlu bir yankı bulmuş!

BİRLİKTE KALKINMA

Çin, İpek Yolu’nu ülkelerin birlikte kalkınması için bir fırsat olarak görüyor. “Çin’in hızla ilerleyen modern bir tren olduğunu” vurgulayarak ülkeleri bu trene binmeye davet ediyorlar. Buldukları slogan: “Paylaşarak Kalkınma!” İlgili ülkelerin ihtiyaç ve talebine göre sanayi tesisleri belirlenecek... Bu süreci de şu sloganla özetliyorlar: “Tartışma, İnşa, Paylaşma!” Bunun anlamı, ilgili ülkedeki projelerin ortak planlanması! İçeride ise kısa dönemde orta halli bir refah toplumu olmayı hedefliyorlar. Son kerte mütevazı, ihtiyatlı ve gerçekçiler! Genel bir refah toplumu olmak için 2030’dan sonraki tarihleri işaret ediyorlar...

ÇİN’DE BASINLA BULUŞMA

Basın yayın organları ziyaretimize yoğun bir ilgi gösterdi. Sayın Perinçek çok sayıda basın kuruluşuna röportajlar verdi. Çin’in en önemli televizyon kanalı olan CGTN’de “Diyalog” adlı programa katıldım. Çinli bir bayan profesör ile birlikte, Astana süreci ve Suriye’yi değerlendirdik. Trump’ın Türkiye’ye bakışını masaya yatırdık. Rusya’nın PYD ile olan ilişkisi sorulunca şunu söyledim: “Türkiye’de hiçbir iktidar PKK/PYD ile mücadeleden vazgeçemez! Türkiye bu mücadeleye uluslararası

denklemlere bakmazsınız sonuna kadar devam edecektir.” Çin medyası Batı’dan gelen haberlerle beslendiğinden bölge meselelerinin pek iyi kavranmadığı izlenimi edindim. Bölgeyi objektif olarak nakletmeye çalıştık!

BİR RÜYA ŞEHRİ

Uçaktan şehre bakınca şaşırdım. Deniz ve kara iç içe girmişti. Adalar, kanallar, dev tersaneler, deniz seviyesinde ekili tarlalar, geniş yeşil alanlar, adeta maketten yapılmış, cetvelle çizilmiş bir şehir! Bir nehir ile Hong Kong’tan ayrılıyor. Şehrin adı: “Shenzhen!” 1980 yılında küçük bir balıkçı köyü! Şimdi 20 milyon nüfuslu dev bir endüstri merkezi! Her yönü ile örnek, modern bir şehir. Öylesine olağanüstü planlanmış ki büyük bir metropolden ziyade küçük bir butik şehir gibi sessiz ve huzur dolu. Dünya tarihinde 35 yılda bu hale gelmiş başka hiçbir şehir yok! Dünyadaki teknoloji harikası malları üreten büyülü bir şehir. Bu şehirde dev şirketleri, medya kuruluşlarını ziyaret ettik. Kalkınmanın genetik kodlarını keşfetmeye çalıştık. Heyetimizdeki genç kadro bu şehri enine boyuna inceledi.

GENÇ KADRO GELECEĞİMİZİN GÜVENCESİ

Heyetimiz 5 kişiden oluşuyordu. Bir döneme damgasını vurmuş gençlik önderleri göz kamaştırıyordu. Türkiye Gençlik Birliği’nin (TGB) kurucu başkanı Adnan Türkkan şimdi de kaptanı olduğu Ulusal Kanal’ı fırtınalı sularda maharetle sevk ve idare ediyor... Shenzhen’de televizyon sektöründeki yeni teknolojileri inceledi. Dünyanın bu alandaki en donanımlı firmalarında keşif harekâtı icra etti. Karşılıklı görüş alışverişinde bulundu. Ulusal Kanal’ın onur ve gurur dolu seyrini özel görsellerle anlattı. TGB’nin iz bırakan, milyonları bulan gösterileri örgütleyen başkanı İlker Yücel, Aydınlık’ın Genel Yayın Yönetmeni olarak bomba gibi haberlerle Türkiye’de gündemi belirliyor. Çin’in basın temsilcilerine Aydınlık’ı anlattı. İnternet gazeteciliği konusunda da görüşmeler yaptı. Aydınlık.com.tr’deki çalışmaları nakletti. Şu sloganını Çinliler çok beğendi: “Diğer gazeteler dünü, Aydınlık yarını yazar!”

Öncü Gençlik teşkilatımızın göz bebeği Cem Dikmen, çok yetenekli, pırıl pırıl bir gençlik önderi! Çin’deki en büyük gençlik örgütleri ile toplantılar yaptı. Türk gençliğinin göğüs kabartan, nefes kesen kitlesel eylemlerini hazırladığı özel kliplerle son kerte çarpıcı bir şekilde anlattı. Çin’in gençlik örgütlenme modeli konusunda özel incelemeler yaptı.

Genel Başkanımız Doğu Perinçek Başkanlığındaki Vatan Partisi heyeti olarak Çin’den çok olumlu izlenimlerle döndük. Türkiye’yi ikna edici şekilde anlattık. Çin’in bilimsel ve teknolojik alt yapısını yaratan faktörlerin doğasını öğrendik.

Türkiye yüzünü güneşin doğduğu topraklara çevirmeli!