Yanlarına kar kalmayacak, bakın ne yapacağız!

"Atatürk’te Birleştik" diyerek, sağ-sol demeden, parti, köken, mezhep ayırmadan biraraya gelen millici-demokrat ve yurtsever öncülerin yürüttükleri mücadele, klasik bir muhalefetten çok daha ötede bir anlam ve kararlılık taşıyor.
Geçmişte de sıkça yazıp söylediğimiz üzere, bizler sadece eleştirerek, durum tespiti yaparak, AKP gitsin de kim gelirse gelsin demiyoruz. Milli bir çözümü ve milli bir iktidar alternatifini ortaya koymaya, oluşturmaya ve öncülüğünü yapmaya çalışıyoruz.
Bu bağlamda, Cumhuriyetin kurucu değerlerini, ulus devletimizi ve milli çıkarlarımızı savunmanın yanısıra, ekonomide de bildik klasik-denenmiş klişelerin dışında, yeni ve gerçekçi politika seçeneklerini de ortaya koymaya gayret ediyoruz.

NE PİYASA NE KAPALI MODEL

Ne “piyasa tapınıcılığı” ne de “kapalı bir devletçi” bir model değil, Atatürk’ün “karma ekonomik” modelini esas alacağımızı ilan ediyoruz.
Özel sektör ile kamuyu, piyasa ile planlamayı birbirinin alternatifi ya da düşmanı olarak görmeden, koşullara, yerine ve zamanına göre, birbirini tamamlayan bir ekonomik politika seçeneğini öngörüyoruz.
Özelleştirmeyi de, “sat-kurtul” basitliğine indirgeyen, devlet eliyle özel sektör tekelleşmesi yaratan, stratejik sektörlerde yabancılaşmayı ya da blok satışı mübah gören, çalışanların haklarını ve üretimi gözardı eden, bir talana ve yağmacılığa dönüşen zihniyeti de elbette ki reddediyoruz.
Özel sektörün ve haklı rekabetin mevcut olduğu alanlarda, devletin denetleyici ve düzenleyici etkinliğinden yanayız. Ama gereğinde örneğin; Doğu-G.Doğu’da, devlet öncülüğünde ve devletin sermaye koymasıyla, bölgesel imkan ve fırsatları da değerlendirmek suretiyle, halkın (esnaf odaları, ziraat odaları, ticaret ve sanayi odalarının da dahil olacağı) ortak ve hissedar yapılacağı, 3. nesil Kamu İktisadi Teşekküllerinin kurulmasının da öncüsü olacağız.
Tabii özelleştirme adı altında, kamu mallarının, işletmelerinin ve arazilerinin yağmalanması, eşe-dosta peşkeş çekilmesi, partizanlık ve çıkar ilişkileriyle 3’e-5’e kapatılması, bankacılık-iletişim-savunma sanayi gibi stratejik sektörlerdeki işletmelerini blok olarak yabancılara çoğunluk hisselerinin devri gibi, yetim hakkına ve kamu malının haksız iktisabına yönelik tüm işlemleri, satış-kiralama ve devirleri, köprü-yol vb. bütün kamu ihalelerini tek tek inceleyerek, haksızlık ve hukuksuzlukla, çıkar ya da partizanlıkla yapıldığı saptanan işlemlerin iptalini, gereğinde bu işletmelerin yeniden kamulaştırılarak, usul ve yasadışı iş ve işlem sahiplerinin yargıda hesap vermelerini sağlayacak adımları ve düzenlemeleri mutlaka hayata geçireceğiz.

HAKSIZ KAZANCA EL KONULUR

Tabi tüm bu işlerin hukuk ve adalet temelinde yapılacağı da izahtan varestedir.
Böylece, dünya alem görecek ki, yetim hakkı yiyen, Allah ile aldatan, bu gözünü mal-mülk hırsı bürümüş, hazine yağmacısı ve kamu mallarının talancılarından tek tek hesap sorulacak.
Bunların, yurt içi ve yurt dışı tüm bağlantıları, 3. şahıslar üzerinden yaptıkları her türlü transfer ve alım-satımlar sorgulanacak.
Suç ve hukuksuzluk tespit edilen işlemler iptal edilecek. Gerekirse usul ve yasaya uygun olarak yeniden kamulaştırmaları dahi yapılacak.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın ismi de, “Özelleştirme ve Kamulaştırma İdaresi Başkanlığına” dönüştürülecek.
Bu suretle, kursaklarına girmiş olan tek kuruşluk haram ve haksız kazanca dahi el konulacak. Yaptıkları yanlarına kar kalmayacak.
Atatürk'te birleşenler adına, milletimize bu sözü bugünden vermeyi bir borç biliyoruz!