24 Temmuz 2024 Çarşamba
İstanbul 26°
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Söz savunmanın: ‘Tereddüt Çizgisi’

Tunca Arslan

Tunca Arslan

Gazete Yazarı

A+ A-

Türk sineması tarihinde, karakter olarak değilse de tipleme boyutunda çok sayıda avukata rastlamak mümkündür. Kadir İnanır, Melih Gülgen’in “Bedel”inde (1983) ve Halit Refiğ’in “Yarın Ağlayacağım”ında (1986) perdede avukat kimliğiyle boy gösterir örneğin. Ediz Hun, Mehmet Dinler’in “Söz Müdafanın”ında (1970), Göksel Arsoy, Mehmet Aslan’ın “Dost Bildiklerim”inde (1978), Cihan Ünal, Ömer Kavur’un “Körebe”sinde (1985), Gülşen Bubikoğlu, Osman Seden’in “Savunma”sında (1987), yeşil-kırmızı şeritli siyah cüppeleriyle çıkarlar karşımıza.

Örnekler çoğaltılabilirse de bu ve benzeri filmlerimizin ortak özelliği, çok sayıda hâkim ve savcı rolünü de dahil ederek, hukukun ve adliyenin gerçeklerinden uzaklıktır. Hiçbir “usule” uyulmaz bu filmlerde; avukatlar adeta birer karikatür gibidir, melodramatik unsurlar olmaktan öteye geçemezler.

Bu makûs talih ya da kısırdöngüden, Selman Nacar’ın “Tereddüt Çizgisi” filmiyle çıkıldığını söyleyebilirim. Hukuk mezunu bir yönetmen olarak Nacar, karar duruşmasında müvekkilini savunmak için çaba gösteren, yaşamın ve adliyenin gerçekleri içinde çırpınan Avukat Canan’ın öyküsü üzerinden ceza hukuku pratik çalışması gerçekleştiriyor bu ikinci filminde. Tülin Özen’in canlandırdığı Canan’ın, sinemamızda bugüne kadar görülmüş en gerçek, ete kemiğe bürünmüş avukat olduğu söylenebilir rahatlıkla.

ADLİYEDE TAVAN ÇÖKERSE

2021 yapımı ilk filmi “İki Şafak Arasında”da bir iş kazasının sonuçları üzerinde durarak Uşak’ı mekân edinen Nacar, bu kez de aynı şehirde geziniyor. Mastırını İngiltere’de yapmış Av. Canan, patronunu öldürmekle suçlanan bir işçi olan Musa’yı savunmaktadır. Davanın seyri, Musa’nın aleyhinedir. Canan ise karşı tarafın sinirlerini iyice geren bir savunma stratejisi izlemekte, dikkatleri başka bir şüpheliye çekmeye çalışmaktadır. Sonucu etkileyebilecek bir tanık ise duruşmaya gelmekten kaçınmaktadır. Duruşma sırasında salonun tavanının bir bölümünün çökmesi dahil bir sürü aksilik yaşanır. Anlayışlı ve ilkelerine sıkı sıkıya bağlı hâkim başta olmak üzere yargılamanın ve adliyenin tüm süjeleri, bir yandan da beyin ölümü gerçekleşmiş halde hastanede yatmakta olan annesiyle ilgilenen Canan’ın karşısında sıralanırlar.

USULE UYGUN BİR FİLM

Bir gün içinde ve çok büyük bölümü adliye-hastane odalarında geçen “Tereddüt Çizgisi”, biraz sıkıştırılmış-tıkıştırılmış hissi uyandıran organ bağışı ve çok ikna edici olmayan mektup faslı dışında gayet iyi işleyen, hukuki söyleminin ve diyaloglarının altyapısı sağlam, iyi oyunculuklara sahip bir film. İstanbul Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödülünü alan Tülin Özen, hâkim rolündeki Vedat Erincin, karşı taraf vekilini canlandıran Erdem Şenocak, sanık Musa’da Oğulcan Arman Uslu, kız kardeş Belgin’de Gülçin Kültür Şahin, bu sıra dışı filme epeyce parıltı katıyorlar. Festivalden en iyi yönetmen ödülüyle dönen Nacar da artık yalnızca “genç yönetmen” olmadığını kanıtlıyor. Hukuk birinci sınıfta, “Şekil, keyfiliğin can düşmanı ve özgürlüğün ikiz kardeşidir” diye öğretilir ya, filmin bu bakımdan hiçbir eksiği yok.

Ceza ya da hukuk yargılaması olsun Türkiye’deki en sorunlu alanlardan birine neşter atıp içeriden bir bakış gerçekleştiren, hukuk piramidinin ne yazık ki neredeyse en altında yer alıp hiç hak etmedikleri muamelerle yüzleşen avukatları başarıyla resmeden “Tereddüt Çizgisi”, politik söylemini biraz daha belirgin ve diri tutsa rahatlıkla başyapıt muamelesi görebilirdi. Bu haliyle bir tür öncü işlevi kazanmakla yetiniyor. Seyirciyi açık açık bilgilendirmeyen ama tüm ipuçlarını sergileyen ucu açık finali de tereddütlerle dolu bu öyküye oldukça yakışıyor.

Avukat Yeşilçam Türk Sineması Kadir İnanır Gülşen Bubikoğlu