Şimdi Sukarno zamanı!

Erdemle yüklü, özgürlükçü bir ses yükseliyor Asya’nın en doğu ucundan…Bir öncü konuşuyor: “Milyonlarca Asyalı ve Afrikalı halk bağımsız memleketler safına iltihak etmişlerdir. Bu bir oldu bittidir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ihtimal ki, bundan daha önemli bir şey yoktur. En az hidrojen bombası büyüklüğünde bir patlayıcı kuvvete ve en az atom kudreti kadar yapıcı bir kudrete maliktir.  (…) Milletlerarası ilişkilerde ve milletlerarası mânevi bağlarda eski ölçüler ortadan kalkmıştır. “

Ve devam ediyor önder başkaldıran sözlerine: “Yeni kural, milletlerin milletlere, yahut, insanların insanlara tâbi olması esasına dayandırılamaz. Yeni denge, eskiden olduğu gibi zorla kabul ettirilemez. Adaletin geleceği ve bütün dünya milletlerinin talep ettiği eşit şartların oluşması için, milletlerarasında dostluk ve anlayış havasının yaratılması zaruridir. (…) Biz özel bir durum veya özel birtakım ayrıcalıklar talep etmiyoruz. Sadece eşitlik ve eşit haklar istiyoruz ve bunda ısrar ediyoruz. Aynı zamanda, dünyanın güvenliği ve insanlığın refahı için, eşit yükümlülüklerin sorumluluğunu da üstleniyoruz.” (1)

ENDONEZYA’NIN ATATÜRK’Ü KONUŞUYOR!

O lider, dünyadaki en kalabalık İslam ülkesi olan Endonezya’nın Atatürk’ü olarak kabul edilen Cumhurbaşkanı Ahmet Sukarno’dur.  Onun bu isyankâr sözleri, 24 Nisan 1959’da, Türkiye’nin Amerikancı yöneticilerinin gözünün içine bakarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’ndaki konuşmasında belki de tarihi bir uyarıyı ifade ediyor.

Üzerinden 63 yıl geçmiş ancak, dün söylenmiş gibi taze ve insanlığın bugünkü ihtiyaçlarına çare oluyor.

Gelişmekte olan ülkelerin dünya sahnesine ilk etkili çıkışı olan 1955 Bandung Konferansı’nın ev sahibi olan Sukarno, 30 Eylül 1960’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda “Yeni Dünyayı Kurmalıyız” başlığıyla dünyayı sarsan bir konuşma daha yapmıştı.

Şöyle haykırmaktadır: “Emperyalizm ve onu savunma mücadelesi dünyamızda büyük bir suçtur. Bu Konsey'deki beylerin çoğu emperyalizmi hiç tanımadı. Beyler, çoğunuz hür doğdunuz ve hür öleceksiniz. Bazılarınız, emperyalizmi başkalarına karşı uygulamış, ancak bundan asla zarar görmemiş ülkelerde doğdunuz. Ancak Asya ve Afrika'daki kardeşlerim emperyalizmin kamçısını tanıdılar. Acı çektiler. Tehlikeleri, kurnazlığı ve azmi kabul ediyorlar. (…)

“Herkesin barış içinde yaşayabileceği bir dünya inşa etmeye çalışıyoruz. Tüm insanlar için adalet ve refahın olduğu bir dünya inşa etmeyi istiyoruz. Emperyalizmin, sömürgeciliğin ve sömürünün olmadığı yeni bir dünya!” (2)

Bağlantısızlar Hareketi’nin kuruluşunu sağlayan 1961 Belgrad Konferansı’nın da çağrıcılarından.

Bu büyük devrimcinin adı gerçekte Ahmet Şükrani’dir. Ancak soyadını Portekizce ifade ederken Sukarno olmuş. Aynı özlemleri paylaştığımız bu büyük devrimci önderi, ölümünün 52. Yılında saygı ve şükranla anıyoruz. Çünkü bugün Sukarno gibi liderlere daha çok ihtiyacımız var. En çok da İslam dünyasının.

