Örsan Öymen, Nereden Nereye

Öymen’ler saygın bir aile. Yakınlıkları ne tam olarak bilemiyorum. Gazeteci, yazar, akademisyen ve politikacıların çıktığı vatansever bir aile. Büyükleri öyleydi. Bizim kuşak Milliyet gazetesinde Örsan Öymen’i zevkle okurduk. Altan Öymen’de hem gazeteci hem de politikacı olarak belli bir düzey tutturdu. O hem gazetecilerin hem de CHP’lilerin Altan Abisiydi. Onur Öymen, Dışişleri Bakanlığının seçkin diplomatlarındandı. CHP’de Deniz Baykal ekibinde yer aldı. Dersim çıkışıyla da CHP’deki açılımcıların, Kürtçülerin ve liberallerin tepkisini üzerine çekti. Bedel olarak da Yeni CHP’den tasfiye edildi.

Öymenlerin en genci Örsan Öymen şu anda Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığı yapıyor. Kaderin bir oyunu mu nedir? Vatansever, devrimci aydınlarımızın çocukları maalesef liberal aydın ve yazarlara dönüştüler. Ermeni suikastçıların kurşunlarıyla şehit olan Cemal Paşanın torunu Hasan Cemal Ermeni soykırımını savunan liberal bir aydın olarak batıcılığın temsilcilerinden biri haline geldi. Yine Uğur Mumcu’nun oğlu Özgür Mumcu Cumhuriyet gazetesinde babasının kemiklerini sızlatan yazılar yazıyor. Son örneklerden biri de Örsan Öymen.

Örsan Öymen bir dönem Aydınlık gazetesinde de köşe yazarlığı yaptı. Bütün uyarı ve eleştirilere rağmen, CHP destekçiliği yapmaya devam edince gazete yönetimi Örsan Öymen ile yollarını ayırdı. Daha o zaman içimizdeki liberal ve CHP kuyrukçuları, bir muhalif yazara katlanamadık türünden eleştiriler yaptılar. İki gün önce Cumhuriyet gazetesinde çıkan yazısını okuyunca, gazete yönetiminin ne kadar doğru bir karar verdiğini bir kere daha anlamış olduk.

YENİ TİP SOLCULUK: NATOCU SOLCULUK

Örsan Öymen’e soracak olursanız kendini solda ve sıkı Erdoğan karşıtı olarak tanımlar. Bu arkadaşların soldan anladıkları batı tipi yaşam tarzı olduğu görülmektedir. Bunların solculuğunda emperyalizm karşıtlığı, milli bir ekonomi kurmak, başı dik yaşamak yok. Bakın neler söylüyor sayın Örsan Öymen: “Öte yanda, bugünkü koşullarda, Türkiye’nin NATO’dan çıkmasını ve AB üyeliğinden vazgeçmesini savunmak da gerçekçi değildir. Türkiye, ekonomi, sanayi, teknoloji, tarım, savunma, demokrasi, laiklik, hukuk, adalet, insan hakları, eğitim, bilim, felsefe, sanat alanlarında dünyanın en gelişmiş ülkelerinden birisi olsaydı, bu alanlardaki başarılarıyla bağımsızlığını ve gücünü kanıtlamış olsaydı, NATO’ya da AB’ye de gereksinim duymazdı. Ancak günümüzün koşulları ve Türkiye’nin zayıf noktaları dikkate alınacak olursa, demokrasi ile yönetilmeyen Rusya’ya ve Çin’e umut bağlayarak AB ve ABD ilişkileri koparmak, Türkiye’nin ulusal çıkarlarına aykırıdır. Türkiye’nin ulusal çıkarları, Rusya ve Çin, bu oyunu bozmanın yolu, telaşla AB’den ve NATO’dan kaçmak değil, AB’nin ve NATO’nun içinde güçlü bir biçimde yer almayı denemektir. AKP iktidarda olduğu sürece, bu olanaksızdır. “ (Örsan Öymen, Cumhuriyet Gazetesi, 18 Ocak 2021 Pazartesi)

Örsan Öymen’e şu soruyu sormak yerindedir. Türkiye’nin her alanda geri kalmasında emperyalizmin rolü nedir? İkincisi, özellikle NATO’nun Türkiye’de demokrasi ve insan haklarına hangi katkıları olmuştur.

