Parti tercihlerindeki etkenler

Siyasi partiler dünyada giderek dini görev olmaktan çıktı. Yani laikleşiyor. Avrupa, komünistliğe karşı Katolikliği ve çalışana karşı patronu çıkarmıştı. Komünizmin uygulamasının çökmesi ile bu ortadan kalktı. Bu nedenle siyasi partiler bakımından fikirler bitiyor. Post-materyal meseleler olarak adlandırılan çevre, ahlâk ve tüketici hakları tüm partilerin programında artık yer alıyor. 

Partilerin eski tip çalışmalarını medya bitirmiş durumda. Partilerin eskisi gibi onlarca gazetesi, dergisi bulunmuyor. Radyo-televizyon- yazılı basın emek-yoğun seçim faaliyetlerini oldukça azaltmış durumda.  

Televizyonlar binlerce emek yoğun faaliyetin yerini tutabiliyor. Bu nedenle mali kaynaklar çok önemli hale geliyor. 

Siyasi partilerin artık tek amaçları var; seçimleri kazanmak. Bunun için çıkar ve baskı grupları önemli rol oynuyor. Parti üyeliği hem azalıyor hem de eski etkinliğini kaybediyor. 

Ülkemizde ki 7 Haziran seçiminde siyasi parti seçim çalışmalarına baktığımızda siyasi partilerin tümü seçim bildirgesi ile uygulanacak politikalarını açıkladılar. Uygulanacak politikalar ve vaatler hemen hemen aynı veya benzerlikler taşıyor. Siyasi parti tercihlerinde değer yargılarından çok liderlerin neye inandıkları ile uygulanan politikalar belirleyici oluyor. 

Ankara ve İzmir’de edindiğimiz izlenimlerimizi bu bağlamda sizinle paylaşmak istiyoruz: 

İŞ DÜNYASI İÇİN DÜZEN BOZULMAMALI 

Görüştüğümüz yurt dışında inşaat yapan firmalar AKP’yi destekliyor. İnşaat malzemelerini inşaat yaptığı ülkeye ihraç ediyor ve oralarda güzel işler yapıyor. AKP giderse bu düzenin bozulacağından korkuyor. 

Yurt içinde inşaat yapanlar inşaat sektörüne ve dolayısıyla rant kazançlarına olanak sağladığı için AKP’yi destekliyor. AKP giderse inşaat sektörünün sarsıntıya gireceğini ve bundan hem ülkenin hem de kendilerinin zarara uğrayacağını belirtiyorlar.  

Batıda yerleşik bulunan Kürt işadamı HDP’yi desteklemiyor. Mevcut ekonomik politikalardan memnun olanlar, ciddi borcu bulunan iş dünyası da AKP’yi destekliyor. Düzenin bozulacağından korkuyorlar. 

SANAYİCİ AKP’Yİ ARTIK İSTEMİYOR 

İzmir’de güçlü bir sanayici ile konuşuyoruz. AKP’nin sanayiciyi desteklemediği, üretime önem vermediğini, rant yaratan sektörleri önceliğe aldığı, oysa ülkemizin ancak üretmekle kalkınacağını belirterek üretime önem veren partilerin desteklenmesi gerektiğini vurguladı. 

Üreten sektör krizde. AKP’nin ekonomik politikaları ile bu krizden çıkılacağına inanılmıyor. 

TAKSİCİ ESNAFIN TERCİHLERİ İLGİNÇ 

Taksici esnafın tümün ortak özelliği kredi borçlarının olması ve bu borçları çevirmekte zorlanması. Geçimlerini zor yapmalarına rağmen görüşleri şöyle: 

Biri Tayyip Erdoğan’ı çok sevdiğini, yaptıkları birçok şeyi doğru bulduğunu ama bir şeye çok kızdığını belirtiyor: “Yabancılara gayrimenkul satışına izin vermesine kızıyorum. Bu nedenle MHP’ye oy vereceğim” 

Bir diğerine Vatan Partisi’ni soruyoruz. Bu partiyi bilmiyorum, diyor.İşçi Partisi, Perinçek,deyince , tamam bildim diyor ve şu tespitleri yapıyor: “Doğu Perinçek Ermeni meselesinde çok güzel işler yapıyor. Beğeniyorum onu. Ama MHP oturmuş bir parti. Ona vereceğim.” 

Ankaralı bir diğer taksici esnafına Melih Gökçek’i soruyoruz. Söyledikleri çok ilginç: “Abi çevir Ankara’da 10 kişiyi; dokuzu ondan nefret eder. Ama ona oy verir. Neden verir? Bir milyondan fazla kişiye her gün kazanlarca yemek verir.Siysette parayı verdin mi,oyu alırsın.Ben Erdoğan’ı seviyorum. Ama bu seçimde oy kullanmayacağım.” 

7 Haziran seçimi belirsizliklerin artacağı, ülkenin önemli gelişmelere sahne olacağı bir dönemin başlangıcı olacak. Çünkü üyelerinin ve destekçilerinin az ama değerli katkılarıyla siyasi faaliyetlerini sürdüren ülkenin birliğinden ve üretimle kalkınmasından yana olan Vatan Partisi ve diğer fikir partileri yeni mücadelenin en önemli figürleri haline gelecek...