Şiddetli astıma karşı yeni bir strateji

Trinity Biyomedikal Bilimler Enstitüsü (TBSI) Biyokimya ve İmmünoloji bölümünde  çalışan bilim insanları, şiddetli astımı tedavi etmek için farelerde yaptıkları çalışmada yeni bir strateji keşfettiklerini bildirdiler. Araştırmacılar, yeni tedavilere acil ihtiyaç olduğu için bu bulguların yeni bir terapötik yaklaşım olma potansiyeline sahip olduğunu umuyor.

Bulguları Cell Metabolism dergisinde "Itakonat ve itakonat türevleri makrofajların alternatif aktivasyonunu bastırmak için JAK1'i hedefliyor" başlığıyla yayımlandı.

Trinity’de baş araştırmacı ve biyokimya profesörü olan Luke O'Neill, İtakonat adı verilen kendi vücudumuz tarafından yapılan bir molekülün, JAK1 adlı önemli bir bağışıklık proteinini hedef alarak astımı destekleyen olayları baskılayabildiğini bulduklarını vurguladı.  Ayrıca O’Neill JAK1'i kapatarak, laboratuvar tabanlı astım modellerinde dikkate değer bir etkinlik gösterdiklerine dikkat çekti.

Araştırmacılar, Krebs döngüsünden türetilen metabolit itakonat ve türevlerinin, pro-inflamatuvar 'M1' makrofajlarındaki inflamatuvar yanıtı baskıladığını belirttiler. Ancak, alternatif olarak etkinleştirilmiş 'M2' makrofajları da itakonat alabilir. Araştırmacılar bu nedenle, itakonat ve 4-oktil itakonatın (OI) M2 makrofaj aktivasyonu üzerindeki etkisini incelediler. Itakonat ve OI'nin M2 polarizasyonunu ve metabolik yeniden şekillenmeyi engellediğini gösterdiler.

HASTALIĞI DURDURDU

JAK1 proteini, bağışıklık tepkisini yönlendirmede önemlidir. Ancak aşırı uyarılması iltihaplanmaya neden olur ve astım gibi durumlarda sorun yaratır.

Araştırmacılar, IL-4 sinyalinin incelenmesinin, hem itakonat hem de OI tarafından JAK1 ve STAT6 fosforilasyonunun inhibisyonunu ortaya çıkardığını belirttiler. Araştırmada JAK1 aktivasyonu, makrofajlarda ve yardımcı T 2 (Th2) hücrelerinde IL-13, interferon-beta ve interferon-y'ye yanıt olarak OI tarafından da inhibe edildi.

Araştırmacılar İtakonata dayanan 4-OI adlı bir molekülü test ettiler  ve anti-inflamatuvar steroidlere yanıt vermeyen bir hastalık modelinde şiddetli astımı baskılayabildiler. Bu bulgular özellikle çocuklarda yeni tedavilerin önünü açabilir.

TIP SÖZLÜĞÜ

İnflamasyon:  Enflamasyon ve yangı olarak da bilinir. Canlı dokunun her türlü canlı, cansız yabancı etkene veya içsel/dışsal doku hasarına verdiği sellüler (hücresel), humoral (sıvısal) ve vasküler (damarsal) bir seri vital yanıttır. İnflamasyon normalde patolojik bir durum olmasına karşın, inflamatuar reaksiyon fizyolojik olarak vücudun gösterdiği bir tepkidir. Halk arasında iltihap tabiri yangı için kullanılmasına rağmen sık sık apseler için de iltihap denmesinden dolayı inflamasyon (inflammare) terimini kullanmak daha yerinde olacaktır. Hücre dejenerasyonu ile birlikte inflamasyon konusu, hastalıkların patolojik temelini oluşturmaktadır.

Makrofajlar: (Yunanca: Büyük-yiyiciler) Dokularda bulunan patojenlerin, ölü gözelerin (hücrelerin), hücresel kalıntıların ve vücuttaki yabancı maddelerin yutulmasından sorumlu hücrelerdir. Makrofajlar doğuştan bağışıklık sisteminin bir bölümüdürler.

Yardımcı T hücreler:  T hücreleri arasında en büyük gruptur. C4 yüzey molekülü taşırlar. Lenfokin salgılarlar IL-2, IL-3, IL-4, IL-5, IL-6, GM-CSF, IF-γ). Otokrin özelliktedir yani ,kendi klonunun yapımını uyarır. Sitotoksik ve baskılayıcı T hücrelerinin büyüme ve çoğalmasını uyarır. B hücrelerinin büyüme ve farklılaşmasını uyarır. Makrofaj sistemini aktive eder. Sağlıklı bir kişide T hücresi sayısı bir mikrolitre kanda 800-1300 hücredir. (Vikipedi)