12 Mart, 12 Eylül ve 15-16 Temmuz FETÖ darbelerini kim yaptırttı. Yüzbinlerce devrimci ve vatansever zindanlara atılır, işkencelerden geçirilirken NATO ne yaptı. Uğur Mumcu’lar, Ahmet Taner Kışlalı’lar, Turan Dursun’lar, Bahriye Üçok, Necip Hablemitoğlu ve diğer aydınlar katleden kimdi? Ve NATO’nun bu cinayetlerde rolü neydi? Türkiye’nin ekonomisini mahvedeceğim diyen hangi ülkenin başkanıydı? En önemlisi bölücü terör örgütü PKK-YPG’ye on binlerce tır silah vererek, Türk Ordusuna karşı savaşmalarını sağlayan hangi devlettir. Bu sorulara verilecek cevap, bir kişinin vatansever olup olmadığını belirler.

NATO, ABD’nin NATO üyesi ülkeleri denetim altında tuttuğu bir saldırı örgütüdür. Türkiye, NATO’ya girerek, ABD’nin denetim ve egemenliğine girmiştir. Darbeler, tertipler, suikastlar ve provokasyonlar, hep NATO’nun içimizde örgütlediği Gladyo’nun eseridir.

Ben de tersini söyleyeyim. NATO’dan çıkarsak, bağımsız oluruz. NATO’dan çıkarsak, insan hakları, demokrasi ve daha çağdaş bir hukuk düzenine kavuşuruz. NATO’dan çıkalım, bölücü ve yobaz terör örgütleri ortadan kalkar. NATO’dan çıkalım, milli bir savunma sanayi kurabiliriz. NATO’dan çıkalım, artık Uğur Mumcu’larımızı kimse öldüremez. NATO’dan çıkalım, milli kültür ve sanatımızın nasıl gürül gürül geliştiğini görürüz.

YENİ AMERİKANCILIK: RUS VE ÇİN DÜŞMANLIĞI

ABD ve AB ülkemizde o kadar itibar kaybetti ki, kimse artık açıktan bunları savunamaz hale geldi. En Amerikancılar bile söze önce bir Amerikan emperyalizmi eleştirisi ile başlıyor. Çünkü Türkiye bütün cephelerde; Suriye ve Irak’ın güneyinde, Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta, Ege’de ABD emperyalizmi ile göğüs göğüse çarpışmaktadır. ABD Türkiye’yi ‘haydut devlet’ statüsüne almıştır. Senatosu bize bir dizi yaptırım kararı alarak düşman devlet sınıflamasına koymuştur. Sayfalarca, ABD’nin Türkiye karşıtı tutumunu ve kararlarını yazabiliriz.

Bu durumda, Türkiye’nin ABD ve AB emperyalizmine, yani Atlantik kuvvetlerine karşı bir kuvvet yaratmak zorundadır. Bu güç ve kuvvet, hem ekonomik hem de askeri olarak Avrasya coğrafyasındadır. Rusya ve Çin ile Türkiye’nin çıkarları örtüşmektedir. Türkiye’yi Rusya ve Çin’den uzaklaştırmak isteyenler veya dileyenler, Türkiye’yi ABD ve AB karşısında yapayalnız, müttefiksiz bırakarak yenilmesini istemektedirler. Türkiye’nin ittifak potansiyelini ancak Türkiye’ye düşman olanlar zaafa uğratabilirler. Nitekim geçmişte, Rus uçağının düşürülmesi, Rus Büyükelçisinin öldürülmesi ve son günlerde ısrarla kaşınan Uygur sorunu bu tür eylemlerdendir.

Bu durumda vatansever bir aydın ne yapacak. Ya da ne yazacak. Türkiye’nin Rusya ve Çin ile iyi dostluk ve ittifakını savunarak Türkiye cephesinde mi yer alarak, Türkiye’nin direnişine destek mi olacak? Yoksa ABD’nin Tayip Erdoğan’ı yıkmasına yardımcı mı olacak? İşte Örsan Öymen’lerin önündeki temel soru budur. Üzülerek söylemeliyim ki Örsan Öymen bu yazısında, Rusya ve Çin karşıtlığı yaparak bu soruya olumsuz cevap vermiş ve safını Türkiye’den yana değil, Tayip Erdoğan’ı yıkabilmek için Amerika’dan yana koymuştur.