AKP’nin 3 yanlışı

İsmet Özçelik

İsmet Özçelik

Gazete Yazarı
TÜM YAZILARI

Bu günlerde AKP içinde ve dışında “AKP’nin yanlışları” konuşuluyor. Ekonomide, siyasette, eğitimde, özellikle de dış politikada yaptığı hataların sonuçları tartışılıyor. Geçen hafta aralarında siyasetçi, bürokrat, diplomat ve işadamlarının da olduğu kalabalık bir grupla yemekte buluştum. Ortadoğu, Asya ve Kuzey Afrika’yı çok yakından tanıyan isimler. Libya’dan Mısır’a, Irak’tan Suriye’ye ve İran’a, Rusya’dan Çin’e... irtibatları var.

FİNCANCI DÜKKÂNINA FİL GİRDİ

Yaşamlarının önemli bir bölümü bu ülkelerle ilişkileri kurmakla geçmiş kişiler. Şimdi emekli olsalar da gelişmeleri yakından takip ediyorlar. Fazla dinleyen olmasa da gördükleri yanlışları ilgililere ulaştırdıklarını söylediler.
Özellikle Davutoğlu dönemindeki yanlışlara vurgu yaptılar. Bu dönemde yaşananları “fincancı dükkânına filin girmesine” benzettiler. Davutoğlu’nun fantezilerinin Türkiye’ye faturasının çok ağır olduğunu ifade ettiler.

ÜÇ BÜYÜK YANLIŞ

Sohbette, geçmişte yaşananlar anlatıldı. Çoğu gün yüzüne çıkmamış anılar. 30 saat aralıksız süren müzakereler, gizli görüşmeler, otellerde yaşananlar, ilginç tartışmalar... Bir de bölge ülkeleriyle yapılan her görüşme sonrası Amerikalıların hemen damlaması...
Konuşmalarda özellikle AKP’nin dış politikadaki üç yanlışı üzerinde duruldu. Özetle şu görüşler öne çıktı:

SADDAM KALMALIYDI

Irak’ta Saddam kalmalıydı. Amerika bir karar vermiş olsa da Türkiye’nin tavrı önemliydi. Hiç olmazsa Irak devleti dağıtılmadan bir geçiş sağlanmalıydı. Bu olmadı. Sonuçta on milyarlarca dolarlık müteahhitlik işinden ve ihracattan olduk.
Ayrıca PKK’ya yeni bir alan açıldı. Terör örgütü Irak’ın işgalinden sonra ABD’nin kontrolü altında büyüdü. Terörün maliyeti yüz milyar doları aştı.

KADDAFİ’YE İHANET ETTİK

Kaddafi’nin Libya’sı Türkiye için önemliydi. Kıbrıs Harekâtı’nda en büyük desteği onlar verdi. Türkiye, yurtdışı müteahhitlikte ilkokulu Libya’da okudu. Büyük işlere imza attı. Sonra bazı sorunlar yaşansa da 2005’ten sonra Libya’da yeniden sahalara döndük. Yıllık 5 milyar dolarlık iş alır noktaya geldik.
NATO Libya operasyonuna hazırlanırken önce “NATO’nun Libya’da ne işi var?” dedik. Sonra da müdahaleye destek verdik. Libyalı teröristleri Türkiye’de ağırladık. Ceplerine 300 milyon dolar keş para koyduk. Sonra büyükelçimizi bile Libya’ya gönderemez duruma düştük. Libya’da da kaybımız yüksek. Müteahhitliği de ihracatı da sıfırladık. Kuzey Afrika ülkelerindeki itibarımız yerle bir oldu. Libya halkı yaptıklarımızı yüz yıl unutmaz.

ESAD’A SAHİP ÇIKMALIYDIK

Batı Suriye için düğmeye basınca Türkiye Esad’a sahip çıkmalıydı. Ama biz tam tersini yaptık. 911 km sınırımızı terör gruplarına açtık. Türkiye’yi teröristler için yol yaptık. 2011 Ramazan Bayramı’nda Suudi Kralı ve Katar Emiri ile Emevi Camisi’nde namaz kılma hayaline kapıldık. ABD’nin tuzağına düştük. Biz Esad’a “katil” diye saldırırken ABD, PKK/PYD’yi “kara gücü” yaptı. Sınırımızda fiilen bir “PKK devletçiği” kurdu. Şimdi bu beladan kurtulma savaşı veriyoruz.
Ülkemizin her yeri mülteci doldu. Maliyeti 25-30 milyardan fazla. Ticari kayıplar da ayrı.

YANLIŞTAN DÖNÜLMESİ İYİ

Davutoğlu’nun görevden uzaklaştırılması, Türkiye’nin izlediği yanlış politikalardan dönmesi olumlu bulunuyor. Libya çıkmazı devam etse de Irak’ta eski durumun çok gerisinde olsak da, Esad takıntısı sürse de karamsar değiller.
Bölge ülkeleriyle işbirliğinden umutlular. “Zararın neresinden dönülse kârdır” diye düşünüyorlar.
Emekli askerler gibi, emekli bürokratlar da göreve hazır. “Bize düşen bir görev olursa, birikimlerimizi vatanımızın hizmetine sunmaya hazırız. Makam, mevki ve ücret de istemiyoruz” diyorlar.
Durum bu!
***
IŞİD’İN YERİNE İRAN GEÇTİ

ABD bugüne kadar Suriye’deki varlık nedenini IŞİD’le açıklıyordu. “IŞİD’e karşı mücadeleyi” gerekçe gösteriyordu. IŞİD temizlendi. ABD’nin bölgedeki varlık nedeni ortadan kalktı.
Binlerce mil uzaktan gelen ABD’nin Suriye’deki varlığı sorgulanmaya başlandı.
ABD şimdi yeni bir taktik peşinde. Trump’ı kucağa alan Pentagon kararını vermiş: “Suriye’deki İran tehdidi birinci ulusal güvenlik sorunu.”
Diğer bir ifade ile “İran tehdidi bertaraf edilene kadar Suriye’de kalacağım” diyor. Yani “gitmeyeceğini” ilan ediyor. Tam bir eşkıya yöntemi! Bakalım önümüzdeki günler ne gösterecek?