Gün doğdu, hep uyanığız!

“Gençliğe en çok yer veren parti... terbiye edep erkâna önem veren parti...” Kurultaylarda konuşulur mu bunlar?
Sandalyeler uçuşmuyor.
Koltuklar kapışılmıyor.
Olağanüstü dönemin kurultayı.
Olağanüstü kurultayın olağanüstü görevleri vardır.
Gerekli olacakları saydı bir bir Kurultay Divan başkanı, Vatan Partisi’nin Öncü Gençlik Başkanı Aykut Diş... Beş genç. Yaş ortalaması 20’li. İşçisiyle aydınıyla kurultayı beş genç yönetti. Güvenli ellerde.
Şehitlerimizin rahat uyuyacağı bir kurultay.
Gün doğdu, hep uyanığız!
Buradan başka bir parti olarak çıkacağız. 50 yıldır örgütlü siyasi mücadelenin içindeyim. Bunu ilk kez bu kadar güçlü hissediyorum..
Garip değil mi en hazır iki parti var. Biri iktidar partisi AKP.
Diğeri Vatan Partisi.
Yerinde duramıyor.
Sanki geç kalıyoruz.
Milli silahlarımız dedi, Aydınlık ve Ulusal Kanal için İlker Yücel.
Düşmanı dövüyor 40 yıldır.
“Allahına kurban” diye seslendi bir delege oturduğu yerden.
İstihbarat örgütü göremez. Biz görürüz siyasetin ışığında.
Biz doğrucu Davut değiliz. Türkiye’yi yöneteceğiz.
Burnunun ucunu göremeyen başkomutan olur mu?
Salon siperin gözünden bakıyor.
Cesur.
Yürekler Afrin’de.
Hepimiz neferiz, ABD’ye yeter de artarız.
Cumhurbaşkanı adayımız.
Kadınların adayı.
Üniversitelerin adayı.
Üniversiteli Uğurcan Yardımoğlu düzeltti:
Gençliğin lideri!
“Cepheye gitmek kadar önemli bir görev, yönetecek Cumhurbaşkanını iktidara taşımaktır” dedi.
Gençler kararlı. Doğru politikalarla üniversiteleri PKK ve FETÖ’den özgürleştirdiler. Vatanseverliğe alan açtılar.
Yol gösterici.
Ergenekon davalarından vatan savaşına...
Van’dan bir genç seslendi:
“Yaralarımız çoktur, ama ortaktır.”
“Bu salon terör örgütüne beyaz bayrak çektirecektir.”
“Acıları dindirecek tek partidir.”
“Yaraları saracak liderdir.”
Avrupa’dan da gelen ses farklı değil.
“Avrasya politikasının Avrupa’daki politikacılar arasında da önderidir. Yıllardır.”
“Bizi soykırımcı yaftasından kurtardınız.”
“Kadim kültürlerin birleştiği yeni bir dünyanın eşiğindeyiz.”
“Genel başkandan bir fedakârlık istiyoruz. Göreve çağırıyoruz”
“Şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyoruz.”
En heyecanlı partiyiz çünkü genciz.
Atatürk gençliği görev başında! Salon ayakta.
“Vatan Partisi’nin zamanı gelmiştir. Çetin zamanlar aynı zamanda köklü büyük değişikliklerin de zamanıdır!”
Zaman bizim zamanımızdır.
Zemin bizim zeminimizdir.
Yaparız.
Yeni bir dünya kuruluyor.
Ön cephesi Batı Asya’dır.
Mazlum milletlerin geleceği belirlenecek.
Mehmetçiğimiz bunun için kanını, canını feda ediyor.
Yüreklerimiz onlarla çarpıyor.
Tıpkı İstiklal Savaşı’nda olduğu gibi.
Terörü temizleyeceğiz.
Üretim savaşına giriyoruz.
Seferberliğe girmeye hazırız. Ama hükümeti bekleniyor.
Komşularımızla işbirliği.
Yaptık.
Yaparız.
Devlet aklıyla hareket edecek bir hükümet bekleniyor.
Vatan Partisi görevinin başındadır.
Türk milleti olarak Türkümüzle Kürdümüzle vatan cephesinin en önündeyiz.
Biz tek milletiz. Büyük bir milletiz.
İmparatorluklar kurmuşuz. “26 ülkeyi fethettim hepsini Hun yaptım” diyor Mete. Türk milleti bir kavim, bir ırk değil. Büyük uygarlık kurucusuyuz.
Türkiye’de özgür insan olacak. Şeyhin müridi olmayacak!
Vatan Partisi’nin programını uygulama zamanı gelmiştir.
Tayyip Erdoğan yönetimiyle çıkamayız bu zor zamandan.
O dinamiklerin başına geçen, işçisiyle sanayicisiyle, çiftçisiyle o dinamiklerin başına geçen Vatan Partisi’yle ancak çıkarız.
Partizanlığa son veriyoruz. İhaleleri kapatanlara kapıları kapatıyoruz. O devrin bittiğini ilan ediyoruz. Emeğiyle üretenlerle birlikte o hükümeti idare edeceğiz.
TÜSİAD’la Türk-İş’i birleştiren Vatan Partisi yetki istiyor!
Türkiye kazanınca Vatan Partisi kazanır.
Vatan Partisi kazanınca Türkiye kazanır.


