Şam ve Rusya-İsrail savaşı

Âlemin ve bölgemizin tarihi Suriye Savaşı öncesi ve sonrası diye okutulacak. Irak ve Mısır ama özellikle Şam (Suriye, Lübnan, Filistin, Ürdün) ve Anadolu dünyanın ağır sıklet merkezi ve insanlığın kaderini belirleyen coğrafyadır. 7 Ekim 2023’te dünya, İsrail’in geniş çaplı ve felaket mesabesinde olan bir askeri saldırıya maruz kaldığını gördü. Özellikle İsrail’i “her şeye kadir” tasavvur eden ve pazarlayanlar bunun nasıl mümkün olduğu konusunu açıklamada acze düştüler. Bir akıllı “Netanyahu Senaryosu” dediler. İsrail’in 11 Eylül’ü ismini verdiler. Dünyadaki tüm Yahudiler ile devletlerin İsrail’in dehşet intikamına sessiz kalacağı konusunda emindiler. Ve en nihayet Gazze bataklığında debelen İsrail ordusu, Netanyahu ve Savaş Kabinesi tarihte olmadığı kadar yalnız, aciz, perişan ve uluslararası mahkemelerde soykırım yapan barbarlar olarak yargılandılar. Arzu edilen “Dünya Yahudilerinin Birliği”nin de bir boş vaat olduğu görüldü. Zira Musevi-Yahudi itikadında olanlar yekpare bir millet değildir. Diğer tüm dinlerde yaşanan mezhepçilik ve tarikatçılık bölünmeleri burada da hâsıl olmuştur.

İsrail sokaklarında farklı Musevi-Yahudi itikadında olan grupların devletin emniyet kuvvetleri ile yaşadıkları çatışmalara şahit olabilirsiniz. Siyonist Burjuvazinin başını çektiği ve bu doktrinden etkilenmiş olan kesim “Arabiler, Müslümanlar, Mesihiler-Hristiyanlar yok edilmelidir, camileri, kiliseleri yakılmalıdır” derken, İsrail devleti bir küfür ve nifak devletidir, “Siyasi Siyonizm bir İlahi proje değil, yeryüzündeki iblislerin Musevi-Yahudi elbisesiyle pazarladıkları habis bir doktrindir” itikadındalar. Bir başka grup Güney Arabistan’dan (Yemen) göç eden bu iki kadim ve akraba toplulukların birlikte ya da yan yana yaşamalarından başka bir çözümün olmadığını söylemektedir. Kıssadan hisse, ya birlikte var olacaklar ya da birlikte batacaklar inancını taşımaktadır.

SİYONİST BURJUVAZİNİN ÖNÜNDEKİ ENGEL

Siyonist burjuvazinin ekonomik, finansal, askeri ve dini programının önünde duran en önemli engellerden birisi Putin’de zuhur eden Moskova siyasi otoritesi ile kadim Rus Çarlığın ulvi menfaatlerini, komünizm döneminde de en alttakileri temsil eden Doğu Rus Kilisesidir. Putin ve Rus Ortodoks Kilesinin batıni zihin dünyasında; “Siyonist Yahudiler Ortodoks (Maşrik-Şark-Doğu Mesihileri) Rus çarlığının yıkılmasına katkıda bulundular. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’nin kurulmasında etkin bir rol oynadılar. Sonra Sovyet Rusya’nın çökmesi, taksim edilmesi ve dağılmasında pay sahibi oldular. Ardından çöken, krizlerle boğuşan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğini oluşturan ülkelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini talan ettiler. Kısa bir zaman içinde çöküntüden önce maaşları 10-30 dolar arasında olan Oligarkların önemli bir bölümü bu yağmayı uluslararası Siyonist Yahudi Burjuvazisi ve İsrail-MOSAD ile bağlantıları sayesinde mümkün olabildi” inancı hakimdir.

Rusya ve Rus Ortodoks Kilisesinin Birinci Cihan Savaşında müttefik olduğu Üç Harfliler, savaştan sonra Rusya’nın Şam devletleri ve Anadolu’dan anlaşmada (1916 Sykes-Picot Mutabakatı) hakkı olanı almamak, Filistin’de askeri üs bulundurmamak, bu coğrafyanın kadim Ortodoks kiliseleri ile bağını koparmak, Filistin’de Siyonist Yahudi burjuvazisine vaat edilen İsrail devletini kurabilmek amacıyla savaşın bitimine az kala 1917’de Moskova’da “bir devrim” tertip edildiğini ve bu devrim sayesinde “Emperyalizme karşı mücadele” hüccetiyle Rusya’nın paylaşımdan mahrum bırakıldığını, Şam devletlerinde ama özellikle Filistin’de Ortodoks Rusya yerine Siyonist Yahudi burjuvazisinin çıkarlarının gözetildiği itikadı yaygındır.

ORTADOKS YAHUDİLERİN KAYGILANMA SEBEBİ

Putin idaresi ile yeniden doğan ve eski heybetine kavuşan Rusya Devletinin uygarlıklar merkezi ve medeniyetlerin kesiştiği coğrafya olan ve üzerinde tahakküm kurmak için tüm kadim-yeni devletler arasındaki mücadele, rekabet, savaş ve barışın (tarihte ilk yazılı barış antlaşmasının taşıdığı isim olan Kadeş Suriye’dedir) sahası olan Şam ve Doğu Akdeniz’e Suriye sayesinde inebildi. Bununla birlikte Rus Ortodoks kilisenin Şam coğrafyasında (Suriye, Lübnan, Filistin, Ürdün ve Irak) artan etkisi Siyonist Yahudi Burjuvazisi ile Hz. İsa ve tanrısına ihanet edenler olarak gördükleri Ortodoks Yahudileri kaygılandırmaktadır.

