21 Temmuz 2024 Pazar
İstanbul 33°
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Merkez faiz artışı ile spekülatörleri vurdu

Recep Erçin

Recep Erçin

Gazete Yazarı

A+ A-

Yüksek enflasyonla mücadelede, dezenflasyonu sağlamak için para politikası tarafında Merkez Bankası üzerine düşen görevi yaptı. Para Politikası Kurulu, perşembe günü aldığı kararla faizi 5 puan daha artırarak yüzde 50 seviyesine çekti. Buna ilaveten gecelik borçlanma ve borç alma faizinde de aşağı yukarı üçer puan marj bırakarak, fiili durumda gerekli gördüğü günlerde ilave sıkılaştırma için faiz silahının emniyetini açık bıraktı. Para Politikası Kurulu da ayrıca geçtiği duyuruda ilave sıkılaştırma yapılabileceği mesajı verdi.

TL'YE SAHİP ÇIKMAK YERİNE

Merkez Bankası neredeyse hiç beklenmeyen bu artışı neden yaptı? Bir defa son haftalarda Merkez Bankası rezervlerinin erimesi üzerinden piyasada koparılan fırtınaya bakmamız gerekiyor. Bu erimenin önemli bir kısmı kamu enerji şirketlerinin ödemelerinden kaynaklandı. Bunu görmezden gelen spekülatör ekonomist tayfa, seçim öncesi siyasi hesaplar peşinde koşarak, işi vatandaşa yatırım tavsiyesi verme noktasına kadar vardırdı. Bu spekülatörler, üzerinde Atatürk resmi bulunan Türk lirası yerine Suriye'nin kuzeyinde terörist ordusu ile mücadele ettiğimiz Amerika'nın dolarına vatandaşı yönlendirmeyi marifet saydılar. Hâliyle döviz sıkışıklığı yaşanan bir ortamda ilave efektif döviz ve fiziki altın talebi TL üzerinde baskı yarattı. Öteden beri anlamsız bir şekilde üzerinde tepinilen "SWAP hariç net rezerv" tabloları da boy boy paylaşıldı. Vatandaş geçen seneki mayıs seçimleri öncesinde olduğu gibi speküle edildi.

ALTIN YETİŞTİREMEDİK!

Gelelim bir diğer etkiye. Sağ olsun Türk özel sektörü ne zaman ücret artışı olsa kârını paylaşmak yerine hemen bu maliyeti fiyatlara bindiriyor. Nihayetinde enflasyon sarmalına ücret artışları da bahane ediliyor. Hizmet sektörü tarafında katılık bu nedenle devam ediyor. İşin bir de gıda tarafı var elbette. Orada maalesef sorun çözülebilmiş değil. Nedenini bir başka yazıda ele alırız. Yılın ilk iki ayında enflasyonun hedef patikasının dışına çıkması da bilhassa yabancılar nezdinde ilave artış beklentisine yol açtı. Pay piyasasından seri yabancı çıkışları yurt içi yerleşikleri panikletti. Öteden beri süren altın talebi, son haftalarda ons tarafındaki değerlenme ile iyice arttı. İthalat kotası olunca hâliyle gram tarafında da panik yaşandı ve kuyumcular satılan altını yerine koyamaz hale geldi. Darphane ilave mesai yaptı.

GAYE HANIMIN KÖTÜ MİRASI

Bütün bu gelişmeler neticesinde geçen seçimler öncesinde olduğu gibi esasen bir ödemeler dengesi krizi bile söz konusu değilken panikletilen yerleşiklerin TL aleyhine tercihleri Merkez Bankası'na şahinleşmekten başka şans bırakmadı. Tabi biraz daha geriye gidersek görevden alınan Hafize Gaye Erkan'ın aralık ayındaki söyleşisinde "Vatandaşın yeterince kemer sıktığına" yönelik söylemi ve para politikası kurulu metninde verilen mesajlar faiz tarafında ilave adım atılmayacağı şeklinde beklenti oluşturmuştu. İş dünyası daha fazla faiz artmayacak beklentisi ile pozisyonunu oluşturdu. İstenen liralaşma sağlanamadı. Bundan sonra enflasyon da patika dışına çıkınca beklenti çıpalaması nerdeyse başka bahara kalıyordu ki enflasyon raporu toplantısında Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay'ın çıkışı durumu bir nebze toparladı. Dönem dönem Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in verdiği mesajlar da iş dünyasında politikaların kalıcı olacağına dair güvenin tesis edilmesini sağladı.

KÜÇÜK MUDİNİN PAYINI VERMEDİLER

Gelelim bir başka hususa. Geçen dönemde politika faizi artırılırken TL mevduatların faizi düşük kaldı. Bilhassa 100 bin TL ve altındaki mevduatlara politika faizinin çok altında bir getiri sunuldu. Bu durum finansal kararlar konusunda güvercin ürkekliğindeki mütevazı mudileri TL dışındaki varlıklara yönlendiren bir etki yaptı. Buna karşın TL mevduatta kalan mudilerin ise faiz payı bankalarca adeta gasp edildi. Tutarda düşük ama daha geniş bir topluluğu kapsayan bu kesim faizden hakkıyla nemalanamazken, krediler tarafında tokat yedi. Bu durum da dövize kayışı besledi. Nihayetinde birçok etki söz konusu iken bir de Merkez Bankası'na itibar suikastı yapmaya niyetli spekülatörlerin sesi çok çıkınca paniği önlemek için Para Politikası Kurulu sert bir artış daha yaptı.

FAİZ LOBİSİNE ÇALIŞIYORLAR

Faiz silahında mermi olduğunu, gerektiği durumda tetiğe basma yetkisinin de bulunduğunu herkes gösterdi. Biraz daha sabırlı olsak belli de bu artışa gerek duyulmayacaktı. Piyasayı panikleten yorumlar, spekülatif hareketler sonucu faiz lobisinin ekmeğine yağ sürüldü. Olan yine faizden olumsuz etkilenen kesimlere oldu. Daha düşük oranla iş çözülebilecekken el daha yüksekten açıldı. Bundan sonra bütün kurumların Merkez Bankası'na enflasyonla mücadelede destek vermesi şart. Sadece faiz artırarak bu işin çözülmeyeceği iyice kavranmalı ve seçim sonrası ilave düzenlemeler yapılmalı. Özetle Merkez Bankası yalnız bırakılmamalı...

Faiz Enflasyon para Merkez Bankası