15 Haziran 2024 Cumartesi
İstanbul 24°
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Medeniyet ve hayvan sevgisi

Atakan Hatipoğlu

Atakan Hatipoğlu

Gazete Yazarı

A+ A-

Evlerinin saçaklarına kuşlar için “Aşiyan” denilen küçük ahşap evler yapan, kapı girişlerindeki mermer veya taş basamaklara hayvanlar için su oyukları bıraktıran da biziz; Hayırsızada’da on binlerce köpeği aç susuz bırakıp öldüren de…

Tıpkı, Fatih Sultan Mehmet zamanında ellerinde kaplarla İstanbul sokaklarında dolaşıp, yerlerde gördükleri ifrazatın üzerine kül serpmekle görevlendirenin de; üzerinde gezindiğimiz, çoluk çocuğumuzu gezdirdiğimiz sokaklarımızı ifrazat ve çöp batağı haline getirenin de biz olduğumuz gibi…

Sokak hayvanları ile ilişkimiz, birbirimizle ilişkimizden farklı ve bağımsız bir konu değil. Burada meselenin özü doğa ve toplum ile ilişkilerimizi nasıl düzenlediğimizdir. Bu meselenin çözümü ile ilgili kurumsallaşmış ilişkilerin toplamına medeniyet diyoruz. Sokakta sadece köpekler yok, insanlar da yatıyor. Neresindeyiz bu işin? Soru budur.

Medeniyet tarihine baktığımız zaman, bir kültürün en incelmiş, etik ve estetik düzeyde en iyi işlenmiş haline ulaşabilmesinin, toplumun başta ekonomik olmak üzere yaşam şartlarının yükseltilebilmiş olmasıyla yakından ilişkili olduğunu görürüz. Bir başka deyişle, yukarıda olumlu davranış örneklerini verdiğimiz ecdadımız, birbirleriyle ilişkilerini bugün bizim yapabildiğimizden çok daha etkili çözümleyebildikleri bir aşamada, doğa ile ilişkilerini de bizden çok daha “medeni” biçimde çözümleyebilmişlerdi.

Tersinden söyleyelim: Ekonomisi berbat, çalışma yaşamı güvencesiz, kentleşmesi çarpık, siyaseti kepaze, toplumsal ilişkileri yozlaşmış bir topluma dönüştü(rüldü)k. Herkes barut fıçısı gibi geziyor. Hatta toplumsal ilişkilerimizdeki aşınma, bazı insanlarda hastalıklı bir hayvan sevgisi biçiminde tezahür ediyor. Tıpkı bazı insan sevgilerinin hastalıklı tezahür etmesi gibi…

Birbirimizi sevemezken hayvanları mı seveceğiz? Bugün kimilerinin hayvan sevgisi zannettiği şey, kişisel tutku, takıntı ve karşımızdakinin araçsallaştırılması üzerinden ruhumuzun derinliklerindeki tatminsizliğin ödünlenmesi arayışı olmasın!

Şurası açık: Milletçe medeniyet kaybı yaşıyoruz. İnsan-insan ilişkilerinde aklın ve bilimin rehberliğini kaybettik. Denetim bizde olmadığı için insan-doğa ilişkilerinde de denetim bizde değil. Oysa bunlar birbirinden ayrılamaz.

Sokaklardaki başıboş köpek sürülerinin saldırısına uğrayıp parçalanmış insanlara da barınaklarda bakımsız, üst üste yığılmış hayvanlara da içimiz yanıyor. Her iki manzarada da bir zamanlar yüksek medeniyet düzeyine ulaşmış, fakat bugün geleceğini planlayamayan, kaynak kıtlığı içinde, olayların sürüklemesiyle gündelik yaşayan bir toplumun, hem kendi fertlerine hem de hayvanlara çıkardığı bedeli ödüyoruz.

Sokak hayvanlarının sokaklardaki başıboşluğunu hayvan sevgisi adı altında savunmak da çözümsüzlük; toplanıp uyutulmaları türünden “Hayırsızada çözümleri” de çözümsüzlük. Peki, çözüm ne? Medeni bir toplum bu sorunlarını nasıl çözer, geçmişte nasıl çözmüştük?

Belediyelerin veteriner kadrosu yok, hayvan barınaklarının ödeneği yok, barınaklardaki personel yetersiz ve eğitimsiz. Eğitecek adam yok. Evlerde hayvan beslemenin bir çocuk büyütmek gibi sorumluluk istediğini öğretecek bir eğitim sistemi ve toplumsal değer aktarımı yok! İnsanın can olduğunu inkâr edercesine şiddeti, ezip geçmeyi, başkasının omzuna basarak yükselmeyi pompalayan bir kültürel iklimin içinde, hayvanlarla ilişkilerimizi nasıl düzenleyeceğimizi konuşuyoruz. Bu koşullarda bulunacak bütün çözümler yüzeysel olmak zorundadır. Çözüm, buradaki yokları var haline getirmektir.

Sahipsiz köpek belediye Fatih Sultan Mehmet Hayvan barınakları veteriner