HAZİRAN’DA DOĞUP HAZİRAN’DA ÖLDÜ

Haziran, Sukarno'nun doğum ayıdır (6 Haziran 1901), Sukarno kadar ünlü olan beş ilkesinin (Pancasila)’nın formüle edildiği aydır (1 Haziran 1945) ve Sukarno 21 Haziran 1970’te ölümlüler dünyasına veda etmiştir. Bu nedenle Haziran, Endonezya'da “Sukarno Ayı” olarak anılıyor.

Görünüşe göre Haziran, aynı zamanda Sukarno için uluslararası gezilerin ayıdır. Dış gezilerin birçoğu Haziran ayında yapıldı: İtalya (Haziran 1956), Meksika (Haziran 1959), Çin (Haziran 1960), Fransa (Haziran 1963), Mısır (Haziran 1965). İlginç bir şekilde, 60. yaş gününüSovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin davetlisi olarak geldiği Moskova'da geçirdi. (6-12 Haziran 1961)

PARİS’TE SUKARNO SERGİSİ

Bu yıl Sukarno’yu anmak için Haziran ayında Paris’te Le Havre Normandy Üniversitesi’nden Prof. Dr. Darwis Khudori'nin önderliğinde bir sergi düzenlendi. Paris merkezli “Nations Emergentes” (Gelişmekte Olan Milletler) ve “Bandung Spirit Network” (Bandung Ruhu Ağı) adlı dayanışma hareketlerinin inisiyatifiyle, ANRI (Endonezya Cumhuriyeti Ulusal Arşivleri) ve Endonezya Cumhuriyeti işbirliğiyle ve Paris 6 Belediye Başkanı'nın himayesinde, (Vizyoner Sukarno) teması altında Sukarno'nun fotoğrafları Gallery Luxembourg'da sergileniyor. Bu sergi önümüzdeki Haziran’da BRIQ aracılığıyla Türkiye’ye gelecek.

MÜCADELE DOLU BİR HAYAT (3)

Ahmet Şükrani, Cavalı bir öğretmenin çocuğu olarak Surabaya’da doğmuş. Asıl adı Kusro Sosro, ancak Müslümanlar arasında ise Ahmed Şükrani adıyla tanınmış. İlköğrenimini bir köy okulunda, orta öğrenimini Hollanda sömürge okulunda tamamlamış. Surabaya’daki lise öğrenciliği sırasında babasının arkadaşı olan “Sarekat İslam” liderlerinden Ömer Said Çokroaminoto’nun evinde kalıyor. Birinci Dünya Savaşı'ndan önce Güneydoğu Asya'daki en büyük siyasi partinin kurucusu olan Çokroaminoto’nun etkisiyle sömürgecilik karşıtı bir siyasal tutuma yöneliyor.

1920’de lise mezuniyetinin ardından Çokroaminoto’nun kızıyla evlenerek kayınpederinin himayesine giriyor. Aynı yıl Bandung’da yeni açılan teknik enstitünün mimarlık bölümüne kaydolduysa da birkaç ay sonra kayınpederinin tutuklanması üzerine Surabaya’ya dönüp ve orada bir süre tren memurluğu yapıyor. Çokroaminoto’nun 1922’de serbest bırakılması üzerine okuluna dönüp mezun oluyor.

İSLAM, SOSYALİZM VE MİLLİ BAĞIMSIZLIK

Yüksek öğrenimi sırasında siyasete daha çok ilgi duyan Sukarno, Jong Jawa adlı bir gençlik teşkilâtına katıldı ve Bandung şubesi başkanlığına getirildi. O dönemlerde Bandung, yenilikçi İslâmcı görüşlerle, sosyalist görüşlerin hakim olduğu bir merkez konumundaydı. Son sınıfta yeni bir dernek kurdu. Derneğin amacı Endonezya’nın tam bağımsızlığının sağlanmasıydı.  Mezun olduğunda bir arkadaşıyla birlikte Bandung’da mühendislik ve mimarlık bürosu açtı.

Siyasete daha fazla eğilen Sukarno, İslâm ile bilimsel sosyalizmi milliyetçilik temelinde bağdaştırmaya çalışan yazılar kaleme almaya başladı. Yazılarında İslâm’ın, Marksizm’in ve milliyetçiliğin Endonezya’nın bağımsızlık davasında birleştirilmesi gerektiğini savunuyordu.

