Ekonomide 2022 özeti

Yılın son günü yayınlanacak yazımı, bu yıl içinde olan bitene ayırmak, benim açımdan da, bu yazıları okuyan açısından da hafıza tazelemek ve harala gürele içinde geçen yılı sakin kafa ile değerlendirmek açısından önemli.

Önce siyasi olarak, sonra genel ekonomi en sonunda da daha detay gelişmeleri özetlemeye çalışacağım.

2022’ye dünya açısından baktığımızda damgasını vuran iki önemli olay var. Bunlardan bir tanesi, 2020 yılı başından bu yana yaşanan PANDEMİ için 2022 yılı, artık salgının sonlandığı ve salgının açtığı yaraların sarıldığı yıl olmasıydı. Diğer önemli olay ise Rusya’nın, ABD-NATO kuşatmasını yarması için Ukrayna’ya başlattığı operasyon idi. Bu operasyon 2022 yılı içinde siyasi, ekonomik ve askeri birçok gelişmenin temelini oluşturdu. Dünyanın sarsılarak taşların yerinden oynamasına neden oldu.

PARALAR GERİ TOPLANIYOR

2022 yılı dünyada ve Türkiye’de enflasyonun başladığı yıl olarak ayrıca anılacaktır. Pandemi süreci öncesinde çok ciddi tutarlarda para basan Atlantik sistemi ülkeleri, basılan bu paraların hiper enflasyona dönüşmesi tehlikesi ile karşı karşıya kaldılar. Nisan ayı itibarıyla başta FED olmak üzere Atlantik sistemi merkez bankaları enflasyona karşı, önce faizleri artırma, faiz artırma sonrasında ise dağıtılan paraları geri toplama sürecini başlattılar. Türkiye ise; enflasyonu başta döviz kurlarındaki artış olmak üzere, dünya ham madde fiyatlarındaki artışın yurt içine yansıması olarak hala devam eden enflasyon ile ciddi bir ekonomik sorun olarak yaşamaya devam ediyor.

Dünyada enflasyon artışı ve buna bağlı olarak dünya merkez bankalarının aldığı önlemler aslında yıllardan bu yana anlattığımız dolar saltanatının sonlanmasının göstergeleri. Atlantik ülkeleri ekonomik sorunlarını çözmek için başka yol olmaması nedeniyle sonsuz miktarda para basarak ekonomik çöküntüyü durdurmaya çalıştılar. Bu para bolluğunun eninde sonunda enflasyonu azdıracağını söyledik. Artan enflasyonu durdurmak için bu kez bastıkları paraları geri toplamak için uğraşacakları, faizleri arttıracakları da malumdu. Artan faiz ve bol paraya adeta uyuşturucu almış şekilde alışmış olan piyasaların bu önlemlere ekonomide durgunluk olarak cevap vermesi ise sürecin sonuna doğru giden yolda bir ara durak olacak. Bugün, 2023’e doğru giderken, bu ara durak tüm dünyayı beklemekte.

ATLANTİK İÇİN DURGUNLUK YILI

2023, özellikle Atlantik sistemi ekonomisinde durgunluk yılı olacak. Atlantik sistemi bunun ertesinde bıraktığı para basma tedbirine tekrar geri dönecek. Bu dönüş hiper enflasyonu ve durgunluk ve enflasyonun birlikte yaşandığı stagflasyonu da beraberinde getirecek. Bu arada Atlantik sistemi dağılarak, dünya liderlik yarışından çekilecek.

Ekonomik olarak dünyanın başına 2022 yılında gelen en önemli olay, 2000’li yılların başlarında başlayan Atlantik sistemi krizinin, 2008 ve 2019 yıllarında yaşadığı ara krizlerin, ağırlaşıp ortalığı karıştırdığı dönemler sonrasında, ekonomik hastalık sürecinin son dönemine giriş yılı olmasıdır.

Türkiye, yukarıda açıkladığım Atlantik sistemi krizine karşı 2000’li yılların başında iktidara gelen Ak Parti iktidarının, bu süreç içinde aks değiştirerek siyasi olduğu gibi ekonomik olarak da Atlantik sistemi dışına çıkış belirtileri vermesi olarak cevap verdi. 2014 yılından itibaren Atlantik sisteminden çıkış işaretleri 2022 yılında da devam etti. Bunun en anlamlı dışa vurumu, daha başka birçok belirti ile beraber Hazine ve Maliye Bakanı Sn. Nureddin Nebati’nin 29 Eylül günü “Pandemi Sonrası Dönemde Ekonomi Paradigmasında Dönüşüm ve Yükselen Ülkeler” temasıyla, Ekonomik Dönüşüm Zirvesi’nde yaptığı konuşmaydı.

“Ekonomi politikalarının yeniden müdahaleci bir görünüm almasına şahitlik ettiğimiz bu yeni dönemde, uluslararası kuruluşların da çeşitli finansal destek programlarıyla küresel ekonominin canlandırılması çabalarına destek verdiği görülmüştür.”

