Tekellerin açgözlülüğü enflasyonu tetikliyor

Neoliberal mandacılar bugünlerde çok mutsuz. Oysa Mehmet Şimşek’in öncülüğündeki yeni ekonomi yönetimi ortodoks politikaları uygulayarak kısa sürede Türkiye ekonomisini düzlüğe çıkaracaktı. Fakat yeni ekonomi yönetimi işbaşı yaptığında yüzde 38,21 olan enflasyon, Aralık 2023’te yüzde 64,77’ye yükseldi. Bir TÜİK araştırmasına göre bugün vatandaşın hissettiği enflasyon yüzde 96’dır. Son aylarda gelen zam yağmuru enflasyonun birkaç ay içinde yüzde 80'lere ulaşacağını gösteriyor. Öte yandan Mehmet Şimşek’in adının bile büyük yabancı sermaye akışına neden olacağını iddia eden neoliberal ortodokslar yabancıların yolunu gözlemekten yorgun düştü. 1970 model neoliberal tezler bir kez daha çökerken yaşanan süreci ellerini ovuşturarak fırsata çeviren bazı TÜSİAD üyesi işadamları enflasyonu körüklemeye devam ediyor. Bu yazıda son üç yıldan beri konuyla ilgili yazığım makalelere atıfta bulunarak sürecin nasıl geliştiğini anlatacağım. Amacım her fırsatta ‘ben demiştim’ diyen ‘içi boş egosu yüksek Rolex saatli küçük adamların’ yaptığını yapmak değil, sürecin nasıl geliştiğini ve koca bir ülkenin açgözlü işadamlarının elinde oyuncak olduğunu göstermektir.

DÖVİZ MANİPÜLASYONU VE ZAM OPERASYONUNUN BAŞLANGICI

10 Aralık 2021 tarihli ‘Stokçuluk ve keyfi zam el ele’ başlıklı yazımdan alıntı yaptığım aşağıdaki paragraf bugün hala güncelliğini koruyor:

“Her yüksek enflasyon sürecinde yaşandığı gibi serbest piyasanın ‘görünmez eli’ tekrar devreye girdi. Serbest piyasanın verdiği rahatlık ile keyfi bir şekilde gıda ürünlerine zam yapan bazı şirketler dolar/TL’deki artışı da bahane ederek adeta her hafta ‘otomatik’ zam mekanizmasını çalıştırır oldu. Keyfi bir şekilde zam yapma eğilimi hemen hemen tüm sektörlerde yaşanıyor. Ayrıca hızlı fiyat artışlarının yaşandığı dönemlerde görülen başka bir serbest piyasa hastalığı olan ‘stokçuluk’ da hortlamış durumda. Başta gıda sektörü olmak üzere otomotiv ve diğer bazı sektörlerde fiyat artışlarının devam edeceği beklentisi ile ‘krizi fırsata çeviren’ bazı büyük sermaye sahipleri ve büyük tüccarlar stokçuluğun tüm piyasalarda salgın gibi yayılmasına sebep oluyor. Keyfi zam mekanizması ve stokçuluk neoliberal kapitalizme özgü bir hastalıktır ve bütün ‘serbest piyasa’ mekanizmalarının çalıştığı ülkelerde görülür. Neoliberal uygulamalarla ithalata ve döviz girdisine bağımlı hale getirilen ekonomilerde bu hastalık daha şiddetli bir şekilde yaşanır.”

KAVCIOĞLU’NA SALDIRAN MANİPÜLATÖRLER

Hükümet döviz manipülasyonuna hazırlıksız yakalanmıştı. Ancak 2021 yılı sonunda ‘Kur Korumalı Mevduat’ uygulamasının ilan edilmesi, dövizin TCMB eliyle kontrol altında tutulması ve bankalarda yapılan bazı ek düzenlemelerle manipülatörler boşa çıkarılmıştı. O süreçte TCMB Başkanı Sayın Şahap Kavcıoğlu’na ve Maliye Bakanı Sayın Nureddin Nebati’ye algı operasyonları yapıldı. Oysa Kavcıoğlu döviz manipülatörlerini sıkıştırmış ve açıkça muhataplarına hitap ederek ‘siz bu kadar dövizi neden alıyorsunuz? Amacınız ne?’ sorularını sormuştu. Türkiye tarihinde ilk kez olan böyle bir çıkış, manipülasyon yapan bazı TÜSİAD üyelerini şok etmişti. Bugüne kadar pohpohlanmaya, şımartılmaya alışmış kendini Kaf Dağı’nın tepesinde gören bu küçük adamlar yoğun kara propaganda yaparak tüm güçleriyle karşı saldırıya geçtiler. Öte yandan sürekli olarak piyasalarda manipülasyon yapan akademisyen, sosyal medya fenomeni, yazar vs. dört bir koldan hükümetin ekonomi yönetimine saldırmaya başladı. Bu saldırılarda sık sık telaffuz edilen ‘ortodoks politikalara dönüş olmadan enflasyon, döviz, ekonomi sorunları çözülmez’ iddiası Mayıs 2023’te yapılan seçime kadar devam etti. Bu arada aynı işadamları düşük faiz ortamını değerlendirip kendi işlerine yatırım yapmaktansa döviz, arsa, yat, lüks araç gibi çeşitli varlıklara yatırım yaparak varlık balonlarının şişmesine neden oldular ve muazzam gelirler elde ettiler.

