Çin siyasal sisteminin röntgeni

İki gün sonra, 4 Mart Cumartesi günü Çin’in yıllık “İki Toplantı”sının 14.’sü gerçekleşecek. Yeni seçilen Çin Ulusal Halk Meclisi (ÇUHM) ve Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı (ÇHSDK) milletvekilleri, beş yıllık (2023-2027) dönemin ilk toplantısını yapacak.

Bu yılkı toplantılarda Çin yürütme organlarının yöneticileri, devlet başkanı, başbakan, meclis başkanı, danışma konferansı başkanı ve başbakan yardımcıları seçilecek. Xi Jinping’in üçüncü dönem başkanlığı onaylanacak.

HALK DEMOKRASİSİNİN ARAÇLARI

Bu iki siyasi organ, Mao Zedung’un geliştirdiği “halk demokrasisi”nin araçları. Çin Anayasası’nın ilk maddesinde, “Çin Halk Cumhuriyeti işçi sınıfı tarafından yönetilen ve işçi ve köylülerin ittifakına dayanan demokratik halk diktatörlüğü altında sosyalist bir devlettir.” deniyor.

İşçi sınıfının önderliği ÇKP’nin ülkedeki iktidarının sürdürülmesiyle ve “halk iktidarı” ise iki organlı yasama meclisindeki milletvekilleri aracılıyla sağlanıyor.

Hem Halk Meclisleri milletvekilleri, hem de Danışma Konferansı üyeleri, aşağıdan yukarıya bütün ülkeyi kucaklayan seçim sistemiyle seçiliyor. Bu iki meclis, hükümetlerin halkı temsil etmesini ve halkın yasama ve yürütmeyi denetlemesini sağlıyor.

ÇHSDK ise kıta büyüklüğünde ve 1,5 milyara varan nüfuslu Çin’in, geniş tabanlı danışma işlevi görüyor ve ÇKP politikaları üzerinde uzlaşma sağlanmasında etkili bir rol oynuyor. Her iki siyasi aygıt da Çin’in tarihsel koşullarına ve kendine özgü gerekliliklerine göre yaratılmış. Çin’in sosyalist bir ülke olarak gelişmesi sürecinde, yetmiş yılı boyunca kendisini de geliştirmiş.

ÇİN’İN SİYASİ SİSTEMİNİN BİLEŞENLERİ

Çin’in siyasi sisteminde tüm düzeylerdeki yürütme ve yasama organları, Parti Komitesi, Halk Meclisi, Hükümet ve Siyasi Danışma Konferansı’ndan oluşuyor. Bu dört yapı, genellikle “dört takım” olarak bilinir ve aralarındaki hiyerarşi de yukarıdaki sıraya göre belirlenmiştir. Parti Komiteleri, idari alanlardaki ÇKP yetkilileridir. Hiyerarşide ilk sıradadır.

Reform ve Dışa Açılma’dan sonra, ÇKP’nin devlet üzerindeki, özellikle de hükümet işlerindeki liderliği belli bir dereceye kadar zayıflamıştı. Ancak Xi Jinping’in Genel Sekreter seçildiği ÇKP 18. Kongresi’nden itibaren, Çin Anayasası’nın birinci maddesini hayata geçirmek için, Parti liderliğinin tüm cephelerde inşa edilmesi ve güçlendirilmesi ilkesi kuvvetle uygulamaya konuldu.

AŞAĞIDAN YUKARIYA HALK MECLİSLERİ

Çin, bizim 1921 Anayasamızda var olan “şuralar sistemi” ile yönetiliyor. Köylerden başlayarak ilçelerde, illerde, eyalet ve özerk bölgelerde “Halk Meclisi” ve “Halk Siyasi Danışma Konferansı” milletvekilleriyle seçimle oluşturulmaktadır. ÇUHM ve ÇHSDK Çin’in kendine özgü siyasi sisteminin ve Çin tarzı demokrasinin temel aygıtlarıdır.