“Ancak hem modelimizin meyvelerini almaya başlamamız, hem de çoğulcu fikirleri benimseyen ve tek bir yaklaşıma bağlı kalmadan çeşitli kuramsal çalışmaların ele alındığı geniş heterodoks literatür, kimi çevreler tarafından ekonomide tek doğru yol olarak sunulan ortodoks reçetelerin ülkemizin özgül koşulları ve ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını ortaya koymaktadır. Tecrübelerimiz de zaten bu yöndedir.”

VATAN PARTİSİ'NİN SÖYLEMLERİ

Yıllardan bu yana Vatan Partisi tarafından söylenen, piyasalara müdahale edilmesi ve devletin bu müdahalelerde belirleyici rol oynaması olgusu artık iktidar tarafından açıkça ifade ediliyordu. “Ortodoks politikaların” bir kenara atılması ise 1980 yılında başlayan neoliberalizm kabusunun artık takip edilmeyeceğinin söylenmesinden başka bir şey değildi. Gerek merkez bankası politika faizlerinde, gerekse tarımsal politikalarda örneğin buğday alımlarında TMO’nun yıllar sonra tüm gövdesi ile devreye girerek üreticiden buğdayı dünya fiyatları seviyesinde alarak müdahale etmesi, tarımda planlamanın ilkel şekli ile başlaması, ekim dikim yapılmayan arazilere müdahale, ayrıca sıcak paraya karşı izlenen politikalar. Döviz temini konusunda ihracatçı ve turizmcinin dövizinin yüzde 40’ına el konulması artık müdahaleci ve devletçi çizginin ortaya çıkmasının açık izleri idi.

Rus bankaları kredi kartı MİR sistemi konusunda verilen taviz, Rusya’dan indirimli ham petrol alıp bu petrolü dünya fiyatlarından iç piyasalarda satmak ise neoliberal çizginin hala Ak Parti iktidarı içinden tamamen kopmadığının belirtileri olarak 2022 yılında göze çarptılar.

DOLARİZASYONDAN KOPMA ÇABASI

2021 yılı yazdığım son yazımda “2022 YILI TÜRK LİRASI YILI OLACAK” diye yazmıştım. 2022 yılındaki gelişmeler iktidarın da dolarizasyondan kopmak için bir sürü yol denediği bir yıl oldu. BDDK Haftalık Bülten içindeki verilerde 2022 7 Ocak itibarıyla; toplam 395.9 milyar dolar mevduatın yüzde 65’ine denk gelen 256.5 dolar dövizli mevduat, yüzde 35 139.4 milyar dolar Türk lirası mevduat banka hesaplarında bulunmaktaydı. Bu yazının yazıldığı gün BDDK tablolarında en son yer alan veri 16 Aralık tarihi itibarıyla ise, toplam mevduatın dolar karşılığı bu kez 470.3 iken, bu toplamın içinde dövizli mevduatın payı 226.6 milyar dolar ile yüzde 48 olarak tespit ediliyordu. Türk lirası mevduat ise 243.6 milyar dolar ile toplam mevduatın yüzde 52’sine tekabül ediyordu. Merkez Bankası ve BDDK ekonomi bürokrasisi olarak, gerek KKM ve bankalara uygulanan bir takım önlemlerle dövizli mevduatın ciddi oranda Türk lirasına dönmesini başarmışlardı. Yapılması gerekenleri buraya şimdilik yazmıyorum. Bu yazı sonuçta bir durum tespit yazısı.

İHRACATTA YÖN DEĞİŞTİRİLMELİ

Sn. Cumhurbaşkanı tarafından ekonomik politika olarak dillendirilmeye başlanan “Yatırım, Üretim, İstihdam, İhracat” politikasının, ihracatı hedeflemesinin, yukarıda anlattığım gibi durgunluğa girmesi kaçınılmaz Atlantik sistemine toplam ihracatımızın yüzde 65’inin yapılmasının ekonomide başımıza büyük işler açacağı gerçeği ise 2022 yılı Temmuz ayından itibaren ortaya çıkmaya başladı. İhracatta alarm zilleri çalmaya başladı. İstanbul Sanayi Odası “İhracat İklim Endeksi” verileri Temmuz ayından itibaren ihracatın olumsuz yönde ilerlediğini açıklamaya başladı.

2022 yılı, hem dünyada hem Türkiye’de birçok gel gite karşın Atlantik sisteminin çöküşünün hızlandığı ve durdurulamayacak şekilde sona yaklaştığı bir yıl oldu. Tarih vermek doğru değil, fala bakmak gibi. Ancak birçok belirti 2023 yılının bu sistemin dünyada liderliğinin sona ereceği yıl olacağı konusunda ipuçları vermektedir.

Türk milletine Aydınlık bir yeni yıl dilerim.