Yüzyılın antlaşması!

Filistin sorununda tarafını belli eden ABD Başkanı Trump, “Yüzyılın Antlaşması” olarak isimlendirdiği yeni bir planla ortaya çıktı. Planın ayrıntıları henüz bilinmiyor. Ancak sızan bilgilerden, planın Filistin için bir ölüm fermanı niteliğinde olduğu anlaşılıyor.

TRUMP’UN FİLİSTİN’İ İMHA PLANI

Plana göre Sina Yarımadası’nda Filistin’e küçük bir arazi bırakılıyor. Bu bilgiye ihtiyatla yaklaşmak gerekiyor. Çünkü böyle bir gelişme Mısır kamuoyunda geniş bir tartışma başlatır. Kudüs’ün tamamı İsrail’e bırakılıyor. Filistin’e sadece Kudüs’ün kenar mahallelerinden biri kalıyor. Alay eder gibi, bu mahallenin başkent olması öneriliyor... Batı Şeria’da yasa dışı olarak tesis edilen Yahudi yerleşim birimlerinin büyük bir bölümü güvence altına alınıyor. İsrail tarafından yerlerinden, yurtlarından edilen 6 milyona yakın Filistinli mültecinin geri dönüş hakkının adı bile yok! Filistin için sadece bir takım maddi yardımlar var!

PLANI FİLİSTİN TOPYEKÛN REDDEDİYOR...

Trump ve damadı Jared Kushner herkesi kör, âlemi sersem sanıyor. Böylesine vahşi bir planı Filistin’e ve dünya kamuoyuna kabul ettirebileceğini sanıyor. Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, “hiçbir koşulda antlaşmayı kabul etmeyeceğini” bütün dünyaya ilan etti. Zaten daha önce de, “Elçiliğini Kudüs’e taşıma kararı nedeniyle ABD’nin artık arabulucu olamayacağını, hiçbir ABD’li yetkili ile görüşmeyeceğini” açıklamıştı. Hamas Siyasi Büro Üyesi Merzuk ise şu hususların altını çizdi: “Gazze’nin statüsüne ilişkin tüm müzakereler durdurulmalıdır. Kudüs, Filistin’in başkentidir. ABD’nin sunduğu ‘Yüzyılın Antlaşması’nı reddediyoruz.”

RUSYA NE DİYOR?

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve İslami Direniş Hareketi (Hamas)’nin temsilcileri ile Moskova’da bir araya gelen Rus Dışişleri Bakanı Lavrov’un görüşleri şu şekildeydi: “Filistin ile İsrail arasındaki durum endişe vericidir. Birçok ülke gibi biz de Filistin sorununun BM Güvenlik Konseyi (BMGK) ve BM Genel Kurulu’nun parametrelerine göre çözümünden yanayız. ABD’nin Filistin konusunda tek taraflı yaklaşımı büyük tehlike arz ediyor. ABD’nin ortaya attığı ‘Yüzyılın Anlaşması’ bugüne kadar yapılan her şeyi yok eder.”

MESELENİN ARKA PLANI

Konunun arka planını bilmekte fayda var! Trump’ın damadı ve danışmanı Kushner ve Uluslararası Müzakereler Özel Temsilcisi Greenblatt, planı görüşmek üzere Haziran 2018’de Batı Asya turuna çıktı. Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Ürdün ve İsrail’i ziyaret etti. Filistin ile görüşme yapılmadı. İsrail’in Hayom gazetesi, “Mısır, Suudi Arabistan, BAE ve Ürdün liderlerinin Trump’un planına destek verdiğini” açıklamıştı. Şimdiye dek bu ülkelerden sözde “Yüzyılın Antlaşması” aleyhinde tek bir söz bile duyulmadı! Bu ülkelerin ABD ve İsrail ile olan özel ve gizli ilişkileri göz önüne alındığında, “Filistin’i ateşe atacak tehlikeli bir yola girdiklerini” söylemek, herhalde kehanet olmaz!

Mahmut Abbas, Etiopya’nın başkenti Addis Ababa’da düzenlenen Afrika Birliği Liderler Zirvesi’nde bir konuşma yaptı. Filistin davasına verdikleri destek nedeniyle Afrika Birliği’ne teşekkür etti. Başkan Abbas’ın şu sözleri de anlamlıydı: “ABD’nin Filistin meselesinde yeri yoktur. Ne Filistin’e ne de Venezuela’ya herhangi bir ABD müdahalesini kabul etmiyoruz.” Konuşma, Mısır ve Suudi Arabistan’a yönelik derslerle doludur!

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Trump’un “Yüzyılın Antlaşması” adını vererek hayata geçirmeyi tasarladığı plan, Filistin için bir ölüm fermanıdır. Aynı zamanda Batı Asya’yı kan gölüne çevirecek dinamikleri bünyesinde barındırmaktadır. Türkiye başından beri bu sorunda ilkeli bir tavır takınmış, liderlik yaparak meseleyi BM’ye taşımıştır. BM görüşmeleri, ABD ve İsrail için tam bir hezimet olmuştur. Filistin’de FKÖ ve Hamas’ın bu meselede aynı noktada buluşması direniş iradesini kamçılamıştır. Rusya da plana karşı çıkmıştır.

Asıl sorun sahası, Müslüman ülkeler içindeki Filistin çatlağıdır. Ne yazık ki Mısır, Suudi Arabistan, BAE gibi ülkeler dik durmayarak ABD ve İsrail’in iştahını kabartmaktadır. Bahreyn Dışişleri Bakanı 15 Şubat 2019’da Varşova’da, “İran ile mücadele, Filistin davasından daha önemlidir!” diyerek, işbirlikçi ülkelerin duruşunu ifşa etmiştir. Ayrıca bu ülkelerin ABD planına destek iddiaları giderek ağırlık kazanmakta ve taraftar toplamaktadır. Dünyanın ezici çoğunluğunun karşı çıktığı bu ölüm ve yıkım planını desteklemek, herhangi bir Müslüman ülke için yüz kızartıcı bir durumdur. İslam dünyasına ve Müslümanlığın bütün kutsal değerlerine ihanettir. Tarih bütün gelişmeleri defterine kaydetmektedir. İhanet içine girenler, kendi halklarına da hesap veremeyecektir. Haçlı-Siyonist ortaklığının tetikçiliğine soyunanlar, bunun bedelini er ya da geç ödeyecektir.