Sövgüye gerçekten karşıysanız övgüye de karşı olacaksınız

Bir küfürle yine bütün medya ve ekran ayağa kalktı. Belli ki bu kişinin geldiği kültürün bir tarzı. Daha önceden de bu tür olayları var. Rastgele değil.

Ama o kişi bir siyasetçi. Bir Parti'de sağkol.

Tepki gösterdiği ve küfrettiği de İyi Parti'ye yöneltilen siyasi eleştiri. Haber yayımlandı.

Lütfü Türkkan yalan dedi. Genel Başkanından bir ses yok. Görüntüler çıktı.

Meral Akşener 3 buçuk gün sonra ses verdi. Görevden aldı. Türkkan'ın dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle hazırlanan fezleke, Meclis Başkanlığına sunuldu.

AKŞENER’İN ELLERİ TEMİZLENDİ Mİ

Ne oldu şimdi? Akşener'in elleri temizlendi mi?

Yine HDP ve PKK'ya karşı siyasetleri uygulamaya devam edecekler mi?

Herkes küfüre odaklanıyor.

Bir kişiyi ipe çekip sallandırmakla olay çözülüyor mu?

Bütün günahları birden su yüzüne çıktı.

FETÖ'cülüğünü, siyasi tutumunu Başkanı bugüne kadar bilmiyor muydu?

Bu soruyu sorunca bir izleyicim yanıt vermiş:

“CV'sinde olmazsa olmazlardandır...”

Haklı.

Neden medya ve bütün ekrandakiler eleştiriyi yönelten kişinin söylediklerini değerlendirmiyor da yalnızca küfürü duyuyor.

Onun üzerinde tepinmek kolay.

Şehit yakınının sesi medyada kısılıyor...

Peki, ne demek lazım?

Bak yüreği yanan abiciğim ne diyor! Aç kulaklarını dinle! HDP ve PKK siyasetine bir bak!

Hoş onlar da ne yanıt verecek, işleri kolay değil.

Ne yapayım, görev yerine getiriyorum mu..

Bu gerçek, Meral Akşener başta olmak üzere İyi Parti'nin siyasetinin gerçeğidir. Bu ortaya çıkmıştır. Bir küfüre tepkiye indirgemek son derece yanlıştır.

“Kadın olarak”mış...

Bunun kadınlıkla bir ilgisi olmadığı da açık değil mi.

Orada bir duyarlık yok.

Her daim tetikte bekleyen emperyalizm fonlu “kadın” örgütlerinden ses yok.

Oysa bizi "bir kadın olarak", böyle bir partiyi ABD güdümüyle iktidara aday yapma gayretleri çok ama çok ürkütüyor.

DİPLOMALARIN ÂLÂSI VAR

Doğru, diploma arıyorsanız var.

Kabataş Erkek Lisesi, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Yüksekokulu, Yıldız Teknik Üniversitesi Matematik Bölümü, Makedonya Kiril Metodij Üniversitesi Türkoloji Bölümü, Doce Golcev Üniversitesi Türkoloji Bölümü.

Para arıyorsanız o da var.

Sanayici. Bir şirketin yönetim kurulu başkanı.

Kocaeli Sanayi Odası Meclis Üyeliği, Dilovası Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Üyeliği,

Futbol Federasyonu Dış İlişkiler Komite Üyeliği, Bursaspor As Başkanlığı, Vardar Spor ve Karagümrükspor Başkanlığı, Rumeli Türkleri Kültür Dayanışma Derneği ve Rumeli Eğitim Vakfı Başkanlığı, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Üyeliği yapmış.

O kimseleri beğenmeyen Beykent ve Boğaziçi Üniversitelerinin düzenlediği Balkan konferanslarına tebliğler sunmuş.

Dil derseniz bir tane de değil...

İyi düzeyde İngilizce, Rusça; orta düzeyde Makedonca ve Bulgarca biliyormuş...

Siyasette baştacı mı olacak yani...

YALAN MÜBAH

Şunu da soracağız elbette.

Siyasette yalanı var mı?

O mübah. (bkz.https://www.dogrulukpayi.com/aktor/lutfu-turkkan @dogrulukpayicom)

Binlerce kişi o yalanları beğenmiş, alkışlamış...

Altında ne yorumlar...

Neden hiç soru sormamış?

Neden güdülmüş?

Çünkü gözünde sosyal medya gözlükleri var.

Şimdi o gözlükleri çıkarıp olaya bir kez daha bakalım.

Şu çözüm mü?

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Lütfü Türkkan hakkında "hakaret" ve "etkili eylem" suçlamasıyla fezleke hazırladı. Parlamenter Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan fezlekede Türkkan'ın dokunulmazlığının kaldırılarak yargılanması istendi. Fezleke Adalet Bakanlığı'na, oradan da Cumhurbaşkanlığı'nca TBMM'ye gönderildi.

TBMM'nin gündeminde en son bildiğim 1360 kadar fezleke var. TBMM Anayasa Adalet Karma Komisyonu'na sevk edilecek. Hadi diyelim, ortalığın yatışmasını bekleyip soğutmadılar. Çünkü komisyonun fezlekeyi öne çekme yetkisi var. Türkkan'ın dokunulmazlığı kalkabilir.

Bu mudur?

Rahatlayıp evlerimize mi döneceğiz.