HAPİS VE SÜRGÜNLER

Temmuz 1927’de Endonezya Milliyetçi Partisi’ni (Partai Nasional Indonesia [PNI]) kurdu. Parti kısa sürede Endonezya millî hareketinin merkezi ve sesi oldu. Ancak sömürge hükümeti karşıtlığı nedeniyle 1930’da partisi kapatıldı ve dört yıl hapis cezasına çarptırıldı. İki yıl sonra serbest bırakılan Sukarno, kendi partisinin devamı niteliğindeki Endonezya Partisi’ne (Partai Indonesia [PARTINDO]) katıldı ve başkanlığa seçildi.

Partinin hızla büyümesi üzerine 1933’te tekrar tutuklandı. Önce Endonezya’nın doğusundaki Flores adasına, dört yıl sonra da Sumatra’daki Bengkulu’ya sürgün edildi. Sürgündeyken siyasî içerikli kitap okuması yasak imiş. Ahmet Şükranı, dinî ve kültürel ağırlıklı kitaplar okuyup ve özellikle İslâm hakkındaki bilgilerini geliştirdiğini belirtiyor.

Mart 1942’de Japon işgaliyle birlikte serbest kalan Sukarno, askerî yönetimce oluşturulan Merkez Danışma Konseyi’nin başkanlığına getirildi. Sukarno, 1 Haziran 1945’te yaptığı meşhur konuşmasında “beş prensip” anlamını taşıyan “Pancasila” ilkelerini ortaya koydu. Pancasila, Kemalizm’in “6 ok”unu çağrıştırıyor.  Milliyetçilik, âdil ve medenî insancılık, demokrasi, sosyal adalet ve tek bir tanrıya inanç prensiplerinden meydana gelen “Beş ilke” kurulacak devletin temel felsefesi olarak kabul edildi.

Sukarno, 17 Ağustos 1945 tarihinde diğer önemli milliyetçi liderlerden Muhammed Hatta ile birlikte başkent Cakarta’da Endonezya’nın bağımsızlığını ilân etti; 135 üyeli Endonezya Merkez Millî Komitesi tarafından devlet başkanı seçildi.

SÖKE SÖKE KAZANILAN BAĞIMSIZLIK

Emperyalist Hollanda askerî kuvvetlerinin başşehir Cakarta’nın denetimini ele geçirmesi üzerine Sukarno, hükümet merkezini Orta Cava’daki Yogyakarta’ya taşıdı. Burada dört buçuk yıl, bir yandan hükümet krizleri ve çeşitli gruplarla uğraşırken bir yandan da Hollandalılar’a karşı başlattığı bağımsızlık mücadelesini yürüttü.

Ancak 19 Aralık 1948’de Yogyakarta’yı da işgal eden Hollanda askerleri tarafından diğer hükümet üyeleriyle birlikte tutuklanarak Bangka adasına sürgün edildi. Altı ay sonra Endonezya’nın bağımsızlığı için giderek artan uluslararası destek ve içeride yürütülen millî mücadele sayesinde Hollanda teslim oldu. 27 Aralık 1949’da Endonezya’nın bağımsızlığının resmen tanınmasının ertesi günü Sukarno, Yogyakarta’dan Cakarta’ya döndü.

BAĞLANTISIZLAR HAREKETİNİN KURUCULARINDAN

1955’te Bandung Konferansı’nın düzenleyici liderleri arasında yer alarak Bağlantısızlar hareketinin başlatılmasına katkıda bulundu. Hollanda ve ABD emperyalizmi ile mücadelesini sürdürdü. Yeni Gine (Batı İrian)’daki Hollanda işgalini sonlandırmak için çetin bir mücadele yürüttü. Ağustos 1960’ta Yeni Gine’yi kurtarmak için askeri kuvvete başvurdu, Hollanda ile diplomatik ilişkileri askıya aldı. Bu olaydan sonra Sovyetler Birliği ve Çin ile yakınlaşıp, ABD’yi karşısına aldı. Mayıs 1963’te Yeni Gine’yi Endonezya’ya katmayı başardı ve ardından meclis tarafından hayat boyu devlet başkanı ilân edildi.