Özetle Rusya devleti ve Ortodoks burjuvazisi, Katolik-Protestan-Yahudi burjuvazisinden (Üç Harfliler), kendi mantığı ve inancına istinaden, hakkı olanı ve uğradığı ihanetin intikamını almaktadır. Başta İngiltere, ABD ve İsrail’in tepesinde oturan Protestan ve Yahudi tekelci Holdingleri yanlarına ABD hegemonyası ve NATO doktrini ile felç edilmiş Türkiye ve 1970 sonrası doğan petro-dolar Urban (henüz Arabi olamamış) göçebe kabile hanedanlıklarını da yanlarına alarak 2003’ten itibaren ve özellikle 2011’den sonra, Şam devletlerine karşı modern tarihin şahit olduğu en büyük Haçlı seferlerini başlattılar. Şam devletlerini çökerterek bir taşla birçok sayıda kuşu avlamaya yeltendiler.

İlk etapta bu planlarında başarılı oldukları görüldü. Şam devletlerinin ortaya koyduğu beklenmeyen mukavemet ve geç te olsa buradan sonra sıranın kendilerine geleceğini idrak eden Rusya ve Rus Ortodoks Kilisesi Şam devletlerine yardıma koştular. Rusya, müdahalesinin ilk dönemlerinde, henüz çöken Sovyet Rusya devletini inşa sürecinde olmasından mütevellit, ama özellikle Moskova’da idarede halen etkili olan açık-gizli Batı yanlısı kalıntılar-tortular ile uluslararası Yahudi holdingleriyle bağlantılı Rusyalı Yahudilerin yanlış yönlendirme ve hedef saptırma operasyonları sebebiyle, Şam’da ciddi hatalar yaptı ve bocalamalar yaşadı. Ama ve lakin kısa zaman sonra toparlandı ve hatalarından öğrendi. Bu sayede daha etkili olmaya ve olumlu sonuçlar hasat etmeye başladı.

ZAYIF KARIN OLARAK GÖRDÜLER

Rusya’nın bu hamlesine karşılık Moskova’nın yumuşak karnı olarak tespit edilen Ukrayna’yı patlattılar. Aynı zamanda İsrail devletinin pasaportunu taşıyan ve askeri olan, uluslararası Siyonist Yahudi burjuvazisinin çocuğu Soytarı Zelenski’yi iktidara getirdiler. Bir soytarı ile Ukrayna üzerinden Rusya yorucu ve yıpratıcı bir savaşa provoke edilecek, Ukrayna bataklığında meşgul edilecek olan Rusya’nın Şam’daki varlığına darbe vurulacak, böylece Şam devletleri üzerindeki projelerine engel teşkil eden unsur ekarte edilecek, bu sayede Ortodoks Ukrayna, Batı’ya daha çok muhtaç edilirken, topal ördek yapılırken, uluslararası bir terör eğitim ve sevkiyat merkezi haline gelecek ve bu sayede de Rusya rahat gün görmeyecek.

Üç Harflilerin bu restini Rusya Ekim 2023’te gördü. Filistinlilerin İsrail’e karşı başlattığı geniş çaplı ve etkili 7 Ekim saldırısı ve sonrasında İsrail’in en etkili yöneticileri Rusya’yı saldırıdan sorumlu tuttu. Rusya’yı HAMAS ile işbirliği yaptığını, Ekim Savaşından öncesi ve sonrasında HAMAS yöneticilerinin birçok kez Moskova’ya gittiklerini, Rusya’nın, İran ve Şam devletleri üzerinden Filistin’e her türlü silah sevkiyatını yaptığını, Suriye’nin Golan bölgesine asker gönderdiğini, Şam’a yeni savunma sistemleri, radarlar ve füzeler tedarik ettiğini, Gazze’de ölen İsrailli askerlerin kanında Rusların elinin olduğunu açıkça ifade ediyorlar. İsrail’i rahatsız eden bir başka husus; Rusya’nın Suriye kısmında kalan Golan Bölgesine asker konuşlandırması, Tahran, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ve diğerlerinin yanında Moskova’nın da, daha önce vermekte tereddüt ettiği, etkili hava savunma sistemlerini tedarik etmesidir. Çinliler sessizce maestro misali orkestrayı idare ediyor.

Rusya’ya olan öfkelerini de artık açıkça dillendiriyorlar; Moskova’daki en son terör saldırısından sadece kısa bir müddet önce bir emekli İsrailli General hem de Rus televizyonu Russia Today’de İsrail, Rusya’dan Yahudilerin intikamını alacak, HAMAS ile işbirliği yapmalarının, bu savaşta bize karşı olmalarının bedelini ödeyecekler, Rusya’yı perişan edeceğiz açıklamalarını garipsemişti. Biz garipsemedik. Zira bu savaşın kökleri derin sebepleri kadimdi. Rusya’nın Üç Harflilerin restine karşı kullanacağı silah Nükleer olacak. Bu hamleye karşı Üç Harfliler ne mi yapar? Halen var olmaya devam ederlerse o vakit değerlendiririz.