​ESKİ

​ŞİMDİ

OKUYUCU MEKTUBU

'KÜRDÜYLE' İFADESİ HAKKINDA

Merhaba Şule Hanımefendi.
Aydınlık gazetesini takip eden biriyim. Sizinle ve değerli eşiniz Doğu Bey ile de fikirlerimiz büyük oranda örtüşmektedir. Size yazmamın sebebi ise 21 Ocak 2018 tarihli Aydınlık gazetesindeki “Türküyle Kürdüyle nasıl güzel bir milletiz” başlıklı yazınızdaki “Kürdüyle” ifadesi hakkındadır.

Bildiğiniz üzere Türkiye Cumhuriyeti üniter bir devlettir ve Türkiye Cumhuriyeti halkına Türk milleti denir. Anayasamızın 66. maddesinde de Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkese Türk denir.
Makalenizin başlığında kullanmış olduğunuz “Kürdüyle” ifadesiyle etnikçilik yapmadığınızı biliyorum. Bu başlığa dikkat çekmek istedim. “Türküyle Kürdüyle” dediğimiz zaman Türk milletiyle onun bünyesindeki ayrı olduğu düşünülen bir gurubu eşitlemiş oluyoruz. O zaman bir millet olamayız. Bu durumda çok ortaklı, çok dilli, yani çok milletli bir yapı ortaya çıkıyor. Dolayısıyla kötü emelleri olan insanların ekmeklerine yağ sürülmüş oluyor. Ülkemizin çevresinde cereyan eden olayları biliyorsunuz. BOP gereğince bu bölgedeki ülkeleri küçük devletlere bölmek amacıyla Irak halkı Şii Araplar, Sünni Araplar, Kürtler olmak üzere parçalara bölündü. Orada Türkmenler de olmasına rağmen BOP’çular hiç dile getirmediler. Libya’da etnik gurup bulunmadığı için orayı da Arap aşiretleri arasında böldüler. Suriye konusunda da aynı yönteme başvurarak Sünni Araplar, Şii Araplar, Kürtler olarak parçalanma süreci devam ettiriliyor. Orada da Türkmenler dile getirilmiyor. Türkiye dâhil saydığım bu devletlerin üniter yapısı, millî birliği bozulmak ve parçalanmak isteniyor. Bunları biliyorsunuz. Türkiye’de de 15 yıldır meydanlarda ve basın yayın araçlarında sürekli etnik vurgulu ifadeler kullanılıyor. Güneydoğu Anadolu Bölgemizdeki insanlarımızdan bahsedilirken “Benim Güneydoğulu Kürt kardeşim” diyerek güya o bölgemiz insanına sahip çıkılıyor. Bu ve buna benzer ifadelerle o bölgemizdeki insanların ayrı bir millete mensup olduğu Türk milletinin bilinçaltına işleniyor. Devleti yönetenler sürekli olarak etnik gurupların adlarını sayıyor, etnik vurgulu ifadeler ön plana çıkarıyor, Türk milletinin millî birliği, bizi birbirimize bağlayan Türk milletine mensup olma bilinci zayıflatılıyor, bozuluyor.
Seçim anketlerinden bahsedilirken de “Kürt seçmen” ifadesini de kullanıyorlar. Türkiye’de böyle bir seçmen tarifi olmadığı gibi başka türlüsü de yok. Ankara seçmeni, Diyarbakır seçmeni, CHP’li seçmen, Vatan Partili seçmen, şu partinin seçmeni, bu partinin seçmeni denilebilir.

Kendisini Atatürkçü olarak tanıtan bazı basın mensupları Güneydoğu Anadolu bölgemiz için “Kürt illeri” ifadesini bile kullanıyor.

Türkiye’deki etnik guruplar Türk milletinin ayrılmaz parçasıdır. Etnik guruplar bütün Avrupa ülkelerinde de mevcuttur. ABD ise bu konuda en belirgin örnektir. Çünkü ABD’nin tamamı etnik guruplardan oluşur. Oradaki etnik guruplar nüfusları itibarıyla İspanyollar ve Almanlar başta olmak üzere dünyanın bütün milletlerine aittir. Ancak hiçbir Amerikalı gazeteci, bilim adamı, milletvekili veya ABD başkanı etnik gurup adları saymaz. Çünkü bu ABD’nin milli birliğini bozar. Dolayısıyla ABD vatandaşı olan herkes Amerikan’dır ve dili İngilizcedir. Bu tartışmaya dahi açılmaz. Bizde de başta devleti yönetenler olmak üzere gazeteciler, üniversite hocaları vs. Türk milletinin milli birliğine vurgu yapmalı, etnik ifadeler kullanmaktan kaçınmalıdır. Kürtlerin ayrı bir millet olduğu konusu da tartışmalıdır. Kürt sözcüğü Türkçedir. Doğu ve güneydoğu bölgemizdeki insanlarımız kültürel ve tarihi olarak Türkiye’nin diğer bölgelerinden farklılık göstermez. Ortak bir dil olmadığı için de türdeş değildir. Bu konuda daha pek çok söylenebilir.
Bilim adamları, gazeteciler, milletvekilleri gibi her gün televizyonları işgal eden kişilerce genel olarak milli birliğimizi zedeleyici ifadeler kullanılıyor. Sizin ve düşünce çevrenizin Türk milletinin millî bütünlüğü konusunda çok duyarlı olduğunuzu bildiğim için bu konuyu belirtmek istedim.

Saygılar sunar, esenlikler dilerim.Yavuz Gürler Ankara.

(Tartışmaya açıktır. Gelen mektupları yayınlayacağım. Şule Perinçek)