Siyonist kehanet mi Atatürk’ün kehaneti mi? - 1

Siyonist Neo-Nazi faşist rejimin başı Netanyahu, 22 Eylül’de gerçekleşen BM’nin 78.ci oturumunda, iki harita göstermiş ve yeni bir dünya düzeninden bahsetmişti. 1948’de İsrail diye gösterdiği harita aslında 1967’den sonra işgal ve toprak talanı ile şekillenen İsrail haritasıdır. Sovyet Rusya, Çin Halk Cumhuriyeti, ABD, İngiltere ve Fransa’nın yanında geçici 10 üyenin de imzasını taşıyan BM Güvenlik Konseyinin ve BM Genel Kurulunun kararlarına meydan okuyan bir İsrail haritası. Zira BM kararına binaen İsrail 4 Haziran 1967’den sonra işgal ettiği Suriye, Lübnan ve Filistin topraklarından çekilmek ve İsrail’in kurulmasına onay veren 1947 BM kararına binaen de başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen Filistin devletini tanımak zorundadır.

BÜYÜK İSRAİL

Birinci haritada Filistin’den arta kalan Gazze ve Batı Şeria yer almaktaydı. Batı Şeria A, B ve C olarak üç parçaya bölünmüş. A ve B parçalarında her şeyin İsrail’in iznine, keyfine ve yerleşimci-işgalci-yobaz “sivil” milis militanların suiistimaline açık “Mahmut Abbas yönetimindeki Filistin yönetimi” var. Batı Şeria’nın C bölümünde ise İsrail askeri ve polisinin direkt kontrolünde, tabiri caizse bir Filistin esir kampı mevcut. Bu harita üzerinden çağımızın Bibi Hitler’i Netanyahu, İsrail egemenliğinde Filistin barışının sağlandığı yeni bir Orta-Doğu inşa edecekmiş. Ardından İkinci bir haritayı çıkarır. Bu harita ile yüzündeki maske düşer ve meymenetsiz sureti misali yalın niyeti ortaya çıkar. Bibi, Benjamin Netanyahu’nun lakabı. Bibi, Benjamin veya Bünyamin’in kısaltılmış hali. Adolf Hitler’in ‘Büyük Almanya’sı” gibi bu Bibi Hitler’in amacı da ‘Büyük İsrail’i kurmak. Haritada İsrail, “nehirden denize” tüm Filistin coğrafyası sadece İsrail devleti ve toprağı olarak gösterilmektedir. Filistin’den kalan iki açık hapishane Batı Şeria ve Gazze’ye yer verilmemiş. İşgal ve ilhak edilen Suriye’nin Golan bölgesi ve Golan Bölgesinde yer alan Suriye-Lübnan toprağı El-Ğajar köyü, Şeb’a Meraları (Çiftlikleri) ve Mğar Şbey’a gibi yerler Netanya’nun haritasında İsrail toprağı olarak sunuldu. Netanyahu’nun haritası, Suudi Hanedanlığı ile diplomatik münasebetlerin tesis edileceğinden o derece emindi ki, devasa Arabistan yarım adasını da “İsrail dostu ülkeler” kategorisinde Yeşil renkte göstermişti. Mısır, Sudan, Ürdün, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri de Netanyahu’nun Yeşil dost ülkeler olarak İsrail’in kazandığı başarı haritasına eklenmiş.

MENFAATLER

Bu haritaya binaen kuşatılmış son Filistin kaleleri Gazze ve Batı Şeria silinecek. Filistin’in, Golan’ın şehirleri, kasabaları, köyleri, mezraları, insanları, isimleri, tarihleri nasıl yok edildi ise, milyonlarca Filistinli, zeytin ağaçları, hayaller, umutlar katledildiyse, sürgün edildiyse, aynı şey yapılacak ve Dünyanın her yerinden getirilen Yahudiler için yeni yerleşim alanları inşa edilecek. Netanyahu 22 Eylül’de bunu yapacağını BM kürsüsünden Dünyaya açıkça meydan okuyarak ve hatta “barış, düzen, demokrasi, ticaret, iyi ilişkiler” gibi şaşalı ifadeler kullanarak ilan etmişti. Netanyahu Filistin’in son kalelerine sadece iki alternatif sunmuştu: Yaşadığınız son mekânlar ya Kabristanınız olacak yahut Mısır ve Ürdün’e sürgün edilmeyi kabul edeceksiniz. Bu harita, Mısır, Sina çölünde size çadır kentler kurar, suyunuzu, elektriğinizi, gıdanızı ve ilacınızı verir, güven içinde yaşarsınız mesajını taşıyordu. Bibi Hitlerin savaş bakanları Mısır’a bu göçü kabule etmesi halinde kendisine 30-40 milyar dolar sağlanacağını beyan etmişlerdi. Bir Anglo-ABD ürünü olan Ürdün’ün daha az bir meblağ ile ikna edilebileceğini biliyorlar. Bibi Hitler, ABD, İngiltere, AB, Rusya, Çin halk Cumhuriyeti, Türkiye, Suudi Hanedanlığı, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Hindistan, Azerbaycan, Mısır, Sudan, Fas, Bibi Neo-Nazi Zelenski Ukrayna’sı, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum kesimi ile huzurlu bir ilişki inşa etmiş, bunun kazanımlarıyla ekonomisini büyütmüştü. Sayın Erdoğan İsrail Cumhurbaşkanını Ankara’da ağırlamıştı. Kendisi de İsrail’i iade ziyarette bulunacaktı. Birlikte doğalgaz ve petrol sondajı işinde olacaklardı.

Filistin davası, hakları, hukuku yerini doğalgaz, petrol, ticaret ve menfaat almıştı. Kıssadan hisse vicdan şişirmek yerine cüzdan şişirmek daha önemli olmuştu. İnsanlar, ekonomik sıkıntılarla, iş, aş meseleleriyle, fatura ev kiraları dertleriyle, sel, yangın, korona ve deprem felaketleriyle bunaltılmıştı. İktidarından ana muhalefetine, mecliste temsil edilen istisnasız tüm partiler, solak olanından sığcısına, tipli tipsiz olanından Natotürkçülerine, gardırop Atatürkçülerinden, dini-dar süslümanlarına kadar geniş bir yelpaze ve medyası konu NATO, ABD, Finlandiya, İsveç söz konusu olduğunda dilsiz şeytan olmayı tercih ediyorlar. Bundan mütevellit, Bibi Hitler Netanyahu’nun BM kürsüsünden gösterdiği haritanın taşıdığı mesajla ilgilenmediler. Bunun sadece Filistin ile ilgili olmadığını, Büyük İsrail hayali peşinde koşan narsist ve paranoyak savaş rejimi ve kabinesinin Anadolu, Irak, Suriye, Lübnan ve Filistin’i içine alan haritanın başta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri ve halklarının 100 yıldır kanayan yara Filistin gibi tüm bölge ülkelerin Filistin’in akıbetini yaşayacağını görmeyecek kadar ya vurdumduymaz, cahil ya da hıyanet ve delalet içindeler.

Devam edecek…