NATO’nun doğusu

Doğu Perinçek

Doğu Perinçek

Gazete Yazarı
TÜM YAZILARI

Karadeniz ve Doğu Akdeniz suları birlikte ısınıyor.Putin ile Biden arasındaki 50 dakika süren telefon görüşmesinden sonra dünyanın gözü Rusya-Ukrayna sınırındadır. Aslında o sınır, Rusya ile ABD arasındadır ve aynı zamanda Türkiye ile ABD arasındaki sınırın da devamıdır.

Konu NATO’nun doğuya doğru genişlemesi. Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO’ya alınmasını Rusya kırmızı çizginin aşılması olarak görüyor. Türkiye’nin de kırmızı çizgisi orada ve Doğu Akdeniz’dedir.

RUSYA’NIN KARARLILIĞI

Rusya’nın Türkiye Büyükelçisi Sayın Aleksei Yerhov’un 23 Aralık 2021 günü Vatan Partisi Genel Merkezi’ne yaptığı ziyarette de geniş bilgi edindik. Yerhov, işin şakasının olmadığını Putin’e göndermeler yaparak anlattı. 1990-91 yılında Saddam Hüseyin’in yönettiği Irak, kendi İzmirleri olan Kuveyt’i ülke toprağına katınca, ABD’nin askerî hazırlığı için altı ay gerekmişti. Eğer Körfez ülkeleri NATO’da olsaydı, silahlı harekât için saatler yetecekti.

Rusya, NATO’nun, daha doğrusu ABD’nin nükleer namlularıyla komşu olmak istemiyor. Putin, ABD’den Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO’ya alınmayacağına ilişkin yazılı güvence istiyor.

AVRUPA’NIN KAYGILARI

12 Ocak günü yapılması öngörülen Rusya-NATO toplantısı ve diğer ikili görüşmelere giden süreçte özellikle Avrupa’da kaygılar yükseliyor. Almanya başta olmak üzere ABD’nin Avrupa’daki müttefikleri kendilerini Rusya ile karşı karşıya getirecek olasılıklardan kaçınmakta ısrarlılar ve ABD’nin Rusya’yı hedef alan yaptırım tehditlerine de olumlu bakmıyorlar.

MAYINLI ARAZİ

NATO’nun doğusunda ne var?

ABD, o coğrafyaya adım atarsa, en sonunda silahların konuşacağına dair öngörüler yaygın. Mayınlı bir coğrafya var NATO’nun doğusunda.

ABD, bu maceraya kalkabilir mi? Pek mantıklı gözükmüyor. ABD’nin her yerde kaybettiği ve kendi içinde keskinleşen çelişmelerle karşı karşıya olduğu koşullarda, Biden’dan böyle bir çılgınlık beklenmiyor. Ancak büyük savaşlar da benzer koşullarda çıktı ve her savaşın bir çılgını vardır. O çılgının kimliği savaşın sonunda belli oluyor.

ABD’NİN EGE VE DOĞU AKDENİZ YIĞINAĞI

Şu soru da hemen akla geliyor: Eğer savaş niyeti ve tehlikesi yoksa, ABD’nin Karadeniz ve Doğu Akdeniz yığınağı niçin?

O haritayı her fırsatta gözler önüne seriyoruz. Ege kıyıları Dedeağaç’tan Kavala, Selanik, Larissa, Stefanoviç ve Girit’in kuzeyine kadar, hep ABD üssü. Doğu Akdeniz’de ABD-İsrail-Yunanistan-Güney Kıbrıs tatbikatlarında namlular Türkiye’ye dönük. Bunca silahlı yığınağın bir anlamı olmalı.

Kimisi bu yığınağın Rusya’yı hedef aldığını söylüyor, kimisi de Türkiye’yi. Nasrettin Hoca’nın deyişiyle her iki görüş de haklı. ABD’nin, dolayısıyla NATO’nun hedefinde hem Türkiye var, hem de Rusya.

NATO’nun aforoz edilen üyesi Türkiye, NATO tehdidiyle karşı karşıyadır, dahası PKK ve FETÖ’yü temizlerken NATO ile savaşmaktadır.

KAFKASLAR VE KARADENİZ’DEN AKDENİZ VE ARAP-İRAN KÖRFEZİ’NE KADAR TEK CEPHE

Kafkaslar ve Karadeniz’den Doğu Akdeniz, Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyi, İran Arap Körfezi’ne kadar tek cephe var. Bu cephenin bütününde bölge ülkeleri ABD-İsrail eksenli tehditle yüz yüzedir. O nedenle Kırım boylarında artan ısı, Körfez’e kadar bütün canlıları ilgilendiriyor. Türkiye de o canlılar arasındadır.

Ve en önemlisi tek cephede farklı farklı stratejiler kurma olanağı yok. ABD güdümündeki birtakım sözde strateji uzmanları, bu cephenin farklı mevzilerinde farklı “partnerler” ile dans etmeyi bir çözüm olarak dillendirmeye devam edebilirler, ancak hayat bu tür fantezilere izin vermiyor.

NATO’NUN DOĞUSUNDA ATEŞ VAR

NATO’nun doğusunda ABD ve yandaşları için ateş var. Herkes, umulur ki o ateşi görüyordur ve görecektir.

Ancak tarihin belli düğümlenmelerinde ateşe başvuruluyor. Bu nedenle Biden, ABD’nin düğümünü nasıl çözecek sorusuyla karşı karşıyadır.

Aslında ABD için çözüm yok. ABD açısından bütün yollar çıkmaza gidiyor. İster savaşarak ister boyun eğerek varacağı yer ABD emperyalizmi için çıkmaz, ABD halkı için kurtuluştur.

TÜRKİYE ZİNCİRLERİNDEN KURTULUYOR

ABD’nin çıkmazı, Türkiye için de büyük çözümdür.

Türkiye, 1945 sonrasında bileklerine katılan zincirleri kırma dönemine girmiştir. 2014 yılında Silivri Duvarını yıkmamız ve arkasından Tayyip Erdoğan yönetiminin PKK’yı hendeklere gömme harekâtını başlatması ve 15-16 Temmuz 2016’da ABD Gladyosunu Türk Ordusunun ve Türk Milletinin gücüyle silahla ezmemizden bu yana Türkiye özgürleşmekte ve kendi geleceğini belirlemektedir.

İşte bu yolda Türkiye’nin stratejisi oluşuyor.

Tehdit, ABD-İsrail eksenlidir.

Müttefiklerimiz Başta Rusya olmak üzere öncelikle komşularımızdır.

Türkiye’nin güvenlik ve ekonomideki iş birliği birikiminin büyük güçleri Asya kıtasındadır ve Çin’e kadar uzanıyor.

ABD’yi hizaya getirerek caydıracak ve barışı kurtaracak strateji budur.

DÜZELTME

Dünkü 1 Ocak 2022 günlü Rota’da da Ege kıyısındaki ABD üslerini sayarken aynı yanlışımızı yineledik. Sağolsun Vatan Partisi Genel Sekreteri Özgür Bursalı arkadaşım uyardı. Filipoviç diye bir ABD üssü yok, doğrusu Stefanoviç olacak.