23 Temmuz 2024 Salı
İstanbul 33°
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

İBB 'sarı çete'ye karşı neden deve kuşunu oynuyor?

Recep Erçin

Recep Erçin

Gazete Yazarı

A+ A-

İstanbul'un taksi çilesi bitmek bilmiyor. İş o hale geldi ki artık sosyal medyada şunları görmeye başladık: Uber kullanıcısı Türk vatandaşları yabancı isimleri yazarak araç çağırdıklarında anında taksi geliyor. Bunu geçenlerde programa gittiğim bir medya kuruluşunda anlattığımda içlerinden bir editörün Çinli ismi yazarak taksi çağırdığını, normalde zor taksi gelen bir bölgede olan ofise hemen taksi geldiğini ancak gideceği yer konusunda taksimetre dışında pazarlık yaptığını anlattı.

Hafta içinde ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin UKOME (Ulaşım Koordinasyon Merkezi) toplantısı vardı. Martı TAG Kurucusu Oğuz Alper Öktem, Zeytinburnu Çırpıcı Sosyal Tesisleri'nin önüne gelerek Martı TAG sürücüleri ile bir açıklama yaptı ve dünyada 150'den fazla ülkede ve on binden fazla şehirde yürürlükte olan “paylaşımlı yolculuk yönetmeliğini” UKOME'nin çıkarma yetkisinin bulunduğunu öne sürdü. Öktem'e göre, İBB ilçe belediye başkanlarını UKOME'de oy vermeye çağırıp istediği yönetmeliği çıkarabilir.

İLAVE 70-80 BİN ARAÇ LAZIM

Konuyu Öktem'e sorduğumda şu sıralar ülke ülke gezerek “paylaşımlı yolculuk yönetmeliği” uygulamalarını incelediğini ve sosyal medyadan bu tecrübelerini yayınladığını söyledi. Dünyada 151 ülkede paylaşımlı yolculuk konusunda benzer düzenleme olduğunu, Avrupa'da 30 ülkede ise birebir aynı düzenlemenin yürürlükte bulunduğunu ifade eden Martı TAG Kurucusu Öktem, olmayan ülkeleri ise şöyle sıraladı: Kuzey Kore, Küba, Moğolistan, Eritre, Kongo ve Türkiye. Türkiye dışındaki ülkelere baktığımızda hemen hepsi hem ölçek olarak hem de yönetim biçimleri anlamında kendine özgü ülkeler. Muhtemelen bu ülkelerde böyle bir uygulamaya ihtiyaç yok. Peki Türkiye'de? İşte bu sorumuzu Öktem İstanbul ve New York'u karşılaştırarak yanıtladı. New York şehrinin nüfusu 8-9 milyon civarında. Şehirde 13 bin civarında taksi görev yapıyor. İstanbul'un nüfusu New York'un iki katı. Taksi sayısı ise yapılan son ilavelerle 19-20 bin civarında. Öktem'in verdiği bilgiye göre New York'ta taksilerin dışında 207 bin paylaşımlı araç kullanımda. İstanbul'da 150 bin Martı TAG ile çalışan araç var. İstanbul'un ulaşım sorununu çözebilmesi için ilave 70-80 bin araç lazım. Bu kadar taksi plakası verilmesi mümkün değil.

'SAKIZ ALACAKSAN GELME' DİYEN BAKKAL OLUR MU?

Gelelim işin bir diğer boyutuna, ilave 70-80 taksi plakası verilmeye kalksa taksici çetesi kıyameti koparacak. Zaten yoğun olan trafiğe bir ilave yük daha binecek. İstanbul gibi metropollerde çözüm bence de paylaşımlı yolculuktan geçiyor. Dünya metropolleri bunu yaygılaştırmış ve bir düzenleme getirmişse Türkiye'de de bunun yapılmaması için hiçbir neden yok. Halihazırda kullandığımız taksiler hem konfordan uzak hem de birçoğu pis.

Siz hiç yemek tezgahı başında sigara içen bir aşçının olduğu lokantada yemek yer misiniz?
Ama içerisi sigara kokan taksilere binmek zorunda kalıyoruz.

Siz hiç bardakları lekeli bir kafede çay içer misiniz?
Ama koltukları toz içinde taksilere binmek zorunda kalıyoruz.

Siz hiç alışveriş yapmaya girdiğiniz bakkalın “Şu kadarlık ürün almayacaksan girme.” dediğini duydunuz mu?
Ama “Kısa mesafe ise gelme, orası ters, şurası bilmem ne!” diyen taksicilerin arabasına binmek zorunda kalıyoruz.

Örnekler çoğaltılabilir. Elbette işini düzgün yapan, arabası tertemiz, yolcusuna misafir gibi davranan, esnaf diyebileceğim taksiciler de var onlar için sözüm meclisten dışarı. Onlar dışındakilerin ise esnaflıkla alakası yok. Peki kim bunlar?

EHLİYETİ YOK AMA TAKSİ PLAKASI VAR!

Devlet zamanında taksi esnafına plaka dağıtmış. Bunları da doğru düzgün bir kurala bağlamamış. Hal böyle olunca plakalar veraset yoluyla birbirine geçmiş. Borcu olan plakasını satmış. Bir kişi birden fazla plaka sahibi olmuş. Bir azınlığın elinde kalan plakalar yüzünden bugün taksi esnafı olmaya haiz şartları taşımayan kimseler şoförlük yapabiliyor.

İşin bir garip tarafı daha var onu da Alper Öktem'den öğrendim: “Plaka sahiplerinin yüzde 42'si taksi şoförü olabilecek yetkinliğe haiz değil; ya 18 yaş altı ya çok yaşlı ya da ehliyeti yok. Ama plaka sahibi. Plaka dünyanın her yerinde bir kişiye verilir. Zamanında arabaya plaka verilmiş.”

Yazı çok uzadığı için burada kesiyorum. Çarşamba günkü devam yazısında taksilerden vergi alınmadığı için maliyenin kaybettiği milyarları ve Martı TAG'ın ABD borsasında yaşadığı serüveni kaleme alacağım.

İstanbul İstanbul Büyükşehir Belediyesi İBB Taksi Uber