Yerelden ulusala her idari birimde bulunan Halk Meclisleri, ÇKP liderliğindeki devlet iktidarının organlarıdır. Çin halkının yerel düzeyden ulusal düzeye kadar resmi ve usuli bir temsil kanalı sağlamak üzere 1954 yılında kurulmuştur. Halk Meclisleri hükümet faaliyetlerini (idari ve adli) denetler, kanun ve yönetmelikleri çıkarır, değiştirir ve uygulanmasını denetler, hükümet yetkililerini seçer ve görevden alır. Aynı zamanda hükümet çalışma planlarını ve bütçelerini gözden geçirir ve onaylar.

Kongreler demokratik yöntemle seçilir; ilçe ve belde düzeyindeki milletvekilleri doğrudan halk tarafından aday gösterilir ve oylanır. Aday belirleme titiz bir süreçtir ve yerel demografik özelliklerin (örneğin meslek, ikamet yeri, cinsiyet, yaş, siyasi eğilim vb.) temsil edilmesini ve taban düzeyinde halkın geniş katılımını sağlar. Her bir alt düzey Halk Meclisi bir üst düzeydeki Meclis üyelerini seçer. Özünde, Halk Meclisleri sistemi, Anayasa tarafından tanımlandığı üzere “halkın demokratik diktatörlüğünün” uygulandığı temel araçtır.

ÇİN’E ÖZGÜ BİR YAPI: HALK SİYASİ DANIŞMA KONFERANSI

Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı (ÇHSDK) çok partili işbirliği ve siyasi istişare için kilit bir kurumdur ve ÇKP’nin liderliği altında Çin halkının birleşik cephesini oluşturur. ÇHSDK; ÇKP, sekiz demokratik parti, kitle örgütleri, etnik toplulukların temsilcileri, toplumun değişik kesimlerinin temsilcileri ve davet edilen şahsiyetlerden oluşan, yürütme yetkisi olmayan ancak yasamaya destek olan bir siyasi danışma ve fikir geliştirme organıdır. Hem merkezî hem de yerel düzeyde danışma demokrasisinin araçlarıdır. ÇKP üyesi olmayan halk kesimleri içinde geniş tabanlı bir halk mutabakatı arayan bu organ, Çin’in sosyalist siyasi sisteminin kendine özgü bir örneğidir.

ÇHC’nin kuruluşunun arifesinde Mao Zedung Eylül 1949’da 46 siyasi parti ve dernekten, toplam 662 katılımcıyla ilk ÇHSDK’yı toplamıştır. Bu toplantı ÇHC için kurucu meclis işlevi görmüştür. Yeni devletin doğasını ve siyasi sistemini tanımlamış, ulusal bayrak, ulusal marş, ulusal başkent ve takvim dönemi de dahil olmak üzere temel kararlar alınmış, devlet başkanı ve devlet organları seçilmiştir.

ÇHC’nin ilk yıllarında, resmi bir parlamenter sistem henüz oluşturulmadığından, (ÇHSDK) devlet iktidarının en yüksek organı olarak hareket etmiştir. ÇHC Anayasası’nı kabul eden ilk Ulusal Halk Meclisi’nin 1954 yılında toplanmasından bu yana, resmi parlamento ve devlet iktidarının en yüksek organı haline gelirken, ÇHSDK bugüne kadar danışma ve birleşik cephe örgütü olarak kalmıştır.

13. Ulusal Meclis’te milletvekillerinin yüzde 71,1’i ÇKP üyesi ve yüzde 28,9’u sekiz demokratik partiden ya da parti mensubu olmayan şahsiyetlerden oluşurken, 13. Halk Siyasi Danışma Konferansı’nda ÇKP üyesi olmayanların oranı yüzde 60,2’dir.

Pek çok kişi Çin’in çok partili bir siyasi sisteme sahip olduğunun farkında değildir. Sekiz yurtsever demokratik parti, birleşik cephe stratejisinin bir parçası olarak ÇHC’nin kuruluşundan önce kurulmuştur. Bu partiler ÇHSDK’de kilit bir rol oynamaya devam etmektedir.

