Tekelci Yahudi burjuvazisi ve Filistin

Yaygın olan inancın aksine, Filistin’e bir ‘Siyonist Yahudi Devleti’ni inşa etmek fikriyatı, projesi ve tatbik edilmesi hikâyesi bir İngiliz, Fransız veya ABD ürünü değildir. Siyonist Tekelci Yahudi Burjuvazisinin temsilci Rothshild Hanedanlığının eseridir. Onlarca yıl süren, milyonlarca Avrupalının öldürülmesine sebep olan din ve ekonomik savaşları, en nihayet Katolik ve Protestan meşrepli burjuvazinin eseri olan Batı devletlerini üretti. Yahudi Burjuvazisinin Avrupa’da kendi karakterlerine uygun bir devleti inşa etmeye kalkışabilmeleri için ne yeterince nüfusu ne de Hristiyanlarla bunun için savaşacak takati vardı. Bu somut koşullar ve Batı’da çok güçlü olan ‘Yahudi düşmanlığı’ sebebiyle Yahudi burjuvazisi, fırsatçı, riyakâr, münafık, mevcut din, mezhep ve tarikatların kimliğine bürünme, bekle ve gör siyasetini benimseme, mevcut sisteme sirayet etme, yükselenin eteğine yapışma ve saltanatından nemalanma, güçlünün yanında durma, devletlerarasındaki rekabet ve kavgaları körükleme, çelişkileri lehine kullanma ve Hanedanlığın, devletin kılcal damarlarına sızma seçeneğini ehven görmüşlerdir. Başta Arap Âlemi, Türkiye ve Avrupa’da olmak üzere tüm kıtalarda mevcut olan Yahudi nüfusunu Avrupa’ya getirmek, Avrupa’da bir bölgenin Hristiyan nüfusunu başka yere taşıma ve buraya Yahudi nüfusunu getirmek maksadıyla bir demografik değişime gitmek Yahudi Burjuvazisi için çok pahalıya patlayabilirdi.

SÜVEYŞ KANALI PROJESİ

Mesela 1571’de Osmanlı hâkimiyetine geçen Kıbrıs adasında bir Yahudi Krallığı talebinde bulundular. Uzak-yakın tüm devletlerin sömürmek ve etkin olmak istedikleri Asya ve Afrika’nın ağır sıklet merkezinde, Âlemin ‘atan nabzı’ Şam, Mısır, Anadolu ve Irak coğrafyasında, Akdeniz’de bir koloni, hanedanlık, devlet kurma fırsatı 1874’te geldi. Süveyş Kanalı’nın (1869) açılışından sadece 5 sene sonra Mısır, Kanal’daki hisse senetlerini, kanalı açan Fransa hükümetinin karşı çıkmasına rağmen, satmaya karar verir. Zira o koşullarda Fransa’nın talep edilen rakamı ödeyebilme durumu yoktu. Kanal, İngiltere için hayati önemdeydi. İngiltere-Hindistan arasındaki mesafeyi en az 4 ayda alan gemiler için kanal sayesinde bu süre 4 haftaya inmişti. Kanalı kullanan gemilerin beşte dördü İngiliz gemileriydi. İngiltere’de Başbakan Benjamin Disrail’i vardı. Adıyla müsemma olan bu zat Rothshild hanedanlığın memuruydu. B M Rothshild ve Oğulları Londra Bankası Evi’nin sahibi Lionel de Rothshild’in “aile dostu” olarak tanıtılır. İngiltere hükümeti adına alınan Süveyş kanalı hisselerin değeri olan 4 milyon İngiliz poundu (bugünkü değeri birkaç milyar dolar) Rothshild Fonundan sözleşmesiz, sadece aralarındaki “dostluk ve centilmenlik ilişkisine” binaen verir.