Şehit yakınına kulak vermeyecek misiniz?

Neden İyi Parti’ye bu kadar tepkisel?

HDP'yle birlikteliğe karşı, öyle değil mi...

Meclis'te evet-hayır oyu verirken bir yandan kaçan oyları sen tutacaksın, ötekini ben... işbölümü yapacaksın. Buna da benim yüreği yanık vatandaşıma inandıracaksın...

Yok öyle!

BU MİLLETE YALAN SÖYLÜYORSUNUZ

Gidin Diyarbakır'a HDP il başkanlığının önüne. Kapısına kilit vurduran Kürt analarını da Türk analarını da dinleyin. Van, Şırnak, Hakkâri ve de Bingöl! Ve de Trabzon ve de İzmir ve de Edirne Kırklareli...

Bu millet yeter artık diyor, yeter bu teröre kurban verdiğimiz evlatlarımıza, şehitlerimize...

Madem sövgüye karşısınız. O zaman övgüye de karşı olacaksınız.

Bu İyi Parti ve o birlikteliğe bir sesleniştir. Bir tek Türkkan'la çözülmez.

E ne yapayım, altı milyon oyu var. Onun önünde başımı eğerim. Sırtını sıvazlar geçerim olabilir mi?

Ayrıca öyle bir altı milyon oy olmadığını sizler de iyi biliyorsunuz.

Millete yalan söylüyorsunuz.

HDP kapatılacak!

Onu besleyenler de bu ülkeden def edilecek.

Onun beslediklerinin de kökü kazınacak!

Türkiye'deki bütün siyasi partiler ve liderler bu soruya yanıt verecek.

Bu hesap öyle kapanacak.

ABD DENİZ PİYADELERİ TÜRK KILICI VE HATİCE ABLAMIZIN DOĞAL GAZ PARASI

Söz denizden açılmışken bir haber de ABD'den verelim. ABD Deniz Piyadeleri 246. kuruluş günlerini kutlamışlar. Geleneksel olarak pasta 1805'ten bu yana Memluk kılıcıyla kesiliyormuş. ABD deniz piyadelerinin yurtdışındaki ilk başarıları Libya'nın liman kenti Derne'de Osmanlı Valisi’nden aldıkları bu kılıçmış.

Anlaşılan görüp göreceğimiz bu diyorlar.

Şimdi İstanbul limanında karaya çıkmaya bile korkuyorlar, biliyorsunuz.

Türk gençleri ellerinde çuvalla onları bekliyor.

Hatice ablaları biliyor musunuz bizim TGB'li gençlere ne demiş...

“Size destek için gönderecek param yok, ama olsun battaniyem var. Biraz az doğal gaz yakacağım. Parasını çuval alabilin diye size gönderiyorum...” Onların sırtı hiç yere gelir mi...

DENİZ TOPLARINDA ZAFER BİZİMDİR

Makine ve Kimya Endüstrisi A.Ş. (MKE) tarafından geliştirme çalışmaları devam eden 76/62mm Deniz Topu’nun karadaki ilk test atışı gerçekleştirildi. Gelişmeyi 10 Kasım'da MKE şöyle duyurdu.

“Mustafa Kemal Atatürk’ün 'Zafer, zafer benimdir diyebilenindir' sözünden esinlendik, Cumhurbaşkanımızın 'yapılamaz denileni yapın' talimatıyla yola çıktık, YAPTIK! Bağımsız ve güçlü Türkiye için çalışıyoruz”.

Daha önce Türkiye'nin 76/62mm deniz topunu 8.2 milyon avro’ya İtalya'dan aldığı, ancak son dönemde, ABD baskısı ve AB ambargosu nedeniyle tedarik sıkıntılarının çekildiği açıklanmıştı. Ondan sonra yerli deniz topu projesi gündeme alınıyor. 12 ayda Ar-Ge bitiyor. Bu arada İtalyan firma MKE’nin 76/62mm Deniz Topu projesine başlamasından 4-5 ay sonra Türkiye’deki lobi faaliyetlerini artırıyor. Ürünün fiyatını 5.1 milyon avro’ya düşürüyor, hatta eğitim paketi ve mühimmatlarını da yanında vermeyi teklif ediyor.

Ama kötü müttefik bizi savunma sanayi sahibi yapıyor adım adım... Deniz toplarını üreten dünyadaki sekiz ülkeden biri olduk. Hem de çok daha düşük maliyetle. Bu toplar hem hava, hem kara ve hem deniz hedeflerine karşı etkili. 360 derece dönebiliyor, eksi 15 ve 85 derecede atış yapabiliyormuş.

Ben ise hemen şu hesabı yapıyorum. Tamam güvenliğimizi sağlıyoruz, önemli adım. Kalan kaynakla ne yapabiliriz...

Sevinmiyor musunuz?

Gurur duymuyor musunuz?

Bu ülke bizim.

Bu bilim insanlarımız bizim.

Savunma sanayimiz bizim.

Yaparız.

Yapınca kimi de bu haberin altına şunları yazmış.

“Turuncu renkli toplardan mı bahsediyoruz şamandıra gibi olan, yoksa bildiğin deniz topu mu ??”

“Acaba bunlardan mı üretiyoruz?”

Artık bunlara ne diyecekseniz siz birşeyler söyleyin.

Hakkımı size veriyorum.