AMERİKANCI DARBENİN HEDEFİ OLDU

ABD yönetimi Sukarno’ya diş biliyordu. Özellikle Endonezya Komünist Partisi ile ittifak kurması, Endonezya Komünist Partisi’nin seçimlerde % 30’u aşkın oy alarak güçlenmesi, Sukarno’nun ipinin çekilmesine gerekçe sayıldı. 30 Eylül 1965 tarihinde ABD’nin düzenlediği işbirlikçi General Suharto liderliğindeki kanlı bir darbede yüz binlerce komünist parti üyesi öldürüldü. Sukarno, 11 Mart 1966’da devlet başkanlığı yetkilerinin bir kısmını Suharto’ya devretmek zorunda kaldı; Mart 1968’de de geçici parlamento tarafından devlet başkanlığı görevinden alındı ve Suharto’nun emriyle ölümüne kadar sürecek olan ev hapsine konuldu. 21 Haziran 1970’te Cakarta’da öldüğünde Cakarta’daki millî kahramanlar mezarlığı yerine Doğu Cava’daki Blitar’da annesinin yanına defnedildi. Sukarnoculuk ideolojisi 1970’li yılların sonuna kadar yasaklandıysa da ardından Sukarno’nun saygınlığı iade edildi ve mezarı halk tarafından ziyaretgâh haline getirildi. Kızı Megawati Sukarnoputri 2001-2004 yılları arasında Endonezya’nın beşinci devlet başkanı oldu.

DÜNYAMIZI GÜZELLEŞTİREN İNSANLARDAN

Nehru, Mao Zedung, ZhouEnlai, Tito, Nasır, Nkrumah, Ho Chi Minh, Che Guevara, Fidel Castro gibi devrimci önderlerin yakın arkadaşı olan Sukarno, J. F. Kenedy ve De Gaulle’in de derin saygısını kazanmıştı. Hayatı boyunca sömürgecilik ve emperyalizmle mücadele eden Sukarno büyük bir Atatürk hayranıydı. En çok Türk devriminden etkilenmiş, özellikle Türkiye’de olduğu gibi Endonezya’da da dinle devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını savunmuştur.

ENDONEZYA İLE YAKINLAŞMALIYIZ

Sukarno’nun memleketi Endonezya, 17 bin aşkın adadan oluşan bir takımadalar devleti. 279 milyon nüfuslu Endonezya, dünyanın en verimli topraklarına ve petrol dahil çeşitli yeraltı zenginliklerine sahip, önemli bir Asya ülkesi. Şu anda iktidarda Sukarno’nun Endonezya Milli Partisi’nin devamı olan Endonezya Demokrasi Mücadelesi Partisi iktidarda. 2014 ve 2019’da halkoyuyla cumhurbaşkanı seçilen Joko Widodo'yu bu göreve öneren de Sukarno’nun kızı Megawati Sukarnoputri. Joko Widodo, bağımsız, egemen, güçlü ve etkili bir Endonezya’yı savunuyor.

Türkiye’nin, yeni uluslararası düzenin inşasında ve üretim ekonomisini kurmada, Endonezya ile yakın ilişkide olması bir mecburiyet. Dileriz Sukarno’nun büyük özlemleri, milletlerimiz arasında kuvvetli bir köprü olur.

Foto için bakınız:

https://www.youtube.com/watch?v=XAv-G8wPaJU

https://www.youtube.com/watch?v=RSpyeHk1OTA

1. Yabancı Devlet Adamlarının Genel Kurul Konuşmaları, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Şubat 2012, s 11-22. Sadeleştirme tarafımızdan yapıldı.  https://www5.tbmm.gov.tr/yayinlar/YDB_konusmalari_web.pdf

2. https://voi.id/en/memori/45591/soekarnos-to-build-the-world-a-new-speech-at-the-united-nations-that-shook-the-world

3. https://islamansiklopedisi.org.tr/sukarno-ahmed