Şenal Sarıhan

Şenal Sarıhan’ı 45 yıldır tanırım. Benim tanıdığımda soyadı Sölpüker’di. 1972 Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi Davasında bizimle birlikte yargılandı. Ortak Savunma’da da imzası var. Yani özetle devrimciydi ve örgütlüydü o günlerde. Sonra hep birlikte tahliye olduk. Uzun uzun yazmayayım. Uzun yıllar bizim çevremizde durdu, ama bizden olmadı ve hep mesafeli davrandı. Biz de onu korumak ve geriye gitmemesi için hep yanında durduk ve yardım ettik.

Çağdaş Hukukçular Derneği'nde, arkadaşlarımızın desteği ve yardımıyla bu derneğin, uzun süre genel başkanlığını sürdürdü. 12 Eylül rejimine karşı hukuk mücadelesinde, Türkiye Barolar Birliği'nin yetersiz kalması, Çağdaş Hukukçular Derneği'ni ön plana çıkardı. O dönem 12 Eylül hukukuna karşı verdiği mücadele içinde Türkiye çapında tanınan bir hukukçu haline geldi.

Refah-Yol hükümeti döneminde laiklik hassasiyeti yükseldi. Özellikle kadınlar arasında tepkiler yükseliyordu. O zamanki adıyla İşçi Partili kadınların önderliğinde büyük bir miting planlandı. Şeriata karşı kadın mitingi ses getirdi. Bu yürüyüş aynı zamanda bir örgütlenme talebini de ön plana getirdi. İşçi Partili kadınların önderlik ettiği Cumhuriyet Kadınları Derneği bu mücadelenin ürünü olarak ortaya çıktı. Dernek kapsayıcı olsun ve Cumhuriyet’e ve Atatürkçülüğe inanan kadın kesimlerinin tümünü kucaklasın diye her görüşten ve partiden kadınların ortak olarak oluşturduğu bir yönetim kuruldu. Bu yönetimin başına da kadın arkadaşlarımızın önerisi ve desteğiyle Şenal Sarıhan seçildi. Cumhuriyet Kadınları Derneği’nin bütün kurultaylarında onu desteklememize rağmen o, her zaman bizim arkadaşları elinden geldiğince kenarlara sürmeye çalıştı.

Onu hep gereğinden fazla koruduk ve kolladık. Hatta kadın arkadaşlarımız, parti içinde bu aşırı Şenalcı tutumlarından dolayı eleştirildiler. O ise bu dönemde bizimle arayı açmak için her fırsatı kullandı. Sorosççu kadın örgütleriyle mücadele etmesi gereken derneği, onlarla birlikte hareket eder hale getirdi. Bu çabalarının sonucu Amerikan Devleti tarafından Amerika’ya davet edildi. Bu kötü gidişe dur demek ve hem Şenal’in Amerikancı bir çizgiye kaymasını engellemek hem de Cumhuriyet Kadınları Derneği üye ve yöneticilerini uyarmak amacıyla Şenal hanımın işbirliği yaptığı CIA ve SOROS tarafından fonlanan dernek ve çevrelerle kurduğu ilişkiler bir broşür olarak yayınlandı. Bu broşürde, Şenal Sarıhan’ın birlikte hareket etmeye çalıştığı ve etkinliklerinde konuşmacı olarak yer aldığı dernek ve çevrelerin nasıl CIA ve SOROS tarafından fonlanan dernekler oldukları belgeleriyle açıklandı. Bu broşürde Şenal Sarıhan’ın bütün eleştiri ve önerilere karşılık bu çevrelerle ısrarla işbirliğine devam ettiği de yazıldı. Bu durum Şenal hanımın maskelerini atmasına ve İşçi Partisi'ne karşı savaş açmasına neden oldu. "İşçi Partisi derneği ele geçirmek istiyor" diye özellikle CHP’li vatansever kadın üyeleri İşçi Partililere karşı kışkırttı. Halbuki İşçi Partili kadınların, yapmak istedikleri şey, derneğin anti-emperyalist, cumhuriyetçi ve laik çizgisinden sapmaması için mücadele etmekti.