Tabi ki buna kargalar poposuyla güler. İngiliz Hükümetini bypass eden bu ticaret ve ilişki İngiltere’de infial yaratır. Paranın 4 ay sonra geri ödendiği iddia edilir. Ancak Rothshild hanedanlığın Kanal ve Mısır’da aldığı imtiyazlar, Kıbrıs adasının 1878’de İngiltere tarafından “kiralanması”, 1882’de Mısır’ın işgal edilmesi tüm bu gelişmelerin Avrupa Yahudi Burjuvazisinin Batı Asya’da kendilerine ait bir merkezin kurulması için ortaya konulan faaliyetlerdir.

BALFOUR DEKLARASYONU

Ağustos 1897’de İsviçre’de toplanan ilk Uluslararası Siyonist Kongresi Avrupa Yahudi Burjuvazisinin Avrupa dışında İspanyollar, Portekizliler, İngilizler, Fransızlar, Hollandalılar, Almanlar, İtalyanlar, Belçikalılar, Amerikalılar gibi kendilerine ait veya bağlı karakol devletler misali bir Yahudi devleti kurma girişimidir. Fikir babası, finansörü ve alınan kararları dikte eden Rothshild hanedanlığıdır. Kongrede bu devleti Afrika ve Amerika kıtasında kurma tartışmaları sürerken Rothshild son noktayı koyar: Bu devlet Filistin’de kurulacaktır; Filistin’i anavatan olarak kabul eden dindar Yahudileri ikna etmek daha kolaydır. Rusya ve Doğu Avrupa’da yaşayan yoksul Yahudilere toprak, imkân ve baskılardan kurtulma imkânı sunar. Filistin, Mısır ve Şam coğrafyasını birbirine bağlayan köprüdür. Bu köprünün ele geçirilmesi iki coğrafyayı ayırır. Bu merkez, Süveyş kanalı, Kızıl Deniz, Afrika, Arap Yarım Adası, Akdeniz, Kıbrıs ve diğer adalarda Jeo-stratejik üstünlük kazandırır. İngilizlerin Amerika’da, Afrika’da, Avustralya’da, Yeni Zelanda’da kullandıkları meşhur yalanlarıyla işe koyulurlar; “Filistin insansız, bedevi, barbar, çöl, kuru topraktır, biz de topraksız, çalışkan, medeni toplumuz.” Bu kararların hayata geçmesi Birinci Cihan Harbi sonrasında mümkün olur. İngiliz hükümeti üzerindeki nüfuzu ve savaş esnasında İngiltere’nin savaştığı ülkelerdeki Yahudilerden istihbarat ve destek sağlamak karşılığında 1917’de İngiltere’nin Savaş Kabinesinde Dış işleri Bakanı olan James Balfour’un adını taşıyan Balfour Deklarasyonu ile İngiltere Yahudi Burjuvazisinin arzusunun yerine getirileceğini vaat eder.

“Filistin'de Yahudi halkı için ulusal bir yurt kurulmasına” destek vermeği taahhüt eden Balfour Deklarasyonu, İngiltere, Fransa ve Çarlık Rusya’sı arasında sağlanan ve müttefik İtalya’nın da destek verdiği, ‘Savaştan muzaffer çıkılması halinde Osmanlı İdaresi altında olan ve kurtaracakları bölgelerde, ‘mezhep, etnik ve din temelli’ koloniler (devletler) inşa etmeyi amaç edinen Sykes-Picot Projesinin (BOP onun ABD liderliğinde güncellenmiş halidir) maddeleri ile uyum içindeydi. Buna binaen Şam coğrafyası Suriye, Lübnan, Filistin, Ürdün olarak 4 ana parçaya bölünecekti. Lübnan’da Marunî Katolikler için bir koloni kurulacak. Ürdün’de bir başka bir Arap kabile devleti olacak. Suriye, Sünni, Alevi, Dürzi, Süryani diye taksim edilecek. Bu etnik ve mezhepsel taksime uygun olarak ta Filistin’de bir Yahudi koloni inşa edilecek.

Devam edecek.