YENİ MİLLETVEKİLLERİ SEÇİLDİ

24 Şubat 2023 Cuma günü 13. ÇUHM Daimî Komitesi son oturumunu yaptı ve beş yıllık dönemini fiilen sona erdirdi. Daimî Komite, 5 Mart’ta ilk kez toplanacak olan 14. ÇUHM’ye seçilen 2.977 milletvekilini onayladı ve milletvekillerini tam listesini, her delegenin cinsiyeti ve etnik kökeniyle birlikte yayınladı.

ÇUHM milletvekilleri seçiminde altı grubun temsili gözetiliyor: (1) Kadınlar, (2) etnik azınlıklar, (3) yurtdışından dönen Çinliler, (4) ön saflarda çalışan işçiler ve çiftçiler, (5) profesyonel teknik personel, (6) Parti ve hükümet lider kadroları.

Bu dönem, parti ve hükümet temsilcilerinin sayısı azaltılırken, işçi, çiftçi ve teknik personel temsilcilerinin sayısı artırıldı ve ilk kez “göçmen işçi” olarak temsil edilen, nüfus kaydı başka yerde olan işçiler temsil ediliyor.

Sandalyelerin yüzde 26,5’i ile kadınların ÇUHM’deki temsili tüm zamanların en yüksek seviyesinde, ancak hala cinsiyet eşitliğine yakın değil.

UYGUR ÖZERK BÖLGESİNDE ÇOĞUNLUK ETNİK TEMSİLCİLER

Etnik azınlıklara “yaklaşık yüzde 12” gibi bir kota verilmiş olmasına karşın bu yüzde 14,9 düzeyindedir. Geleneksel olarak her etnik grubun en az bir delegeye sahip olması şart koşulmuştur. 14. Meclis’te, Çin’deki 55 milliyetten 29’u birden fazla, 26’si ise tek bir milletvekili ile toplam 442 milletvekili ile temsil edilmektedir. Çin’de nüfusun yüzde 91,1’i Han etnik kökenine mensupken, diğer 55 etnik grup nüfusun yüzde 8,9’unu oluşturmaktadır; bu da azınlık gruplarının ÇUHM’de genel nüfus içindeki payından daha yüksek temsil edildiği anlamına gelmektedir.

Çin meclislerinde eyalet, özerk bölge ve şehirler nüfuslarına göre temsil ediliyor. En fazla milletvekili 173 ile Shandong eyaletinden olurken, en az milletvekili 12 ile Makao Özel İdari Bölgesi’nden. Özerk Bölgelerin temsiline daha fazla ilgi ve özen gösteriliyor.

Türkiye’de en çok tartışılan Sinciang Uygur Özerk Bölgesi ise bu yıl 60 milletvekili ile Çin Meclisi’nde temsil ediliyor. 60 milletvekilinden 36’sı farklı etnik grupların temsilcileri. Dağılımları şöyle: Uygur: 22, Kazak: 5, Hui: 2, Kırgız: 1, Özbek: 1, Tatar: 1, Tacik: 1, Moğol: 1, Xibe: 1, Rus: 1.

DEMOKRASİ HER ÜLKENİN KENDİ YOLUNDA GELİŞİR

Liberalizmin dünya çapındaki hegemonyasının en önemli aldatmacası, demokrasinin evrensel bir biçimi ve onun da Batı tipi parlamenter sistem olduğudur. Mao Zedung önderliğindeki 1949 Çin devrimi, gelişmekte olan ülkelerin kendi demokrasi yolunu “halk demokrasisi” olarak tanımladı.

1950’li ve 60’lı yıllarda devrimle kurulan devletler bu farkı göstermek için adlarına Halk Cumhuriyeti ibaresini eklediler. Şimdi Batı, kendi yozlaşmış parlamenter sistemlerini “evrensel demokrasi” diye damgalayıp, kendi dışındakileri “illiberal” yani otoriter olarak isimlendiriyor.

Oysa çok güzel bir atasözümüz var: “Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır!” Her ülkenin kendi yolunda halk iktidarını kurması için kendi geleneklerini, kendi özelliklerini izlemesi gerekir. Çünkü, tanımı gereği demokrasi, esas olarak, “halkın halk için yönetimi” biçimidir.