YENİ CHP’DE MİLLETVEKİLİ OLMAK

İşçi Partili kadınları derneği ele geçirmekle suçlayan Şenal hanım, derneği CHP’nin arka bahçesi haline getirmek için her şeyi yaptı. CHP grup toplantılarından çıkmaz oldu. Kendisiyle birlikte hareket eden CKD yöneticilerini Kılıçdaroğlu’na göndererek kendinin milletvekili yapılması için kulis yaptırdı. Bu çabalarının sonucu milletvekili oldu. Şenal hanım Yeni CHP’nin yeni milletvekili oldu. Yani tencere yuvarlandı kapağını buldu. Aynı dönemde İşçi Partisi'nden ayrılıp CHP’ye davet edilen Türkiye Körler Federasyonu Genel Başkanı Turan İçli, Altı Ok’tan, Kemalist Devrim'den bahsedince seçilmesi mümkün olmayan bir yere konularak, CHP yönetimi tarafından ekarte edildi.

Bütün bunları neden anlattım? Şenal Sarıhan’ın sosyalist ve vatansever bir çizgiden Amerikancı, bölücü ve FETÖ’cü bir çizgiye nasıl geldiği anlaşılsın diye.

CHP’nin Çanakkale’de yaptığı Adalet Kurultayı sonuç bildirisinin hazırlanmasında önemli rol aldığı ve yazımını yaptığı anlaşılan Şenal Sarıhan, bir adım daha atarak Türkiye’nin kırmızı çizgilerini kaldırmak gerektiğini de söyledi. Peki, bu kaldırılmak istenen kırmızıçizgi nedir? Türkiye’nin bölünmesine yol açacak her türlü oluşuma ve örgütlenmeye aktif bir şekilde karşı koymak ve terör örgütü PKK ile mücadele etmektir.

Türkiye bu nedenlerle “Fırat Kalkanı” operasyonunu yapmış, ABD, İsrail desteğinde oluşturulmaya çalışılan “Kürt Koridoru”nu engellemiştir. Fırat Kalkanı harekâtı başladığı zaman da CHP yönetimi ve onların medyadaki ayakları, Türk Ordusunun Suriye’de bataklığa saplandığını, bu harekâtın yanlış olduğunu söylemişlerdi. Onlara göre Suriye’nin kuzeyinde, yani bizim dokuz yüz kilometrelik Suriye sınırımızda bir PKK devletçiğinin kurulmasına Türkiye seyirci kalmalıymış? Kılıçdaroğlu, PYD’nin ülkesini savunan bir vatansever örgüt olduğunu söylemedi mi? TR 705 kod adlı Sezgin Tanrıkulu, SİHA’ların sivilleri öldürdüğü yalanını da tam bu ortam da dillendiriyor ve CHP yönetiminden en ufak bir itiraz gelmiyor. Bütün bu gelişmelerin PKK’nın siyasi temsilcisi HDP ile ittifaka dönüşeceğini söylediğimizde birçok vatansever CHP’li arkadaşımız o kadar da olmaz artık demişlerdi. Adalet yürüyüşüne Doğu Perinçek bu CHP örgütünü bonzai ile uyuşturup PKK ile ittifaka hazırlamaktır dediğinde saftirik CHP’liler kıyameti koparmışlardı. Şimdi gördüler mi neler olduğunu?

CHP yönetimine sözüm yok. Onlar yollarını belirlemiş ve Amerika’nın safında Türkiye’ye karşı saf tutmuş vaziyetteler. Esas sözüm kendini PKK ve FETÖ terör örgütüne karşı olduğunu söyleyen vatansever CHP’lilere. Sesinizi ne zaman yükselteceksiniz. Yoksa siz de mi bonzayi ile uyuşmuş durumdasınız? Ben her şeye rağmen CHP’nin tabanından güçlü bir vatansever tepkinin olacağını düşünüyorum. CHP yönetimi şimdilik, kestaneleri ateşten Şenal Sarıhan gibileri kullanarak alıyor. Erdoğan'a karşıtlık adı altında PKK ile ittifakı CHP’de ancak döneklik sınırına varmış birilerine söyletebilirlerdi. Aranan kişi bulunmuştur. Artık CHP yönetiminin bu tür “pis” işlerini, teslim alınmış bu kişilere yaptıracağı anlaşılıyor.