SERBEST PİYASA YOK ANARŞİ VAR

25 Kasım 2022 tarihli ‘Serbest piyasa terörüne son’ başlıklı yazıma Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 5 market zincirine yönelik yaptığı açıklamalarla başlamıştım. Yazıda Rekabet Kurumu’nun hızlı tüketim perakende piyasasında yaşanan tekelleşmeyi detaylı bir şekilde anlattığı önemli rapora atıfta bulunarak enflasyon sorununun asıl kaynağının tekelleşme olduğunun altını çizmiştim. Hükümet bu marketlerle ilgili bazı önlemler almakla birlikte tekelleşmeye son verecek adımları atmadı veya atamadı. Söz konusu şirketler o tarihlerde yaptıklarını bugün daha agresif bir şekilde yapmaya devam ediyorlar. ‘Serbest piyasa’ adı altında her türlü hile, yalanla tüketicileri dolandıran tekellerin yaptıkları yanlarına kar kalıyor. En küçük bir gelişmeyi bahane ederek fiyat artışı yapmaktan çekinmeyen tekeller aynı zamanda ‘yapısal reform, serbest piyasa, hür teşebbüs’ söylemlerinin şampiyonluğunu da yapıyor! Son üç yıldan beri tekellerin her istediğini yaptığı, serbest piyasanın değil ‘anarşinin’ hüküm sürdüğü bir süreç yaşıyoruz.

TEKELLERİN AÇGÖZLÜLÜĞÜ ENFLASYONU TETİKLİYOR

16 Haziran 2023 tarihli ‘Ortodoks politikalar enflasyona çare olamaz’ başlıklı yazım içinde yukarıdaki ara başlık bulunuyordu. Yeni ortodoks eğilimli ekonomi yönetiminin göreve başlamasından hemen sonra hükümete uyarı niteliğindeydi bu yazı. Ne yazık ki hükümet enflasyonun temel nedenlerine yani tekelleşme ve aşırı serbestliğe neşter vurmaktansa ortodoks ekonomi politikaları izlemeyi tercih etti. Bugün ortodoks politikaların başarısızlığını ve sorunları daha da derinleştirdiğini görüyoruz.

SAVAŞAN RUSYA’DA DAHİ ENFLASYON SORUNU YOK

Yüksek enflasyon tüm dünyada yaşanıyor. Ancak Türkiye’de bu sorun çok daha yakıcıdır. Oysa bir savaş sürecinde olan Rusya’da dahi enflasyon sorunu çok düşük seviyede yaşanmıştır. Bunun temel nedeni kamunun ekonomiden tamamıyla tasfiye olmaması, piyasanın etkin bir şekilde kontrol altında tutulması ve iş dünyansın yapacağı muhtemel manipülasyonların bedelinin çok ağır olacağını bilmesidir. Rusya Devlet Başkanı Putin’in piyasayı bozan davranışlar gösteren bazı işadamlarını TV’de canlı yayına çıkarıp teşhir etmesi devletin gücünü göstermesi adına güzel bir örnektir.

ÇARE ÜRETİM, KAMUCULUK, PLANLAMA, TEKELLERİN GÜCÜNÜN TÖRPÜLENMESİDİR

Sonuç olarak, enflasyonu tetikleyen en önemli etkenlerden birinin şirketlerin keyfi zamları olduğu gerçeği benim iddiam değildir; TCMB Enflasyon Raporlarında sabittir. Unutulmamalıdır ki enflasyonu körükleyen bir avuç açgözlü, Soros özentisi TÜSİAD üyesinin pasaportları yabancıdır, varlıkları yurt dışındadır. Bunlar gelirlerini Türkiye’den elde etmekteler, Türk devletinden büyük destekler, teşvikler almaktalar ancak ülkelerine ihanet etmekte tereddüt etmemektedirler. Öyleyse, bu çapsız burjuvalara yaptıklarına orantılı olarak ceza verilmelidir. Hükümet ‘piyasa er geç düzeltme yapar’ gibi neoliberal zırvalıklara inanmayı bırakıp, çizdiği bu acizlik tablosuna son vermelidir.